Alevi Haber Ajansi

Kürtçe öğretmeni Mamo Erbaş: İç göç ve asimilasyon Kürtçe’yi zayıflattı!-VİDEO

 PİRHA- Kürtçe öğretmeni Mamo Erbaş, dil, hafıza ve kimlik arasındaki koparılan bağa dikkat çekti. “Kürt evinde Kürt olsun. Ama kapıdan çıktığında egemen dilin dilini kullansın” düşüncesinin yaygınlaştığını kaydeden Erbaş, “Egemen kültürün normları dayatıldı. Kürt Aleviliği büyük ölçüde ev içine hapsedildi. Bu süreçte birçok aile evde de Türkçeyi tercih etmeye başladı. Alevilik nötrleşti. “Sonuçta sadece ‘Aleviyiz’ diyebildik. Ne inancımızı yaşayabildik, ne kültürümüzü” diye belirtti.

Kürtçe öğretmeni Mamo Erbaş, yalnızca bir eğitimci değil, aynı zamanda belleğin izini süren bir araştırmacı.

2014–2018 yılları arasında Mardin Artuklu Üniversitesi Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde eğitim alan Erbaş, mezuniyetinin ardından yönünü Kürtçeye ve özellikle Kürt Alevi kimliğine çevirdi. Onun için bu çalışmalar akademik bir ilginin ötesinde, kişisel bir sorumluluğa karşılık geliyor. “Kendimde memnuniyetle sahip olduğum bir kimlik,” diyor ve ekliyor: “Uzun yıllar boyunca asimilasyon, yok olma ve kabul görmeme baskısıyla karşı karşıya kalan bir kimliğin izini sürmek istedim.”

SAHADA DERLENEN HAFIZA

Erbaş’ın yolu Malatya, Adıyaman ve Maraş’a düşüyor. Alevi kültürü ve inancının yoğun olarak yaşandığı bu coğrafyada derleme ve arşiv çalışmaları yürütüyor. Ancak bölge halkının kendi ağzını esas alıyor.

“Standart bir dilin ötesine geçmeye çalıştım,” diyor. “Sebebim, kültürdeki öz kavramını yabancılaştırmamak.” Bu nedenle metinlerinde yöre halkının konuşma biçimi, ritmi ve sözcük dünyası korunuyor. “Anne ağzıyla yazdım,” diye özetliyor.

Çünkü Erbaş’a göre dil, yalnızca iletişim aracı değil, kimliğin taşıyıcısı.

Yaklaşık üç yıldır Avrupa’da yaşayan Erbaş, diasporada eğitim çalışmalarını sürdürüyor. Dortmund Dergahı’nda Kürtçe kursları veriyor. Bugüne kadar yaklaşık 40 öğrencisi olmuş.

Ancak onun hedefi yalnızca dil öğretmek değil. “Bir yandan öğretmenler de yetiştirmek istiyorum” diyor.

Erbaş’ın üzerinde çalıştığı projelerden biri de Alevi inancının Kürtçe ifade edilişine dair bir sözlük. Bu çalışma ile, inanç terminolojisinin Kürtçedeki karşılıklarını derlemeyi amaçlıyor.

Ona göre “Dil varsa hafıza var. Hafıza varsa kimlik var.“

Mamo Erbaş 21 Şubat Dünya Anadil Günü vesilesiyle anadilin önemini PİRHA’ya anlattı. Erbaş düşünlerini hem Türkçe ve hem de Kürtçe olarak aktardı.

“KÜRT VE ALEVİ İSEN BU TOPRAKLAR SENİN DEĞİL”

21 Şubat’ın yalnızca bir farkındalık günü değil, aynı zamanda dilsel direnişin sembolü olduğunu dile getiren Erbaş, dünya genelinde binlerce dilin yok olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de tehlike altındaki dillere değinen Erbaş, Kürtçenin Kurmanci ve Kırmanckî lehçelerinin tarihsel baskılar nedeniyle gerilediğini aktardı.

Erbaş, geçmişte uygulanan asimilasyon politikalarının dil aktarımını zayıflattığını belirterek, şunları söyledi:

“Özellikle Malatya, Maraş, Adıyaman, Sivas, Dersim hattı asimilasyon için fiziki olarak elverişli alanlara dönüştürüldü. Şark Islahat Planı’nın burada yoğun olarak uygulandığını tarihsel belgelerle biliyoruz.

Osmanlı’dan beri ve özellikle Jön Türkler döneminde tek bayrak, tek dil, tek vatan anlayışıyla yerleştirme politikaları devreye sokuldu. Örnek vermek gerekirse Malatya’nın Doğanşehir ilçesi. Yöre halkının hafızasında aktarılan gerçeklik şudur: “Yıllar boyunca biz buradaydık. Sonradan gelen insanlar Kürt ve Alevi inancına sahip olmayan insanlardı.” Bugün Doğanşehir’e Kars’tan ve Gürcistan’dan getirilen Türkler yerleştiriliyor ve sonradan yerleştirilenlere yerli deniliyor. Aslında o toprakların sahibi orada yaşayan Kürt Aleviler olmasına rağmen yok sayılıyor. Eğer Türk veya Müslümansan bu topraklarda yaşayabilir ve bu toprakların senin olduğunu kanıtlayabilirsin. Ama Kürt ve Alevi isen bu topraklar senin değil.”

KORKU, TRAVMA VE DİL KAYBI

Türkiye’de yaşayan Kürtlerin büyük bir risk altında olduğunu ifade eden Erbaş,  “Kürtçe konuşulduğu, Alevi inancı sürdürüldüğü için yaşanan baskılar, katliamlar ve travmalar kuşakları etkiledi. Bazı aileler çocuklarını korumak amacıyla Kürtçeyi daha az görünür kılmayı seçti. 1980’lerden itibaren hızlanan iç göç, köyden kente geçiş ve eğitimde Türkçenin baskınlığı dil kullanımını ciddi biçimde etkiledi. Çocuklar okulda ve sosyal çevrede çoğunlukla Türkçeyle büyüdü. Kürtçe birçok evde geri plana düştü” dedi.

“EV KÜRDÜ” DAYATMASI

“Kürt evinde Kürt olsun. Ama kapıdan çıktığında egemen dilin dilini kullansın” düşüncesinin yaygınlaştığını kaydeden Erbaş, “Egemen kültürün normları dayatıldı. Kürt Aleviliği büyük ölçüde ev içine hapsedildi.Aleviliğin eğitim sisteminde ve resmi kurumlarda yer almaması asimilasyonun en önemli etkenlerinden biri haline geldi.Bu süreçte birçok aile evde de Türkçeyi tercih etmeye başladı. Alevilik nötrleşti.“Sonuçta sadece ‘Aleviyiz’ diyebildik. Ne inancımızı yaşayabildik, ne kültürümüzü ” diye belirtti.

Dil, inanç ve kültürün kamusal yaşamda görünür olması gerektiğini vurgulayan Erbaş, “Dil dünyayı renklendirir. Dilin olduğu yerde insan vardır. Hala geç kalmış değiliz. Daha çok dayanışma, daha çok üretim ve daha çok kültürel cesaret gerekiyor.” diye konuştu.

Elif SONZAMANCI/KÖLN

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.