Alevi Haber Ajansi

Kordu’dan krom madeni tepkisi: ÇED süreci formaliteye dönüştü

PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pülümür ilçesine bağlı Karagöz (Gurik) köyü merkezli olarak planlanan krom madeni projesinin bölge halkı, ekosistem ve inanç değerleri üzerinde yaratacağı yıkıcı etkileri gündeme taşıdı. Kordu, projeye dair sorularını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle Meclis’e yazılı soru önergesi sundu.

Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz (Gurik) köyü ve çevresinde, Dimin Madencilik tarafından planlanan krom madeni projesi için ÇED sürecinin yeniden başlatılması, bölge halkı ve yaşam savunucuları tepki göstermeye devam ediyor.

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Karagöz köyü merkezli 7 köyde yapılacak krom madeni ocağı için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a yazılı soru önergesi verdi. Projenin geri dönülemez bir ekolojik kıyıma yol açacağını savunan Kordu, maden projesi yapılırsa hayvancılık, arıcılık faaliyetlerini yürütenlerin ve bölge halkının büyük zararlar göreceğini kaydetti.

”MADEN PROJESİ HAYATA GEÇİRİLİRSE BÜYÜK RİSK VE ZARARLAR YARATACAKTIR”

Kordu, Dimin Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından hazırlanan projenin, Dağbek, Çakırkaya, Kovuklu, Kaymaztepe, Mezra ve Kocatepe köylerini kapsayan geniş bir havzada planlandığını, toplam 686 hektarlık ruhsat alanının doğrudan Pülümür Çayı ve dolayısıyla Fırat Havzası üzerinde kritik riskler oluşturduğunu belirtti.

Milletvekili Kordu, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) sürecinin, yerel halkın 2024’teki güçlü tepkisine rağmen 13 Nisan 2026’da yeniden başlatıldığını hatırlatarak, projenin hem çevresel hem de sosyo-kültürel boyutlarını şu ifadelerle öne çıkardı:

Eğimli arazide yapılacak kazıların jeoteknik dengeyi bozacağını, erozyonu tetikleyeceğini ve fay hatları üzerinde risk oluşturacağını,

Ağır metallerin Pülümür Çayı’na karışarak tüm havzanın su kalitesini geri dönülemez şekilde kirleteceğini,

Bölgede arıcılık ve hayvancılığın büyük tehdit altında olduğunu, meraların kapatılmasıyla yaylaların hayvancılığa kapanacağını,

Alevi inancı açısından kutsal sayılan Buyer Ana ve Büyük Çeşme gibi ziyaretgâhların maden sahasının etki alanında kalmasının, toplumun inanç özgürlüğüne açık bir saldırı anlamına geleceğini.

Kordu, önergesinde şu sorulara yanıt istedi:

  1. Halkın açıkça karşı çıktığı Karagöz krom madeni projesi neden yeniden ÇED sürecine alınmıştır?
  2. Projenin Pülümür Çayı ve Fırat Havzası üzerindeki etkisine dair bağımsız bir hidrolojik analiz yapılmış mıdır?
  3. Bölgenin flora ve fauna zenginliğini korumak için hangi somut önlemler alınacaktır?
  4. Mera alanlarının madenciliğe açılmasının arıcılık ve hayvancılık üzerindeki etkisi ÇED raporunda nasıl değerlendirilmiştir?
  5. Eğimli arazide yapılacak kazıların yaratacağı jeoteknik risklerle ilgili kapsamlı bir zemin etüdü var mıdır?
  6. Proje sahasının kutsal ziyaretgâhlarla mesafesi nedir ve bu alanların korunması için bir plan var mıdır?
  7. 686 hektarlık ruhsat alanının yalnızca 66 hektarı için ÇED sürecinin işletilmesi “dilimleme stratejisi” midir?
  8. Dimin Madencilik’in diğer illerdeki projelerinde yaşanan çevresel tahribatlar Bakanlık kayıtlarında mevcut mudur?
  9. Şirketin son 5 yılda Dersim’de başvuruda bulunduğu maden proje sayısı kaçtır?

Kordu, projenin Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı” ile Türkiye’nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu vurguladı. Ayrıca, halkın iradesinin yok sayıldığı karar alma sürecinin ÇED sürecinin yalnızca bir formaliteye dönüştüğünü gösterdiğini ifade etti.

PİRHA/ANKARA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.