PİRHA- Gazi Katliamı’nda yaşamını yitiren Zeynep Poyraz’ın babası Cemal Poyraz, kızının öldürüldüğü geceyi ve sonrasında yaşadıkları acıyı gözleri dolarak anlattı. Cemal Poyraz’ın anlatımı, sadece bir katliamın değil; bir mahallenin, bir ailenin ve bir babanın hafızasında hala yaşayan derin bir yarayı ortaya koyuyor. “Zeynep boşuna gitmedi” diyen Cemal Poyraz, yıllardır süren adalet arayışlarının sonuçsuz kaldığını vurguluyor.
12 Mart 1995’te İstanbul’un Gazi Mahallesi’nde kimliği belirsiz kişilerin mahalledeki kahvehanelere ve bir cemevine silahlı saldırı düzenlemesiyle başlayan olaylar günler süren protestolar ve polis müdahalesiyle Türkiye tarihine “Gazi Katliamı” olarak geçti. Çoğu Alevi yurttaşlardan oluşan mahallede güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu çok sayıda kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı. Aradan geçen yıllara rağmen katliamın sorumlularına dair adalet talebi ise hala sürüyor.
O gün hayatını kaybedenlerden biri de Zeynep Poyraz’dı. Babası Cemal Poyraz, kızını kaybettiği geceyi ve sonrasında yaşadıkları acıyı yıllar sonra hala aynı ağırlıkla anlatıyor.
BİR AKŞAM HABERİNDE BAŞLAYAN KABUS
1995 yılının Mart ayında sıradan bir akşam, Gazi Mahallesi’nde yaşayan binlerce insan için bir kabusa dönüştü. O akşam işten evine dönen Cemal Poyraz da, birçok insan gibi televizyonun karşısında akşam haberlerini izliyordu. Haberlerde mahallelerinde silahlı bir saldırı olduğu söyleniyordu.
Cemal Poyraz o anı şöyle aktarıyor:
“Ben Zeynep Poyraz’ın babasıyım. 1995’te biz işten geldik. Akşam haberlerini dinledik. Gazi’ye bir saldırı olmuş akşam saat sekiz buçukta. Yaralılar var. Kahvede Halil Kaya isminde birisi öldürülmüş.”
Yaralılar arasında tanıdıkları olabileceğini düşünen Poyraz ve çevresindekiler hemen dışarı çıkıyor ve Poyraz gerişini şöyle anlatıyor:
“Biz kalktık çıkmaya. Zeynep’im ben de gelirim dedi. Ben de dedim ki kızım bak sen gelme biz gideriz. Ama ‘ben çocuk değilim’ dedi, gelmek zorundayız.”
Kızı Zeynep’in kararlılığı karşısında onu yalnız bırakmak istemeyen Cemal Poyraz, birkaç araç dolusu insanla birlikte Gazi’ye doğru yola çıkıyor. Ancak mahalle girişleri kapatıldığını görüyorlar.
“İki araba dolu gittik ama Gazi’ye giriş kapalıydı. Döndük karayolları üstünden öyle Gazi’ye geldik,” diyor Cemal Poyraz.
KAHVEDE KANLAR İÇİNDE BİR BEDEN
Mahalleye vardıklarında karşılaştıkları manzara saldırının vahametini gözler önüne seriyor. Cemal Poyraz şöyle anlatıyor:
“Bir kahvenin önüne geldik. Halil Kaya’yı öldürmüşler. Masanın üstünde, sandalyenin üstünde yatıyor. Kanlar içinde. Üstüne gazete atmışlar. İnsanlar bağırıyor, çağırıyor. Mahalle sakinleri durumu anlattılar. Bir grup taksiyle gelmişler, üç kahveyi ve Cemevi’ni taramışlar. Kahvedeki Halil Kaya’yı öldürmüşler. Sonra karakola doğru gitmişler. Cenaze ve yaralılar ortada bekliyordu; sağlık ekipleri korkudan gelemiyordu. Sonra geldiler cenazeyi ve yaralıları götürtüler.İnsanlar sokaklarda ateş yakmış bekliyordu ancak herkesin içinde derin bir tedirginlik vardı. Zeynep’e gidelim kızım dedim. O da ben burada kalayım dedi. Petrol ofisinin orada arkadaşlarıyla şarkılar söylüyordu, halay çekiyorlardı.Dedim ki bak efendi efendi getirdim seni. Efendi efendi gidelim kızım. Beni kırma. O da beni kırmadı birlikte eve döndük.”
EVE DÖNÜŞ SONRASI YENİDEN SALDIRI
Cemal Poyraz eve döndükten sonra yaşananları şöyle aktarıyor:
“Biz eve gelirken, bizden sonra saat dört dört buçukta iki panzer, iki sivil araç, o zamanın beyaz Toroslarıyla geliyorlar. Gazi Cemevi’ndeki yaralıları bekleyen insanları tarıyorlar. Mehmet Gündüz katlediliyor.”
O gece yaşananları hala anlamakta zorlandığını söyleyen Cemal Poyraz, “İnsanlar işten gelmiş, yorgun. Kahvede maç izliyor. Kimin aklına gelir ki gelip kahveleri tarayacaklar? Eve geldik, yattık. Sabah altıda kalkmamız gerekiyordu. İki saat uyuduk” diye belirtiyor.
Cemal Poyraz aslında kızını tekrar mahalleye gitmekten alıkoymak istiyordu, “Ben Zeynep’i götürmedim. Gitmesini istemiyordum. Politik biriydi, biliyordum gideceğini” diyerek endişesini dile getiriyor.
Ancak onlar evden çıktıktan sonra Zeynep yeniden mahalleye gidiyor. Arkadaşlarını arıyor, olup biteni öğrenmek istiyor ve tekrar Gazi’ye dönüyor.
BİR HAYAT KURTARMAYA ÇALIŞIRKEN VURULDU
Çatışmalar devam ederken Zeynep Poyraz bir görme engelli kadını kurtarmaya çalışıyor.
Cemal Poyraz o anı şöyle aktardı:
“Zeynep gözü görmeyen bir kızı rampa yukarı çıkarıyormuş. Onu kurtarmaya çalışırken arkadan kurşunlanıyor.”
Yaralandığında arkadaşlarına söylediği sözler, o anın trajedisini gözler önüne seriyor:
“Zeynep diyor ki ‘Arkadaşlar, yoldaşlar siz beni bırakın. Siz uzaklaşın. Ben ölüyorum, sizi de öldürürler.’”
Arkadaşları onu bırakmıyor ve bir araç bulmaya çalışıyor. Bir dükkanın önündeki arabayı almak istiyorlar ancak onlara verilmiyor.
“Kapıyı zorladılar. Arabayı zorla aldılar. Zeynep’i hastaneye götürdüler” diyor Cemal Poyraz.
Ancak tüm çabalara rağmen Zeynep Poyraz hastanede yaşamını yitirdi.
Cemal Poyraz kızının ölüm haberini bir telefonla alıyor:
“Bana telefon geldi. ‘Cemal amca Zeynep yaralı’ dediler. Sonra ‘Zeynep’i kaybettik’ dediler.”
Hastaneye gittiklerinde yaşadıkları başka bir travmaydı:
“Hastanede isyan ediyorduk. Birisi geldi ‘Zeynep’e dokunmasınlar’ dedi.”
CENAZEYİ BİLE VERMEK İSTEMEDİLER
Poyraz ailesi için mücadele bununla da bitmedi. Cenazeyi almak istediklerinde polis engel çıkardı. Baba Poyraz o anda şöyle haykırıyor:
“Polis dedi ki biz Gazi’ye cenaze götürtmeyiz. Nereye götürürseniz götürün. Dedim ki siz öldürdünüz çocuğumu. Cenazesi bana aittir. Siz kimsiniz?”
Aileler direndi ve cenazeler Gazi’de defnedildi.
“Direndik. Gazi’ye defnettik. Her birini bir şehit olarak kabul ettik.”
“MEZAR TAŞLARINI BİLE GÖZALTINA ALDILAR”
Katliamdan sonra yaşanan baskılar cenazelerle de bitmedi. Cemal Poyraz, mezar taşlarının bile polis tarafından alındığını anlattı:
“Hasan Ocak’la Zeynep Poyraz’ın mezar taşlarını yapıyorduk. Bir gittik ki polis mezar taşlarını gözaltına almış. Mezar taşıyla senin ne işin var kardeşim? Savcılığa başvurarak mezar taşlarını geri aldık.”
“BİZ VURANI DEĞİL, VURDURANI ARIYORUZ”
Cemal Poyraz’a göre asıl mesele tetikçiler değil, emri verenler:
“Bizim derdimiz sadece vuran değil, vurduranı arıyoruz.”
Ancak yıllar geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını belirten Poyraz, “Bu devlette aradığımız adaleti bulmak mümkün değil” diyerek tepkisini dile getiriyor.
Yıllar geçmesine rağmen bir baba için acı hala aynı tazelikte. Ama Cemal Poyraz kızının mücadelesiyle gurur duyuyor:
“Zeynep boşuna gitmedi. Çocuğum onurlu bir dava uğruna gitti. Onurla ve gurur duyuyorum.”
Ve sözlerini şu uyarıyla bitiriyor:
“Bu katliam ne ilk ne de son. Bu suskunluk devam ettikçe daha çok acı yaşayacağız.”
PİRHA/İSTANBUL
Yoruma kapalı.