PİRHA- 30 Mart 1972’de yaşanan Kızıldere Katliamı, Türkiye devrimci hareketinin en kritik kırılma anlarından biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Mahir Çayan ve arkadaşlarının, Deniz Gezmiş ve yoldaşlarının idamını durdurmak için başlattığı eylem, dayanışmanın en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti.
Aradan geçen 54 yıla rağmen Kızıldere’de yaşananlar yalnızca bir çatışma değil aynı zamanda Türkiye’de devrimci hareketin yönünü belirleyen tarihsel bir eşik olarak değerlendiriliyor. O gün yaşananlar, devletin sert müdahalesi ile devrimci dayanışmanın karşı karşıya geldiği bir moment olarak hafızalara kazındı.
MAHİRLER VE DENİZLER: İDAMLARA KARŞI BİR DAYANIŞMA HAMLESİ
Mahir Çayan ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi üyesi arkadaşları, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen idam kararlarını engellemek amacıyla harekete geçti.
Bu çerçevede, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ile ideolojik ve örgütsel farklılıklara rağmen kurulan dayanışma, dönemin devrimci hareketi açısından önemli bir eşik oluşturdu.
Mahir Çayan ve arkadaşları idamların durdurulması için yabancı teknisyenleri kaçırarak devlete bir müzakere zemini yaratmayı hedefledi. Amaç, idamların infazını durduracak bir takas ya da siyasi baskı oluşturmaktı.
KIZILDERE’DE KUŞATMA VE KATLİAM
Kaçırılan teknisyenlerle birlikte Kızıldere köyüne geçen grup burada güvenlik güçleri tarafından kuşatıldı.
Gerçekleşen operasyonda, Mahir Çayan ve beraberindeki 10 devrimci ile birlikte 3 yabancı teknisyen hayatını kaybetti. Resmi anlatıda “çatışma” olarak geçen olay, kamuoyunda ve sol hareket içinde “katliam” olarak tanımlandı.
KIZILDERE’DE HAYATINI KAYBEDENLER
Operasyonda yaşamını yitiren devrimciler şunlardı:
Mahir Çayan
Sinan Kazım Özüdoğru
Hüdai Arıkan
Saffet Alp
Ertan Saruhan
Sabahattin Kurt
Nihat Yılmaz
Ahmet Atasoy
Cihan Alptekin
Ömer Ayna
“BİZ BURAYA DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK”
Kızıldere aynı zamanda Mahir Çayan’ın “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” sözleriyle simgeleşti.
Bu ifade, devrimci hareket içinde yalnızca bir direniş söylemi değil aynı zamanda dönemin politik atmosferine karşı bir meydan okuma olarak yorumlandı.
BİR DÖNEMİN KAPANIŞI, BİR HAFIZANIN BAŞLANGICI
Kızıldere Katliamı yalnızca bir operasyonun sonucu değil; Türkiye’de 1970’ler boyunca şekillenen siyasal çatışma ortamının dönüm noktalarından biri oldu.
Olayın ardından hem THKP-C hem de THKO büyük ölçüde dağıldı. Ancak Kızıldere, devrimci hareket açısından bir “yenilgi”den çok, dayanışma ve fedakârlığın sembolü olarak anılmaya devam etti.
Aradan geçen yıllara rağmen Kızıldere, Türkiye’de hâlâ politik ve toplumsal tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Her yıl 30 Mart’ta yapılan anmalar yalnızca geçmişi hatırlamak değil aynı zamanda adalet, yüzleşme ve tarihsel hafızanın korunması talebini de içeriyor.
Kızıldere, bugün hâlâ bir soruyu canlı tutuyor: Farklı siyasal çizgilerin ortak bir adalet talebi etrafında kurduğu dayanışma mümkün mü?
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.