Alevi Haber Ajansi

KHK ile ihraç edilen 24 yıllık öğretmenin mücadelesi-VİDEO

PİRHA- Darbe girişiminin ardından çıkarılan KHK’lerle çok sayıda kişi ihraç edildi. Bir gece yarısı  çıkarılan KHK ile ihraç edilen 24 yıllık resim öğretmeni Songül Tunçdemir de yürüttüğü mücadeleyi PİRHA’ya anlattı.   

Songül Tunçdemir…46 yaşında Alevi bir kadın, anne… Ve ihraç edilen 24 yıllık bir öğretmen. Aynı zamanda PSAKD Eğitim Sekreteri ve Eğitim-Sen Aktivisti.

Yıllardır sendikal mücadele veren bir öğretmen. Resim yeteneği olduğunu ve öğretmenliğin  hayal ettiği bir meslek olduğunu söylüyor Songül Tunçdemir. Malatya’da öğretmenlik yapmış. Kızının eğitimi için İstanbul’a tayinini istemiş. İmam hatip ortaokulunda göreve başlamış. Okulda, idareyle ve öğrencilerden kaynaklı sorunlar yaşamış. Okulda yaşadığı sıkıntıların ise diz boyu olduğunu söylüyor. Dört ay sonra da ihraç edilmiş meslekten.  İhraçla birlikte diploması fes edilmiş. FETÖ adı altında  solculara, Alevilere, demokratlara yönelecekleri beliydi diyor. İhraç edilen diğer öğretmenlerle mücadeleye başlamış. Tunçdemir, kadınların mücadele etmesi gerektiğini de vurguluyor.

İhraç edilen 24 yıllık Resim Öğretmeni Songül Tunçdemir, mücadelesini PİRHA mikrofonuna anlatı.

“ÖĞRETMENLİK RESMİ SANATI ÖLDÜRÜYOR”

Malatyalı 46 yaşındaki Songül Tunçdemir, 24 yıllık Görsel Sanatlar Öğretmeni ayrıca Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eğitim Sekreteri ve Eğitim-Sen üyesi.

“Hayalimde resim öğretmeni olmak vardı” diyen Songül Tunçdemir, öğretmenliğe büyük hayallerle başlamış. Tunçdemir, “Öğretmenlik, resmi, sanatı öldürüyor. Eğitim sistemindeki çarpıklıklar yüzünden. Ekonomik koşulların etkisi de fazla” diyor.

Tunçdemir ardından da eğitim sistemindeki gericiliği ve çarpıklığı şöyle anlatıyor:

“Tutarlı bir eğitim sistemimiz yoktu. Öğrenciyi yargılatan, ezbere dayalı bir eğitim sistemimiz vardı.  Ama son 14 yıldır AKP iktidarının eğitimde yürüttüğü politikalar,  4+4+4 sisteminin gelmesi iyice çarpıklaştırdı. 4+4+4 eğitim sisteminden sonra Alevi çocukları İmam Hatip Liselerine yerleştirilmeye başlandı. Birçok okul dönüştürülüp İmam Hatip haline getirildiği için mecburen gönderiliyor. Yıllardır zorunlu din derslerinin kaldırılması için mücadele veriyoruz. Bizler bu mücadeleyi verirken bir anda kendimizi imam hatiplerin içinde bulduk. Normal ortaokullarda ise zorunlu din dersi kaldırılmadığı gibi iki ders daha getirildi. Hz. Muhammed’in hayatı ve başka dersler getirtildi.  Bunlarla asimilasyon süreci daha da yoğunlaştırıldı.” 

Malatya’dan 4 ay önce İstanbul’a kızının eğitimi için tayinini isteyen Tunçdemir, Kartal Çakabey İmam Hatip Ortaokul’nda göreve başlamış. Okula gelir gelmez öğrencilerin kendisini internet üzerinden araştırdıklarını, sonrasında ise başlamışlar dersleri sabote etmeye. Tabi internet üzerinden araştırdıklarında öğrencilerin şunlardan rahatsız olduklarını söylüyor;

 “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şubesi başkanlığım vardı. Zorunlu din dersleriyle ilgili basın açıklamaları ve yürüyüşlere katılmıştım. Bunların videolarını bulmuşlar. Kendi aralarında Watsap grupları arasında tartışmışlar, konuşmuşlar hatta bazı veliler gelip okul idaresine böyle bir öğretmen var diye hesap sormuşlar. Bu bana göre hesap sormaktır.”  

Okulda öğrencilerin kendisine olan yaklaşımını ve yaşadığı sorunları şöyle anlatıyor:

“DERSLERİMDE TEKBİR SESLERİ GETİRMEYE BAŞLADILAR”

“İlk geldiğim hafta öğrenciler bana; siz ünlü bir ressamsınız, çok fotoğraflarınız var. İkinci üçüncü haftasında erkek sınıfı vardı. Bu arada erkek ve kadınların sınıfları ayrıydı. Dersimde tekbir sesleri getirmeye başladılar, bilinçli olarak yapıyorlardı. İstiklal Marşı’nı söylüyorlardı. Ben iki sınıfta kesinlikle ders işleyemedim. Çocuklara ’geç yerine’ dediğimde düşmanca baktılar, dersi sabote ettiler. İdare buna çok kayıtsız kaldı. İdareyi derse çağırdım gelmediler, sormadılar da. Ben bu iki sınıfta yaşadıklarımdan dolayı öğretmenlikten nefret ettim.”

Tunçdemir, okulda yaşadığı bu sorunların ardından bir gece yarısı aldığı haberle ihraç edildiğini öğrenmiş. Bu süreci kızından saklamış. Sonraki günlerde öğrendiğinde de ağlamış kızı. Ama şimdi en büyük destekçisi kızı olduğunu söylüyor Songül Tunçdemir.

Öğretmen Tunçdemir, ihracın ardından okul yönetiminin tutumunu da şöyle anlatıyor:

“KHK ile alınmamızın ardından Okul Müdürünün bana geçmiş olsun dileklerinde bulunmaması tamamen ihbara bağlıyorum. 15 Temmuz’dan sonra her şey ihbar üzerinde şekillendi zaten. Okul müdürleri bu kadrolaşmadan sonra keyiflerine göre hangi öğretmeni seçeceklerine karar veriyorlar.”

Okulda ihraç edilen tek öğretmen olan Tunçdemir, ihracında İstanbul’da İmam Hatip Okulunun etkisinin de fazla olduğunu söylüyor.

“MAĞDUR OLDUK VE ZORLUKLAR YAŞADIK”

İhraç edildikten sonra ekonomik olarak şu zorlukları yaşamış:

“Tabi planlarınız var, çocuğunuz okuyor, evin kirada yani tabi geçimin maaşa bağlı. Mağdur olduk ve zorluklar yaşadık. Ama şöyle bir şey var, biz çok paylaşımcı insanlarız gerçekten. Bir kuru ekmeğimizi birbirimizle paylaşan insanlarız. Bu demokratik mücadele içinde olan, bizim derneklerimiz, sendikalarımız. Biz güçlüyüz bunları da birlikte aşacağız.”

“SORGUSUZ SUALSİZ İŞİMİZDEN ETTİLER”

Son çıkarılan 686 Sayılı KHK ile öğretmenlikten ihraç edilen Songül Tunçdemir, bu sürecin Alevi, solcu, demokratlara yönelik baskıcı uygulamalar ile adım adım uygulandığını söylüyor:

“Aslında bu süreç biranda oluşmadı. Eğitimde torba yasalar ile 657’nin kaldırılmaya çalışılmasıyla birlikte biz dört beş yıldır hissediyoruz. Önce kurumlardaki Alevi, solcu, demokrat ve yurtsever müdürleri, amirleri görevden aldılar. Onları normal memurluğa getirdiler. Mesela okul müdürleri Eğitim-Sen’li ise onları görevden alıp yerine kendi adamlarını getirdiler. Bunun ayak sesleri önceden geliyordu aslında. En son 15 Temmuz FETÖ’nün darbe girişiminden sonrada zaten hemen akabinde demokrasi nöbetlerinde, Alevi mahallelerine baskılar uygulandı. Yani FETÖ adı altında biz Alevilere, solculara, demokratlara ve azınlıklara yönelecekleri beliydi. Daha sonra KHK çıktı.  Bu fetvaları andıran Kanun Hükmünde Kararnameler ile bizleri sorgusuz, sualsiz bir gecede işimizden, gücümüzden ettiler.” 

“MÜCADELEMİZ ÇOK ANLAMLI”

İhraç sonrası Eğitim- Sen bünyesinde yürüttüğü mücadeleyi de anlatıyor Songül Tunçdemir;

“Ülkemizin birçok yerinde bireysel olarak, toplu olarak ihraçlara karşı mücadele devam ediyor. Bu çok önemli. Çünkü yeni ihraçlardan da bahsediliyor. Hem bunları önlemek açısından hem de bizim mesleğe dönmemiz açısından bu mücadelemizi çok anlamlı buluyoruz. İstanbul yerelinde ise haftada dört gün eylemimiz var. Pazartesi ve Çarşamba günü Kadıköy Boğa’da ve Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda  15.00 ile 19.00 saatleri arasında oturma eylemimiz var. Bu eylemlerde imza kampanyası başlattık halkı duyarlı hale getirmek için. Cuma günü Kartal’da Eğitim-Sen 5 No’lu şubemizin eylemi var. Beş haftadır devam ediyor.” 

Eyleme desteklerin iyi oluğunu, kurum ziyareti ve halkın da destek verdiğini söylüyor. Halkın gelmesi onları daha mutlu ediyormuş. Eyleme katılım fazla olmadığını, katılmayanları katmaya çalıştıklarını, bazıları iş bulmuş ve bazıları da köylerine geri dönmüş.

İhraçlar çok travmalarda yaratmış. Yirmiye yakın kamu emekçisi hayatını kaybetmiş. Kimi kalp krizi, kimi psikolojik, kimi bunalımdan intihar ettiğini söylüyor. Böyle darmaduman aileler söz konusu diyor Songül Tunçdemir.

“DİPLOMAMIZ FES EDİLDİ”   

Öğretmen Songül Tunçdemir, süreç devam ederse ne yapacağını ise şöyle anlatıyor;

“Birkaç arkadaş İŞKUR’a başvuru yaptı ama KHK ile çıkarıldığını söyleyince işe almamışlar. Biz şu an direnişe yöneldik. Referandum sonrasına kadar iş aramayacağım. Referandum sonrası ancak özel yerlerde, zaten resmi yerlerde çalışamıyoruz. Diplomalarımız fes edildi. Özel yerlere de devlet baskısı var, bakalım zor ama bir şekilde ayakta kalmak zorundayız.”


OHAL koşullarında KHK ile öğretmenlikten ihraç edilen Öğretmen Songül Tunçdemir, referandumun çok şey ifade ettiğini söyleyerek şunları ifade etti;

“ARTIK SİZİ İSTEMİYORUZ DEMELİYİZ”

“Referandum çok şey ifade ediyor aslında. ‘Hayır’ çıkarsa bir şeyler değişecek mi? Hayır değişmeyecek ama dur diyeceğiz. 14 yıllık iktidarı döneminde ülkenin ötekileri hiç gülmedi. Hep mağdur durumuna düşürüldü. 14 yıldır yaptığı zulüm, işkence, kan döküldü, bombalar patladı, bir sürü insan işinden edildi. Bunlar hep demokratik mücadele edenlerin başına gelenler. Bunlara en büyük cevabı bence  referandum da vermeliyiz. Artık sizi istemiyoruz diyelim. Sonrası içinde büyük bir mücadele gerekecek ama referandumdan ‘Hayır’ çıkması gerekiyor.” 

“ALEVİ OLMAK, KADIN OLMAK ZOR”

Referandumda ‘Hayır’ın çıkmasıyla mücadeleyi büyüterek devam edeceğini söyleyen Tunçdemir, “Mücadeleci bir geleneğimiz var, biz işimize geri döneceğiz diyerek” şunları belirtti;

“Alevi olmak zor, bir de buna kadın eklenince çok daha zor hale geliyor. Bizim direnişçi bir geleneğimiz var. Biz mücadele etmekten ve direnmekten yılmıyoruz. Kadınların da kurtuluşu kendi elinde zaten. Yola devam diyorum. İhraçlar konusunda da biz zaten döneceğiz bunu biliyoruz. Daha önce örnekleri yaşanmış 12 Eylül’den sonra. Biz döneceğiz ama bizim başımızda bu hukuksuzluğu, bu adaletsizliği yaratanlar düşünsün. Çünkü verdikleri bu kararların altında kalacaklar. Umarım referandumda ‘Hayır’ çıkar ve bunun ilk adımı atılmış olacak.  Mücadeleye devam diyorum.”

Semra Acar / Sevim Kahraman

Haberin Videosu

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak