PİRHA- Kadıköy’de binlerce kadın 8 Mart mitinginde bir araya geldi. Yapılan konuşmalarda mücadele vurgusu öne çıkarken, “dünya halklarının özgürlüğü kendi ellerinde, mücadelededir. İranlı kadınların yıllardır molla rejimine ve bugün emperyalist-siyonist saldırıya karşı verdiği mücadelenin yanındayız” denildi.
8 Mart Kadın Platformu, İstanbul’un Kadıköy ilçesinde bulunan İskele Meydanı’nda miting düzenledi. Binlerce kadın, Boğa Heykeli’nden miting alanına yürüyüş düzenledi. Sık sık “Jin, jiyan, azadî” sloganın atıldığı miting şarkılar eşiliğinde halaylar çekilerek başladı.
Dilovası’nda hayatını kaybeden kadınların yakınlarından Emine Bulut, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Özgür Genç Kadın (ÖGK), Gemi Yapım ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk İşçileri Sendikası’nın Genel Sekreteri Beycan Taşkıran ile direnişteki Dardanel işçileri ve İstanbul Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Sultan Bozkurt, baskılara karşı mücadele çağrısında bulundu.
“KADIN ÖLÜMLERİ AYDINLATILSIN DEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Ortak açıklamanın Türkçesini 8 Mart Kadın Platformu’ndan Melike Argüç ve Tuğgen Gümüşay, Kürtçesini ise Ayşe Aksoy ve Evindar Aysal okudu.
Kadınların eşit, özgür ve güvenceli bir yaşam için mücadele verdiği vurgulanan açıklamada, şunlar ifade edildi:
“Tek adamın bir gecede feshettiği İstanbul Sözleşmesi standartlarına göre Türkiye’de yaklaşık 4.200 sığınma yeri olması gerekirken bu sayı sadece 150. Yaklaşık her 11.400 kadına yalnızca 1 sığınma yatağı düşüyor. Oysa kadınlar en çok aile içinde öldürülüyor. Kadın cinayetlerinin yaklaşık yüzde 65’i evde gerçekleşiyor. İktidar işte bu koşullarda önce aile yılı ardından ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ ilan etti. Kadınlara ‘aileyi koru’ diyenler, şiddetten kaçabilecekleri mekanizmaları kurmuyor. Asgari ücreti açlık sınırının altında bırakan iktidar öte yandan Türkiye’de toplam doğurganlık hızının 1,5’in altına düşmesinden yakınıyor. Sermayenin ucuz iş gücü arayışının nüfus planlanması olarak sunulmasını, kadınlara ve çocuklara güvenli bir gelecek vaat etmeyen bu sistemin ‘aile yılı’ programını kabul etmiyoruz.
Ölümlerimize ya ‘şüpheli’ deniyor ya da ‘tesadüf’. Soruyoruz: Tecavüze uğradıktan sonra zorla evlendirilen ve istismara uğrayan kızı Hifa’nın istismarına ses çıkaran; ‘intihar deyip üstünü örtmeyin, beni öldürecekler’ diye haykıran Fatma Nur’un ve kızı Hifa’nın ölümünde şüphe nerededir? Şüphe yok. Katil ve istismarcı Ayhan Şengüler vardır. Ve onu koruyan devlet vardır. Ama biz susmuyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanlara, 6284’ü uygulamayanlara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadın cinayetleri önlensin demekten vazgeçmeyeceğiz. Şüpheli kadın ölümleri aydınlatılsın demekten vazgeçmeyeceğiz.
Bizler biliyoruz, dünya halklarının özgürlüğü kendi ellerinde, mücadelededir. İranlı kadınların yıllardır molla rejimine ve bugün emperyalist-siyonist saldırıya karşı verdiği mücadelenin yanındayız.”
PİRHA/İSTANBUL
Yoruma kapalı.