Alevi Haber Ajansi

‘İntihar sayısının artışını engellemek için insanları bilinçlendirmemiz gerekiyor’-VİDEO

PİRHA-Dersim’de intihar sayısının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu ve son yıllarda artarak devam ettiğini belirten Psikolog Şilan Es, “Toplumsal dayanışma çok önemli ama günümüzde toplumsal dayanışma çok büyük tahribata uğramış durumda. Dersim’de artan intihar sayılarını engellemek için insanları bilinçlendirmemiz gerekiyor” dedi. Es, intiharların nedenlerinin sadece psikolojik ve toplumsal olmadığını, sistemsel bir sorun olduğunu kaydetti.

Dersim’de 2020 ile 2022 yılları arasında 15 kişi intihar etti. Araştırmalara göre Dersim, intiharların en çok yaşandığı iller arasında bulunuyor. İntihar girişimi en fazla genç gruplarda yaşanıyor. Peki, neden intiharlar her geçen gün artıyor? Psikolog Şilan Es, Dersim’de son zamanlarda artan intihar vakalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

“SON YILLARDA GEÇİM SIKINTISINDAN DOLAYI İNTİHARLAR OLDUKÇA FAZLA”

PİRHA: İnsanlar neden intihara sürükleniyor?

ŞİLAN ES: İntihar psiko-sosyal ve kültürel boyutları olan önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur. Birçok boyutu vardır. Yalnız psiko-sosyal ya da yalnız psikolojik boyutlarına bakmak salt bu açılardan düşünmek bizi yanlışlara sürükleyebilir. Çünkü biyolojik boyutları olduğu gibi toplumsal boyutları da incelenmesi gereken bir alandır. Türkiye genelinde son yıllarda oranlar artarak devam etmektedir. Birçok boyut var aslında, birçok da maddesi var; intihar girişimi, intihar düşüncesi, sonuçlanmış intiharlar, sonuçlanmamış intiharlar olmak üzere kategorilere ayrılan bir durum.

Dersim özelinde baktığımızda ortalaması Türkiye’nin üzerinde ve son yıllarda artarak devam etmekte. Birçok veri var elimizde fakat bu verileri son yıllarda çok fazla alamıyoruz, aldığımız zaman da özellikle maddeleri var ve bu maddelerin bazılarının altında diğer başlığı var. Diğer başlığının altında ne var bilmiyoruz. Önemli olanda buralara yoğunlaşmak. Özellikle son yıllarda şunu görüyoruz, geçim sıkıntısından olan intiharlar oldukça fazla çünkü derin bir ekonomik kriz içindeyiz maalesef bundan etkilenip intihar etme oranı artmakta.

İçişleri Bakanlığının verilerine göre 2015 ile 2020, bu beş yıllık süreç içerisinde 10094 erkek 3281 kadın olmak üzere toplamda 14530 kişi intihar etmiş. Bunlardan 1155’i on sekiz yaş altı sayılıyor. Bu 2002-2019 yılları 53 bin intihar gerçekleşiyor. Bunların 4801’i raporlara geçim zorluğu olarak geçmiş. Bu da çok önemli bir veri aslında yani intiharın salt tek bir noktadan ele alınmaması gerektiğini bize açıkça söylüyor. Aslında intihar çok toplumsal bir olgu ve bu olayı çok boyutlu düşünerek çok boyutlu çalışmamız gerekiyor. 1938’den gelen travmatik yaşantılar, askeri darbeler, yaşanan ekonomik krizler toplumda bir psikolojik baskı oluşturuyordu ve bu psikolojik baskı sonucunda bireyler bu döngüyü kıramadıkları için bazı psikolojik problemler yaşıyorlar. Toplumsal problemler yaşıyorlar ve hiç çıkmaz bulamayınca da intiharla sonuçlanıyor bunlar.

17 yıldaki toplam intiharların neredeyse yarısının, 22645 intiharın gerekçesi bilinmiyor, başlığı altında geçiyor. Bu da aslında önemli, ayırt edilmesi gereken bir oran. Bunun dışında şuna da değinmek istiyorum. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporlarına göre; son sekiz yılda 127 işçi borçları nedeniyle 68 işçi işsizlik nedeniyle, 53 işçi de mobbing nedeniyle intihar ederek hayatına son veriyor. Bizim bunları çok dikkate almamız gerekiyor. Yani gelen danışanlar olsun, intihar vakaları olsun bunlar tek boyutlu olaylar değil. Çok toplumsal olaylar. Çok boyutlu incelememiz lazım. Son olarak şuna değinmek istiyorum; Jandarma Genel Komutanlığı’nın 2020 faaliyet raporuna göre 50 bin 593 intihara teşebbüs var. Bu da aslında çok çarpıcı bir rakam. Belli kurumlarda bana göre incelenmesi lazım. Askeri kurumların, aile kurumlarının incelenmesi lazım. Onun dışında yurtlarda çok fazla intihar meydana geliyor.

“İNTİHAR ÇOK SİSTEMSEL BİR SORUN”

-İntiharın toplumsal yanı var mıdır?

Aslında sorun çok sistemsel bir sorun. Aile içerisine bakacak olursak kadın intihar girişimleri daha fazla. Neden daha fazla çünkü genel bir ezilme hali var. Zaten evlilik içerisinde evlilik rolü, anne rolü, toplumda kadın rolü, bunların sonucu baskılanma sonuçları, ezilme durumlarından dolayı bunlar meydana gelebiliyor. Erkek oranı neden fazla yine bu da toplumsal bir veri. Kadınlar daha naif, daha kibar göründüğü algılandığı için girişim boyutları daha fazla oluyor. ‘Yapamazsın zaten, beceremezsin’ o kadar bilinçaltına işlemiş bir olgu ki ama erkeklerde ‘ben bir kez bu işin içine girdim devam edeceğim’ şeklinde yorumlanıyor ve sonuçlanma oranı daha fazla görüyoruz.

Bunun dışında askeri yapılarda erkeklerin de kadınlar kadar baskı altında olduğunun söyleyebiliriz. Çünkü tırnak içerisinde bir sürü erkeklik görevi de var. Eve ekmek getirme, çalışma, birilerine bakma yükümlülükleri var ve her erkek erkeklik rolüne bürünmek istemiyor, askerlik yapmak istemiyor, sünnet olmak istemiyor, düğün yapmak istemiyor, işe girmek istemiyor. Bunlar da aslında toplumsal roller, bunların altında ezilince ve bir çıkış yolu bulamayınca dediğimiz şekilde sonuçlanabiliyor.

“DERSİM ÇOK TRAVMATİK BİR BÖLGE”

-Dersim’de intihar sayısının bu kadar çok olmasının sebepleri nelerdir?

Dersim çok travmatik bir bölge, yıllardır büyük travmalar yaşamış bir bölge. Bu travmalar çözülmediği sürece bu kuşaktan kuşağa aktarılacak. Bunun birçok çalışması da mevcut. Üç kuşak olarak düşünürsek dedenin 1938’de veya darbeler sürecinde yaşadığı stres tepkilerini kendi çocuğuna aktarıyor. O çocuk o travmayla yüzleşemediği zaman kendi çocuğuna aktarıyor ve böylece kuşaklar arası geçiş oluyor. Bu geçişle beraber aynı zamanda psikolojik durumları da içine katacak olursak bir çözümsüzlüğe yol açıyor. Dersim’in özelinde genel bir işsizlik problemi ve madde kullanımı var. Bunlarla da harmanlanınca sonuç intihar olarak önümüze çıkıyor.

İntiharları sadece 1938 Katliamı gibi travmatik olaylara bağlamak yanlış bir bakış açısı. Büyük bir belirsizlik döneminden geçiyoruz, gelecek kaygısı, ekonomik zorluklar yaşıyoruz. Bunun sonucunda psikolojik bir yardıma da ulaşamayınca çözümü bu şekilde arıyoruz. Bunun içerisinde aile yaşantısına da bakmak gerekiyor. Çok boyutlu bir durum. Buraya gelen bir danışanın genel bir öyküsünü alırız. Daha önce psikolojik bir destek aldı mı, ilaç kullanı mı? Aile geçmişin nasıl, sosyal hayatta ki aktivitelerin nasıl gibi sorular sorarız, Çünkü bütün bu sorular birbiriyle çok bağlantılı. Ülkede genel bir işsizlik sorunu mevcut, aile içi sorunlar var, toplumsal olarak bir baskı var.

“İNSANLARI BİLİNÇLENDİRMEK GEREKİYOR”

-İntihar etme süreci kişiden kişiye göre farklılık gösterir mi?

İntiharlar belirli bir zaman diliminde gerçekleşir diyemem, herkesin gerçekleşen olayla baş etme stili farklıdır. İntihar etme süreci herkeste farklı işliyor. Bir insan yakınını kaybettiğinde 1 ile 5 yıl arasında intihar riski vardır gibi bir gerçeklik yok, çünkü herkesin gerçekleşen olayla mücadele etme tarzı bambaşkadır. Kimi insan yalnız kalmak isterken kimisi de insanların içine çıkar, kimisi de psikolojik destek almayı kabul eder. Bu durumlar herkeste değişkenlik gösterir. Buna göre mücadele yöntemleri de farklılık gösterir. Psikoloji biliminde yardım istenmediği sürece yardım edemeyiz, bu gerçekliği de göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

İnsanları bilinçlendirmek gerekiyor. Ben bir çocuğun kişiliğini ne kadar kabul edersem o kişi de o kadar gelişecek. Psikolojide şema dediğimiz kavramlar var ve bu şemalar çocukluktan itibaren oluşan şemalar. Fazla ilgi veya çok fazla ilgisizlik gibi veya şiddet ortamı, istismar ortamında gelişen şemalar bunlar. Bizim zihnimiz bu şemalara göre şekilleniyor, insanların olayları algılayış biçimleri, oluşan şemalara göre şekilleniyor. O yüzden bir kişi bir olaydan çok fazla etkilenirken diğer insan o olaydan daha az etkileniyor.

“ARTIK TOPLUMDA DAYANIŞMA KÜLTÜRÜNÜ GÖREMİYORUZ”

-İntiharı engellemek için neler yapılabilir?

İntiharı sorunca kişiyi intihara yönlendiriyoruz sorusu yanlış bir düşünce aslında, çünkü o insanın yardım alma ihtiyacına da cevap verebiliriz. Psikologlar her şeyi çözer algısı da çok yanlış bir düşünce. Kişinin, ailenin, kurumların veya toplumun yapması gerekenler de var ama sistemin sorunlarını sadece psikologlar çözemez bu sorunlar çok derin ve sistemsel bir durum. Farkındalık eğitimleri yapılabilir, Dersim özelinde iş imkânları ve sosyal aktiviteler arttırılabilir ya da destek merkezlerinin sayısı arttırılabilir. İntiharın gerekçelerinin sıralamasını yapamam ama sosyal aktivitelerin az olmasının payı var. Aslında çok baskı altında bir toplumuz sadece sistemler tarafından değil kendi içerimizden de baskı altındayız örneğin aile içerisinde de baskı altındayız. Genel bir özgürleşememe hali var aslında bu da var, olumsal problemlere yol açıyor.

Neden varım, neden çalışıyorum, bir işe yaramıyorum gibi daha anlamsal sorular sormamıza yol açıyor. Bu algıya bir çözümsüzlük haliyle varılır, ülkedeki çoğu kişide umutsuzluk hali mevcut bu durum sadece aile ve iş yaşamımızı etkilemiyor aynı zamanda bizim iyilik halimizi de etkiliyor. Yaşadığım ekonomik kriz benim ruh sağlığımı etkiliyor çünkü hepsi birbiriyle bağlantılı. Aile içerisinde bir kriz var ve ekonomik anlamda bir kriz var bende bunların ortasında yaşıyorum. İnsan ilişkilerinde de bir bozulma var son dönemlerde her zaman dayanışma yaşatır diyoruz ama artık toplumda dayanışma kültürünü de göremiyoruz. O yüzden toplumsal bir çözülmeden bahsedebiliriz.

“DERSİM’DE SON YILLARDA ÇOK FAZLA MADDE KULLANIM ORANI VAR”

-İntiharda madde kullanımının etkisi nedir?

İntiharlarda madde bağımlılığının çok fazla etkisi var. Özellikle son yıllarda Dersim’de çok fazla madde kullanım oranı var. Bu durum beyinde psikolojik sorunlara yol açıyor çünkü sağlıklı tepkiler veremiyorsun. Bir şiddet kültürü yaratıyor aslında. Madde kullanımının da yaş ortalaması giderek düştü, denetim mekanizmasının olmayışından mı yoksa denetim mekanizmasının olmasına rağmen göz yumulmasından kaynaklı olarak mı düştü, sorularını akıllara getiriyor.

“İNTİHARI SADECE PSİKOLOJİK VEYA SADECE TOPLUMSAL OLARAK ALMAK YANLIŞ BİR DÜŞÜNCE”

-İntiharın risk faktörleri nelerdir?

İntihar risk faktörlerinde ekonomik kriz, gelecek kaygısı, belirsizlik çok fazla etkili. Bundan sonraki süreçte neler yapabiliriz diye düşünecek olursak da aslında çözüm çok basit görünüyor ancak çözüm o kadar çok kaotik hale getirilmiş ki, çözülmesi gereken ve gelecek kuşaklara aktarılmış durumlar var önümüzde. En basiti halkların özgürlük talepleri var ya da işsizliğin çözümü veya ayrımcılığın önlenmesi, yaşanan travmatik olayların iyileştirilmesi için adımlar atılması gibi sorunlar var. Ancak aslında çözümler çok basit. İntiharları sadece psikolojik olarak da almak yanlış sadece toplumsal olarak da almak yanlış.

“BİREYSEL İYİLİK HALİNDEN TOPLUMSAL İYİLİK HALİNE GEÇMELİYİZ”

-Artan intihar vakalarına çözüm olarak ne yapılmalı? 

İntiharlara çözüm olabilmek için dayanışma içerisinde olmalıyız, kurumların hepsinin iş birliği içerisinde olması ve bu durumun sistemsel bir şekilde ilerlemesi gerekiyor. Kurumlar kendi içerisinde çalışıyor ancak yeterli olmuyor. Bu yüzden kendi öz eleştirimizi de vermeliyiz. Hepimiz de bir yapamamazlık hali var ki biz şu anda intiharlar konusunda bu haldeyiz. Bu konuda toplumsal dayanışma çok önemli ama günümüzde toplumsal dayanışma da çok büyük tahribata uğramış durumda. Eskiden olan dayanışma kültürüyle günümüzdeki dayanışma kültürü aynı değil. Dayanışma kültürü olmadığı içinde bir yalnızlaşma hali de mevcut. Kişi kendini sistem içerisinde yalnız hissediyor, aile içerisinde yalnız hissediyor ve kendi içerisinde de yalnız hissediyor.

Biz psikologlar olarak toplumsal iyileşme halini savunuyoruz. Bana gelen danışana ben sadece bireysel değil toplumsal olarak da bakmam gerekiyor. Çünkü o insan toplum içerisinden geliyor. Eğer bir danışan iyileştiği zaman evindeki diğer kişi de iyileşmeye başlıyor, sonra iyileşme hali daha sonra topluma yayılıyor. O yüzden bireysel iyilik hallerinden toplumsal iyilik hallerine geçmeliyiz. Bunu yaparken de olaylara sadece birey özelinde bakmamalıyız, bireyin aynı zamanda toplumun bir parçası olduğunu hatırlatmamız lazım.

PİRHA/DERSİM

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak