Alevi Haber Ajansi

İngiliz gazeteciler hakkında 82 yıl hapis istemi

Dihaber’in haberine göre, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, defalarca sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği Cizre, Silopi, Nusaybin ve Sur gibi kentlerde yaşananlara ilişkin belgesel çekimi yapmak amacıyla geldikleri Diyarbakır’da 28 Ağustos 2015’te gözaltına alınmasının ardından tutuklanan ve tepkiler üzerine serbest bırakılan yabancı gazeteciler, Amerika merkezli Vice News Muhabiri Jacop Philip John Gıngell Hanrahan ve kameraman Philip John Pendlebury, tercüman Mohamed İsmael Rasool ile rehber Abdurrahman Direkçi hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, “Örgüte bilerek isteyerek yardımda bulunmak suretiyle üye olmak”, “Terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” ve “Terör örgütü propagandası yapmak” ile suçlanan gazeteciler için, 15 yıldan 67 buçuk yıla kadar hapis cezası isteniyor.

İddianamede, en dikkat çeken ayrıntılardan biri de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan sanıkların seçme ve seçilme hakları ve tüm kamu haklarından yoksun bırakılması.

SAVCI: BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ULUSAL GÜVENLİKTEN DAHA DEĞERLİ DEĞİLDİR

Gazeteciler hakkında hazırlanan 27 sayfalık iddianamede, yasalarda ve uluslararası sözleşmelerde basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alındığını, ancak temel hak ve özgürlüklerin belirli şartlar altında sınırlanmasının ‘yadsınamaz bir gerçek’ olduğu savunuldu. Savcı iddianamenin devamında “Bu itibarla basın ve ifade özgürlüğünün sınırlanmasına ilişkin ilk ve hayati öneme sahip konu, her devlet ve hükümet için korunması gerekli yegane unsur olan ulusal güvenliktir… Bunu korumakla görevli olan hükümet ve devletlerin, bu amaçlarla bir temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılması kabul edilebilir görülmüştür… Bu bağlamda ifade ve basın özgürlüğü, toplumun bir arada ve güvenli bir şekilde yaşaması için korunması gerekli olan ulusal güvenlik hususlarından daha değerli bir hak değildir. Bu nedenle her iki olgu arasında, sürdürülebilirlik paydasında dengeli bir düzenleme yapılması zorunlu olmaktadır” iddiasında bulundu.

GAZETECİLER, HEM ‘İŞİD ÜYESİ’ HEM DE ‘PKK ÜYESİ’ SAYILDI

Gazeteciler Philip John Pendlebury ve Jacop Philip John Gingell Hanrahan’ın Vice News isimli medya şirketi adına, gazeteci ve kameraman olarak Türkiye’ye giriş yaptığı belirtilen iddianamede, Abdurrahman Direkçi’nin gazetecilerin ulaşımı ve hangi otele yerleştirilecekleri konusunda görüşmeler yaptığı, tercüman Mohamed İsmael Rasool’ün ise İstanbul’da gazeteciler ile buluşarak birlikte Mardin, Cizre ve Diyarbakır’a geldiği kaydedildi. İddianamenin Diyarbakır’a gelerek otele yerleşen gazeteciler hakkındaki soruşturma, 27 Ağustos’ta Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü’ne 155 Polis İmdat hattına yapılan ihbarla başlatıldığı belirtildi. İhbarda, açık kimlik bilgileri verilen gazetecilerin, Diyarbakır’a gelerek IŞID ve diğer yasadışı örgütlere eleman kazandırmaya, askeri birlikler ve emniyet binalarına bombalı saldırı düzenlenmesi için canlı bomba ayarlamaya çalıştıkları iddiasına yer verildi.

GAZETECİLERİN ÜZERİNDEKİ PARA ‘TERÖRİZM FİNANSMANI’ SAYILDI

İddianamede, Muhabir Jacop Philip John Gıngell Hanraman konakladığı otelde yapılan aramalarda bulunan, 6 bin 480 TL ve çantasında bulunan bin 545 TL paraya dair; “Şüphelinin sırt çantasında ve konakladığı otel odasında ele geçirilen çok miktardaki banknotlar ve şüphelinin yalnızca örgüt mensupları ile görüşmesi birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin yanında getirdiği paraları görüştüğü örgüt mensuplarına vermek suretiyle üzerine atılı terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet suçunu işlediği” ileri sürüldü.

HABER İÇİN NOT TUTMAK, ÇELİK YELEK VE BAŞLIK GİYMEK SUÇ!

Gingell’e ait olduğu ileri sürülen ajanda üzerinde bulunan zafer işareti suç delili olarak gösterilen iddianamede, Gingell’in belgesel çekimi için gittiği Cizre’de görüştüğü haber kaynaklarının telefon numaralarını, PKK tarihi, çatışmalarda yaşamını yitirenlerin isimlerini ajandasına not etmesi suç sayıldı. İddianamede, Gingell’in haber için YPS üyelerinin yüzü kapalı fotoğraf ve görüntülerin çekmesi, onlarla röportaj yapması ve gönderdiği mesajlarda ‘heval’ kelimesini kullanması “Örgütün kullandığı sıfat” olarak suç delili gösterildi. Gıngell’in çatışmaların yaşandığı kentlerde üzerinde kurşungeçirmez yelek ve başlık ile çektiği fotoğraf da suç delili sayıldı.

67 YILA KADAR CEZA İSTENDİ

Tamamlanan iddianamede Gingel hakkında sunulan iddialar ile birlikte sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlar da eklenerek, üzerine atılı suçlamalar ile birlikte 67 buçuk yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istendi. İddianamede, Vice News şirketinde kameraman olarak çalışan Philip John Pendlebury’in, belgesel için gittikleri Cizre’de, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının asılı olduğu odada silahlı YPS üyelerinin yaptığı toplantıyı ve sokaklardaki barikatları fotoğraflaması ve görüntülemesi, YPS’liler ile yaptığı röportaj suç delili olarak gösterildi. Pendlebury’in iddianamede yer alan ifadesinde, “Ben Suriye, Irak, Ukrayna, Afganistan gibi karışıklığın ve savaşın olduğu bölgelerde şirketimin talimatı doğrultusunda burada yaşayan halkın yaşam tarzlarını kameraya almak için gitmekteyim. Türkiye’ye de bu amaçla geldim” diyerek kendisine yönelik suçlamaların gazetecilik faaliyeti olduğunu savundu. Pendlebury’in 15 yıla kadar hapsi isteniyor.

BİRÇOK ÖRGÜT İLE ‘BAĞLANTILI’ TERCÜMAN HAKKINDA 30 YIL HAPİS İSTEMİ

Gazetecilere tercümanlık yapan Irak vatandaşı Mohamed İsmael Rasool, belgesel için gittiği yerlerde tanıştığı haber kaynaklarının isimlerini, kod isimlerini ve kullandıkları telefon numaralarını not defterine yazması gerekçesiyle, “Örgüt üyeleri ile irtibatlı olarak” gösterildi. İddianamede, Rasool’un, çatışmaların yaşandığı kentlerde çektiği fotoğraf ve görüntüleri Today’s Zaman’a göndermesi, PKK ve YPG’ye ilişkin tuttuğu haber notları suç delili olarak gösterildi. Gazetecilik faaliyetlerinden dolayı suçlanan Rosool hakkında 30 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede, gazetecilerin kiraladığı arabasıyla kendilerine rehberlik yapan Abdurrahman Direkçi’nin ise gazetecilere Türkiye içinde seyahat etmesine yardımcı olması ve gazetecilerin yaptığı görüşmelerde yardımcı olmasından dolayı suçlandı.

SAVCI GAZETECİLİK FAALİYETİ OLARAK GÖRMEDİ

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tamamlanan iddianamede gazetecilerin beyanlarını dikkate almayarak, YPS’liler ve bölge halkı ile yapmaları, kamu görevlileri ile görüşme yapmadıklarından dolayı “Olayın sadece tek yönlü olarak terör örgütü açısından anlatılmaya çalışılması nedeniyle şüpheliler Phılıp John Pendlebury ve Jacop Philip John Gıngell Hanrahan’ın eylemlerinin gazetecilik olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı…” iddiasında bulunuldu. Tercüman Mohamed İsmael Rasool hakkında yaptığı tercümanlık işine karşılık tahsil ettiği ücretleri FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait BANK ASYA üzerinden alması suç delil olarak gösterilerek, Today’s Zaman gazetesine gönderilen haberleri de suç sayıldı.

Gazetecilerin yargılanmasına önümüzdeki aylarda Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.

Diyarbakır’da haklarında yapılan bir ihbar gerekçe gösterilerek, konakladıkları otele yapılan baskında gözaltına alınan İngiltere vatandaşı gazeteciler ve tercüman, “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiasıyla tutuklanmış, şoför ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Adana F Tipi Cezaevi’ne konulan gazeteciler, uluslararası kamuoyunda gelen tepkiler üzerine 3 Eylül’de serbest bırakılmış ardından sınır dışı edilmişti. Tercüman Mohamed İsmael Rasool ise 4 Ocak 2016’da tahliye edilmişti.

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak