PİRHA-Dersim’de yaşayan bir ailenin gündelik yaşamı üzerinden bölgenin kadim inançları, ritüellerini konu edinen Hewtemal oyunu Hanover AKM’de izleyici ile buluştu.
Roza Kay Tiyatro Topluluğu’nun hazırladığı ve Fintoz Dikme, Gule Mayera, Hülya Şimşek ve Güner Güngör tarafından sahnelenen Hewtemal oyunu Honnever AKM’de izleyici ile buluştu.
Hewtemal oyununda Dersim’de yaşayan bir ailenin gündelik yaşamı üzerinden bölgenin kadim inançları, ritüelleri ve toplumsal hafızası sahneye taşındı.
Oyunun ardından oyuncular seyircileri selamlayarak kısa bir konuşma yaptı.
“DOĞAYLA KURULAN KADİM BAĞIN SEMBOLÜ”
Fintoz Dikme ana dilde üretimin yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda kültürel hafızayı koruma mücadelesi olduğunu vurguladı. Yaptıkları çalışmaların “ruhu taşıma” çabası olduğunu belirten Dikme, dili bilmeden kendilerini izleyen ve yüreklerini paylaşan herkese teşekkür etti.
Dikme, sahneye taşıdıkları anlatıların derin bir inanç ve doğa felsefesine dayandığını ifade ederek, “Hewtamal” ritüelinin bir karıncaya duyulan saygıdan, kış uykusundan gök gürültüsüyle uyanan yılanın yeniden yeryüzüne dönüşüne kadar yaşamın döngüsünü anlattığını söyledi. Bu ritüelin, doğayla kurulan kadim bağın sembolü olduğuna dikkat çekti.
Kadim öğretilerin insan ve doğa arasındaki hassas dengeyi koruduğunu hatırlatan Dikme, geçmişten aktarılan bir öğüdü şöyle aktardı: “Gece su almaya giderken toprağa ayak uçlarınla bas; toprak doğurgandır, canı acımasın. Kurdu, kuşu uyandırma.” Bu anlayışın, yaşamın bütününe saygıyı esas aldığını vurguladı.
Dikme’ye göre, bu değerlerle yetişen bir toplumda şiddet, savaş ve adaletsizlik yer bulamaz: “Kimsenin hakkını yemeyen, doğaya ve canlıya saygı duyan bir anlayışla büyüyen nesiller olursa, ne kadınlar ne çocuklar öldürülür, ne de savaşlar olur.”
“DİLİMİZİ YAŞATALIM”
Hülya Şimşek, yaptığı konuşmada Kırmanckinin yalnızca bir iletişim aracı değil, inançsal ve kültürel bir taşıyıcı olduğunu vurguladı. Kırmançkiyi “Hızır’ın dili” olarak tanımlayan Şimşek, bu dilin içinde Hallac-ı Mansur’dan Pir Sultan’a, Hacı Bektaş Veli’den kadim inanç önderlerine uzanan bir ruhun yaşadığını ifade etti.
Ana dile sahip çıkmanın toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Şimşek, “Bu dil kaybolmak üzere. Onu yaşatmak için neler yapabiliriz, bunun üzerine düşünmeliyiz” diyerek herkesi sorumluluk almaya davet etti.
Güner Güngör sahneye taşıdıkları oyunların sadece geçmişi aktarmakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda bugünün yaşamına dair sorular sormayı da hedeflediklerini ifade etti.
Sanatçı Gule Mayera, Hewtemal ritüelinin Alevi inancında özellikle Dersim’de çok önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, sahneledikleri oyunu izlemeye gelen izleyicilere teşekkür etti.
“ÖNCE BAŞKASINI DÜŞÜNEN BİR ANLAYIŞLA BÜYÜDÜK”
Birgül Şimşek, sahnelenen oyunun izleyiciler üzerinde derin bir etki bıraktığını belirterek, “Burada bulunan pek çok can gibi beni de çok mutlu ettiniz, teşekkür ederiz. Bizleri çocukluğumuza götürdünüz” dedi.
Hewtemal geleneğini bizzat yaşayanlardan biri olduğunu ifade eden Şimşek, bu kültürün en temel değerlerinden birinin paylaşmak olduğunu vurguladı. Bu özel dönemde hazırlanan yemeklerin komşularla birlikte paylaşıldığını, lokmaların ortak sofralarda buluştuğunu dile getirdi.
“DEĞERLERİMİZ KAYBOLMA TEHLİKESİ İLE KARŞI KARŞIYA”
Pir Ali Tamaç, ana dili yaşatmak için emek verenlere teşekkür ederek, bu çabanın büyük ve anlamlı bir hizmet olduğunu vurguladı. “Dilimizi ayakta tutmaya çalışan canlar çok değerli bir iş yapıyor. Hak razı olsun, sağlıkla daha ileriye taşısınlar” dedi.
Coğrafyada yaşananlara ve kimlik bilincine dikkat çeken Tamaç, geçmişte yeterince sahip çıkılamayan değerlerin bugün kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. “Kim olduğumuzu, bu topraklarda neler yaşandığını daha güçlü sorgulayabilseydik, dilimiz bu kadar erken yok oluşla yüz yüze kalmazdı” sözleriyle özeleştiri yaptı.
Ana dilin korunmasının gelecek kuşaklara karşı bir sorumluluk olduğunu belirten Tamaç, ailelere çağrıda bulundu: “Dilimize sahip çıkın, çocuklarınızla ve torunlarınızla konuşun ki unutulmasın.”
İZLEYİCİLER MEMNUNİYETİNİ DİLE GETİRDİ
İzleyicilerden Candan Can, etkinlikte bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bunun kendisi için büyük bir mutluluk ve onur olduğunu ifade etti.
Tiyatro aracılığıyla kültüre ve inanca verilen emeğe dikkat çeken Can, bu değerleri yaşatmak için çaba gösteren sanatçılara teşekkür etti.
İzleyicilerden Leyla Aras, etkinliğe katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, sahnelenen oyunun kendisi ve izleyiciler üzerinde umut yarattığını söyledi. “Beni ve burada bulunan birçok canı umutlandırdınız, çocukluğumuza götürdünüz” diyerek emeği geçenlere teşekkür etti.
Geçmişten bugüne aktarılan değerleri hatırlatan Aras, büyüklerin sabah dualarında önce kapı komşusunu, kurdu kuşu anmasının, ardından çocuklara yönelmesinin toplumsal dayanışmanın güçlü bir göstergesi olduğunu söyledi. “Biz de önce başkasını düşünen bir anlayışla büyüdük” dedi.
PİRHA/HANNOVER
Yoruma kapalı.