Alevi Haber Ajansi

HDP Milletvekili adayı Öker: Alevilerin gelişmelere kayıtsız kalma lüksü yoktur

PİRHA- AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, 24 Haziran’da yapılacak seçimlerde HDP’ye destek vermenin önemine vurgu yaparak, “Avrupa’da ya da Türkiye’de bulunan herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor. Özellikle de Alevilerin  bu Yezit düzenin alaşağı edilmesinde bütün gücünü ve enerjisini ortaya koyacağını düşünüyorum ve inanıyorum buna” dedi.

Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu  (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, 7 Haziran 2015’te seçimlerinde HDP’den milletvekili seçilmişti. Daha sonra patlayan bombalar, baskınlar ve baskılar ortamında gidilen 1 Kasım seçimlerinde HDP’nin 80 olan milletvekili sayısı 59’a düşmüştü. 1 Kasım seçimlerinde  parlamentoya giremeyen milletvekillerinden biri de Öker olmuştu.

24 Haziran’da yapılacak milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’den aday olan Öker PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

Öker, Alevilerin artık bir hak arama mücadelesinden çok, can güvenliğiyle ilgili yaşamsal sorunları olduğunun altını çiziyor ve ekliyor: Aleviler olarak eğer bu zorba düzeni, baskı düzeninin değiştiremezsek, bu Türkiye’de yaşayan kardeşlerimizi, dostlarımızı ciddi bir baskı ortamınının beklediğini söyleyebiliriz.

“ALEVİLERİN CAN GÜVENLİĞİ SORUNU VAR”

Sayın Öker Türkiye 24 Haziran’da AKP-MHP iktidarının almış olduğu ani bir kararla baskın bir seçime gidiyor. Bu seçimin Aleviler açısından önemi nedir?

Tabii herkes kendi bulunduğu pozisyona göre ve içinde bulunduğu politik hareketin ilkelerine göre yaklaşır. Bu süreci biz de kendi bünyemizde, baskın seçim olması dolayısıyla, konfederasyona bağlı bütün Alevi Kültür Merkezleri‘nin başkanlarıyla katılımcılığı esas alarak, 5 Mayıs’ta Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak içinde bulunduğumuz süreci değerlendirdik. Bu süreçte Alevilerin özlem duyduğu ve yıllarca uğruna mücadele ettiği taleplerinin hayata geçmesinin ötesinde, bir can güvenliği sorununun olduğunu saptadık. 16 yıldır uygulanan politikaların bu seçim sonucunda da başarıyla sonuçlanması durumunda, Alevilerin yaşamsal bir tehditle karşı karşıya kalacağı sonucuna vardık. Aleviler olarak eğer bu zorba düzeni, baskı düzenini değiştiremezsek, bu Türkiye’de yaşayan kardeşlerimizi, dostlarımızı ciddi bir baskı ortamınının beklediğini söyleyebiliriz.

AKP-MHP ittifakının seçim sonrası bu konumunu korumaları veya daha güçlenerek gelmelerinin, Aleviler ve diğer muhalif kesimler için büyük bir tehlike olduğunu söylüyorsunuz.

Bu süreçte AKP’nin MHP ile yan yana gelişinde başka kesimler nasıl bir mesaj alır bilemem ama bizler, 1978’de Çorum ve Maraş katliamlarında ve diğer birçok katliamda MHP’nin rolünü biliyoruz. Sadece Aleviler de değil, ilerici devrimci güçlere karşı da sokak infazlarını biliyoruz. Bu anlamda çok açık bir şekilde İslamcı faşist bir ittifak kurulmuştur. Biz de bu süreçte devreye girmeyi ve toplumsal sorumluluk almayı bir görev biliyoruz.

“ALEVİLERİN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI TEHLİKELİ ORTAMDA SESSİZ KALAMAYIZ”

Bütün Alevi kurumları ve yöneticileri bunun farkında mı  sizce ve sizinle aynı kaygıları taşıyorlar mı?

Bazı insanlar Alevilerin bu pozisyonunu algılayamıyorlar ve bütün sorunları çözülmüş, inanç özgürlüğüne kavuşmuş, kurumsallaşmış başka topluluklarla Alevileri kıyaslıyorlar. Deniliyor ki: “Aleviler inanç örgütü olarak bu süreçte bu kadar görev almamalı ve taraf olmamalıdır. Bu süreci üyelerinin vicdanına bırakmalıdır.” Bunlar, Alevilere yönelik olan tehditin farkında olmayanlar ve aymazlık içinde olanlardır. Bugün Alevi toplumunun var olma ve yok olma pozisyonu ile karşı karşıya bulunduğu bir dönemde, bunu söylemek sorumluluk almamak ve seyirci kalmak anlamına gelir. Bizler Alevi toplumunun bugün karşı karşıya kaldığı tehlikeli ortamda sessiz kalamayız. Bizim hem tarihsel çizgimizi hem de bugün Alevi toplumunun her alanda canını ve malını koruma gibi bir sorumluluğumuz var. Tarihten bu yana Alevi önderleri Alevi toplumunu kendi kaderiyle baş başa bırakmamıştır. Yani Kerbela’da Hazreti Hüseyin Yezid karşısında kendi insanlarına, “ne haliniz varsa görün” dememiştir, kılıcını kuşanmıştır, zalime karşı direnilmiştir, savaşmıştır ve bedel ödemiştir. Mansur böyle yapmıştır, Pir Sultan böyle yapmıştır ve Alevi toplumunun tarihsel bütün önderleri, “biz sadece inanç örgütüyüz” deyip Alevi toplumunu kaderiyle baş başa bırakmamıştır.

Avrupa’da, yani diasporada bulunan Alevilerin ve Alevi örgütlerinin bu konudaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Diasporanın en önemli özelliği vicdanı ile hareket etmesidir. Diaspora anayurtta olduğu gibi çıkar ilişkileri üzerinden yürütmez bu tür çalışmalarını, vicdanı ile hareket eder. Ancak bugün Alevilerin herhangi bir siyasi parti içerisinde pozisyon almalarını eleştiren kesimler de var. Avrupa’da birçok siyasi kazanımlar elde etmiş bir örgütlenme olmamız hasebiyle; eğer herhangi bir siyasi yelpazede konumlanırsak elde ettiğimiz bütün bu kazanımları kaybedebiliriz gibi görüşler dillendiriyorlar. Oysa Aleviler bütün bu hakları direne direne kazandılar. Bu seçimlerde Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafsız kalması ve kendi üyelerine gerçekleri aktarmaması halinde kitle kuyrukçusu bir politika izlemiş olurlar ve yöneticileri de bu topluma iyi bir önderlik yapmamış ve Alevi toplumunu bekleyen tehditler karşısında da tarihsel sorumluluğunu yerine getirmemiş olur.

“HDP TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YÖN VEREBİLECEK BİR POTANSİYELE SAHİP”

HDP’den milletvekili adayı oldunuz, neden?

HDP bugün Türkiye’nin geleceğine yön verebilecek bir potansiyele ve konuma sahip. HDP’nin barajı geçmesi durumunda bugün iktidarda olan Türkçü İslamcı ittifak fazladan HDP’nin alabileceği 70-80 milletvekilini alacak. Sivas’tan öte yana bütün milletvekillerine el koyacak ve bu Alevilerin sonunu getirecek. Bu nedenden dolayı 7 Haziran seçimlerinde nasıl stratejik davrandıysa, bugün de böyle davranmak zorundadır.
Alevilerin ve HDP’nin ütopyası ortaklaştığı için bugün Aleviler ve HDP yan yana durmaktadır. Biz de çok uluslu, çok kültürlü bir Türkiye’den yanayız, biz de inançlar ve kültürler özgür olsun ve 95 yıldır yürütülen Türk İslam sentezi politikalarına son verilerek, herkes eşit haklara sahip olsun istiyoruz.

Cumhur ittifakı ve Millet ittifakı adı altında iki seçim bloku oluştu. Bu iki seçim ittifakına bakarak HDP’nin konumlanışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün bütün siyasi partilerin programlarına baksınlar hangisinde Alevilerin uğruna yıllarca mücadele ettikleri idealleri içeren programları var. Biz her fırsatta dediğimiz gibi bizim yolumuz ve öğretimiz kutsaldır, dolayısıyla bizim öğretimizi ve mücadelemizi hayata geçirebilecek seçenek neyse ondan yanayız. Bu anlamda HDP ile bizim ütopyamız örtüşmekte ve HDP Alevi hareketine diğer düzen partilerinden farklı yaklaşmaktadır. Dolayısıyla parlamenter mücadeleyi Alevi hareketinin 30 yıldır verdiği mücadelenin siyasi alandaki yansıması olarak görüyoruz. Bizim açımızdan siyaset kişisel istikbal ve kurtuluş yeri değildir.

“ALEVİLERİN GELİŞMELERE KAYITSIZ KALMA GİBİ BİR LÜKSÜ YOKTUR”

Daha önce yapılan seçimlerde ve referandum oylamasında Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiyelilerin kullandıkları oyların kritik bir öneme sahip olduğunu gözlemledik. Bu anlamda diasporada yaşayan Türkiyelilere ve özelde de Alevilere yönelik çağırınız olacak mı?

Normal koşullarda HDP’nin bir baraj sorunu yoktur, ancak 7 Haziran’da yenilen bu iktidar, bunun rövanşını almak için 3 yıl içerisinde bombalamadığı şehir bırakmadı. İçeri atmadığı insan bırakmadı. Eşbaşkanlarımız, belediye başkanlarımız tutsak edilmiş durumda. Bu anlamda bugün sandıkta çıkacak iradeye de saygı duymayacaklardır. O yüzden sandıklara müdahale ve manipüle etme oranının kestiremeyiz. Bu seçim sadece sıradan bir eğilimin yansıtılması olayı değil, Türkiye 24 Haziran’dan sonra ya demokratik özgürlükçü bir kulvara yöneleceği başlangıç olacak ya da tamamıyla kaybettiğimiz bir yörüngeye girecek. Bundan dolayı Avrupa’da ya da Türkiye’de bulunan herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor. Özellikle de Aleviler  bu Yezit düzenin alaşağı edilmesinde bütün gücünü ve enerjisini ortaya koyacağını düşünüyorum ve inanıyorum buna.

“ALEVİLERİN GELİŞMELERE KAYITSIZ KALMA LÜKSÜ YOKTUR”

Avrupa’da ve Türkiye’de bulunan diğer Alevi kurumları ve yönetimlerine bir çağrınız olacak mı?

Alevi dünyasında bazı yöneticilerde biz bir inanç kurumuyuz ve inanç kurumu siyasette olmasın gerekçesiyle, sorumsuzluk ve kayıtsızlık adeta ideolojik bir temele dayandırılmaya çalışılıyor. Eğer biz Aleviler ve Alevi kurumları, bütün sorunlarımızı çözmüş olsaydık, bu söylenenlere hak verebilirdik. Ancak bugünkü şartlarda Alevilerin gelişmelere kayıtsız kalması gibi bir lüksü yoktur. Bir ülkenin kaderinden ve bu ülkede yaşayan Alevilerin can güvenliğinden bahsediyoruz. Bu tür tehlikeleri bertaraf edilebilmesi için Alevilerin tek ses, tek yürek olmaları gerekiyor. 7 Haziran seçimlerinde HDP’ye Avrupa’dan 3 bin oy daha fazla gitmiş olması durumunda biz beş arkadaş mecliste olacaktık. Bizim konfederasyonumuza bağlı 300’e yakın dernek var ve yöneticilerimizin gerçekleri görmesi ve buna uygun davranmasından mutluyum ve gururluyum.

Avrupa’daki seçim çalışmalarımızla ilgili olarak biraz bilgi verir misiniz, nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?

Avrupa’daki seçim çalışmalarımıza Avusturya’dan başladık. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu‘na bağlı 7 farklı Alevi Kültür Merkezi’nde toplantılar düzenledik. Bundan sonra da; Almanya’nın Berlin, Hamburg, Bremen, Hannover, Wuppertal ve Münih gibi önemli kentleri başta olmak üzere birçok kentte toplantılar ve mitingler düzenleyeceğiz. Bu çalışmalarımız İsviçre, Hollanda ve Fransa gibi AB ülkelerinde devam edecek.

Abidin ÇETİN/ZÜRİH

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak