PİRHA-Araştırmacı yazar Hasan Hayri Ateş, Halep saldırısıyla birlikte Rojava özerk yönetim bölgesinin hedef alındığını belirterek, bunun yalnız Kürtlere dönük bir tutum olarak okunamayacağını söyledi. Ateş, tekçi yönetim dayatmasının iç savaşı derinleştireceği uyarısında bulunarak, “Rojava boğdurulursa Suriye’de Aleviler çok daha ağır tehlikelerle karşı karşıya kalacak” dedi.
Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Komutanı Mazlum Abdi, 23 Ocak’ta Hewler’de ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve CENTCOM yetkilileriyle görüştü; Barrack ateşkesin sürmesi konusunda uzlaşı sağlandığını açıkladı.
HTŞ’ye bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıları ateşkese rağmen sürüyor. Türkiye, Federal Kürdistan Bölgesi ve Avrupa’da onbinlerce yurttaş sokağa çıkarak, saldırıları protesto etti.
Araştırmacı-yazar Hasan Hayri Ateş konuyla ilgili PİRHA’ya konuştu. Ateş, Suriye’de kalıcı barışın nasıl sağlanacağı ve ülkenin yeniden nasıl inşa edileceği tartışılırken, Halep saldırısı sonrası sahada yeni bir tablonun ortaya çıktığını söyledi. Ateş, mevcut tablonun esas olarak Rojava özerk yönetim bölgesini hedeflediğini ifade etti.
Ateş, sürece ilişkin değerlendirmesinde, “Mevcut tablo esas olarak Rojava özerk yönetim bölgesini hedeflemiş görünüyor” diyerek, özerk yönetimin ortadan kaldırılmasının amaçlandığını savundu. Ateş, Kürtlerin ise “kayıtsız, koşulsuz” biçimde Şara’nın başında bulunduğu yeni rejime teslim olmasının beklendiğini kaydetti.
Sürecin yalnızca Kürtlere dönük bir tutum olarak okunamayacağını vurgulayan Ateş, “Bu durumu salt Kürtlerle sınırlı görmek gerçekçi olmaz. Sorun salt Kürtler değil” dedi.
“TEKÇİ YÖNETİM SİSTEMİ DAYATILIYOR”
Ateş, Suriye’de yaşananın esasen “yönetme ve yönetilme biçimlerinin çatışması ve savaşı” olduğunu dile getirerek, temel sorunun rejimin hangi yönetim sistemiyle yeniden kurumsallaşacağı olduğunu söyledi.
Şara’yı destekleyen güçlerin başta Türkiye ve ABD olmak üzere Suriye’de geçmişte Baas rejiminde olduğu gibi tekçi bir yönetim sistemi dayattığını söyledi.
Ateş, Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin, Asur-Süryanilerin, Ermenilerin ve diğer halkların kendi kendilerini yönetebileceği demokratik bir Suriye’nin inşasına izin verilmeyeceğinin görüldüğünü belirtti.
“İÇ SAVAŞ STRATEJİSİ DEVREDE”
Ateş, dayatılan biat ve tekçilik yaklaşımının barış getirmeyeceğini savunarak, “Kayıtsız, koşulsuz biat isteme… kaçınılmaz olarak ülkeyi barışa götürmeyecek. Önümüzdeki günlerde daha derinleşmiş bir iç savaş gerçeğiyle yüz yüze bırakacak” değerlendirmesinde bulundu.
Ateş, bu süreç karşısında sessiz kalan Avrupa ülkelerinin de gelişmelerin yansımalarıyla karşılaşacağını ifade etti. Ateş, ilk yansımanın Türkiye’de görüleceğini, orta ve uzun vadede ise Avrupa’da etkilerinin ortaya çıkacağını söyledi.
Ateş, çok kültürlü toplumların bir arada tutulmasının yolunun demokratik yönetim olduğunu vurgulayarak, “Avrupa artık çok kültürlü bir toplumsal gerçeklikle karşı karşıya… Bu toplumları bir arada tutmanın yegâne yolu demokratik bir yönetim sistemidir” dedi. Ateş, bunun Rojava’da uygulanmaya çalışıldığını kaydetti.
“ROJAVA’YLA DAYANIŞMA YAŞAMSAL ÖNEMDEDİR”
Rojava’nın Ortadoğu açısından bir model oluşturduğunu dile getiren Ateş, bu modelin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını savundu. Ateş, “Rojava tüm Ortadoğu açısından bir model. Bu model hem Ortadoğu geniş coğrafyaların yansıması, bir model olarak hayat bulması durumunda da diğer coğrafyalarda benzer sorunların çözümü açısında da ön açıcı olacaktı. Fakat bu ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Tabii diğer en önemli sorun özellikle Trump rejimi ile birlikte şu anda 2. Dünya Savaşı ile birlikte oluşturulan Türk-Uluslararası kurumsal yapının yerle yeksan olmasıdır. Hatta Versailles Antlaşması ile birlikte devletler hukukunun yerle yeksan olması durumuyla karşı karşıyayız. Bu nedenle dünya çok ağır bir kaotik ortama doğru sürükleniyor. Elbette şu anda tüm rövanşın alınmaya çalışıldığı bölge Orta Doğu ama burayla sınırlı kalmayacak” dedi.
Kürtlerin Rojava’da tanınmamasının ve statü yollarının kapatılmasının öfkeyi büyüttüğünü belirten Ateş, bunun Kürtlerde “birlik ruhunu” güçlendirdiğini ifade etti. Türkiye’de diyalog tartışmaları yürürken Kürtlerin dışlandığını ve ötekileştirildiğini söyleyen Ateş, önümüzdeki günlerin tehlikeli olduğuna dikkat çekti.
Ateş, saldırıların yalnız Kürtleri değil, insanlığın demokratik gelecek umudunu hedef aldığını savunarak, “Bugün Kürtlerin karşı karşıya olduğu saldırı aslında insanlığın gelecek umutlarına yönelik saldırıdır” dedi.
Dayanışma çağrısı yapan Ateş, “Bugün her bakımdan Rojava’yla dayanışmak, Rojava’yı boğdurmamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Alevilerin dayanışmada özel sorumluluğu olduğunu belirten Ateş, “Şara rejiminin ilk girişimi de Alevilere Suriye’de soykırım uygulamak oldu” diyerek, “Rojava boğdurulursa Suriye’de Aleviler çok daha ağır tehlikelerle karşı karşıya kalacak” dedi. Ateş, “Ya bugün ya da yarın çok geç olacak” sözleriyle çağrısını yineledi.
Elif SONZAMANCI/KÖLN
Yoruma kapalı.