PİRHA- Gurik(Karagöz) Çevre Köyleri Platformu, “Hel Dağı’nda Madene Geçit Vermeyeceğiz” diyerek, Tunceli İl Çevre İklim Değişikliği Müdürlüğü önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasında planlanan krom madeni ocağına sert tepki gösterdi.
Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz, Dağbek, Çakırkaya, Kovuklu, Kaymaztepe, Mezra, Kocatepe köyleri, krom madeni tehdidi altında. Geçtiğimiz yıllarda da gündeme getirilen krom madeni ocağı açılma girişimi köylülerin ve doğa aktivistlerinin mücadelesi sonucu durdurulmuştu. Fakat Dimin Madencilik şirketinin girişimleri sonucu tekrardan maden ocağı açılması gündeme geldi.
Karagöz yaylaları için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci tekrardan başlatıldı. 13 Nisan Pazartesi günü, İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplanarak maden projesi için verilecek özel formatın kapsamını, kriterlerini ve bu doğrultuda hazırlanan ÇED Raporunu inceleyip değerlendirecek.
Geçtiğimiz günlerde Gurik (Karagöz) Çevre Köyleri Platformu adına köy muhtarları, Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan ve Arı Yetiştiricileri Başkanı Kazım Doğan , Vali Şefik Aygöl ile görüşmüştü. Görüşmeden istedikleri sonucu alamayan heyet ve köylüler,Tunceli Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’ne yüzlerce dilekçe teslim etti.
Aynı zamanda Tunceli İl Çevre İklim Değişikliği Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Gurik (Karagöz) Çevre Köyleri Platformu adına açıklamayı Kasım Fırat okudu.
“HALKIN ÜRETİM ALANLARI VE DOĞASI YOK SAYILIYOR”
Fırat, 24 Mart 2026 tarihinde Dimin Madencilik’in Karagöz/Gurik’te yürütmek istediği maden projesinin halkın görüşlerine açıldığını hatırlatarak, projenin bölgedeki yaşam alanlarını ve doğayı yok edeceğine dikkat çekti.
Açıklamada, maden projelerinin ekonomik rant uğruna ülkenin birçok noktasını tehdit ettiği ifade edilerek şunlar belirtildi:
“Memleketin her köşesi sermayenin yüksek rant ve kar ihtiyaçları çerçevesinde maden sahası ilan edilmiş durumda. Pülümür Karagöz ve civar köyler de bu sürecin önemli hedeflerinden biri haline gelmiştir. 20 bin dönümlük bir alanın değerli madenler için ruhsatlandırıldığını öğrendik. Bu, halkın üretim alanlarının, doğasının ve canlıların yok sayılması demektir.”
Açıklama, Dimin Madencilik’in 7 milyon 827 bin 500 TL’lik proje bedelinin gerekli çevresel önlemleri karşılamaya dahi yetmeyeceği, projenin en başından yüksek rant ve tahribat anlamı taşıdığı vurgulandı.
BİYOÇEŞİTLİLİK VE ÜRETİM ALANLARI TEHLİKEDE
Açıklamada, Pülümür bölgesinin endemik bitkiler açısından Anadolu’nun en zengin bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekildi, Munzur Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Yavuz Paksoy’un, Karagöz köyü girişinde 10-15 metrelik bir alanda dahi 6 endemik türün tespit edildiğine dair sözlerine yer verildi.
Bölgede üretilen tulum peynirinin katma değerinin maden projesinden çok daha yüksek olduğuna işaret edilen açıklamada, mera alanlarının korunmasının tarımsal üretim ve hayvancılık için kritik olduğunu belirtti. Ayrıca, bölge balının polen çeşitliliğinin ülke ortalamasının çok üstünde olduğu ve coğrafi işaret alma sürecinde bu verilerin kullanıldığı hatırlatıldı.
“KÜLTÜRÜMÜZ VE YAŞAMIMIZ TEHDİT ALTINDA”
Köylerin yalnızca ekonomik değil, kültürel ve manevi açıdan da vazgeçilmez olduğu ifade edilen açıklamada, “Bu köylerde atalarımızın mezarları, ziyaretlerimiz ve kültürümüz var. Bu yaylalar ve meralar yalnızca civar köylüler için değil, diğer ilçelerden yüzlerce üretici aile için de yaşamsal öneme sahiptir. Bugün maden yağmasıyla karşı karşıya bırakılan alanlar, yaşamımızın asli unsurlarıdır” denildi.
Açıklamada son olarak dayanışma çağrısı yapılarak, “Pülümür Karagöz köyünde yürütülmesi planlanan, kamu yararıyla ilgisi olmayan ve doğayı yok edecek bu projeyi istemiyoruz. Memleketin dört bir yanında maden kuşatması altındaki tüm kesimleri birlikte mücadele etmeye, tüm duyarlı dostlarımızı sesimize ses olmaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.
Yapılan basın açıklamasının ardından toplanan imzalar İl Müdürlüğüne teslim edildi.
PİRHA/DERSİM





Yoruma kapalı.