PİRHA – Munzur Üniversitesi öğrencisi Ayşe Rozerin Cihangir, Gülistan Doku’nun kaybedilişinin 6. yılında PİRHA’ya konuştu. Gülistan’ın akıbetine dair hâlâ hiçbir somut bilgi bulunmadığını vurgulayan Cihangir, “Gülistan’ın hâlâ bir cenazesi yok. Ailesi yasını bile tutamıyor; bu bile onlara fazla görülüyor” dedi.
Munzur Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Doku’nun kaybedilişinin üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen dosya hâlâ aydınlatılmadı. Gülistan Doku’nun, en son üvey babası polis olduğu belirtilen Zaynal Abarakov ile birlikte görüldüğü bilinirken, aradan geçen yıllara rağmen akıbetine dair net bir bilgiye ulaşılamadı.
Gülistan Doku’ya ne olduğu konusunda bugüne kadar hiçbir somut bulgu elde edilemedi. Geçtiğimiz yıl dava dosyası yeniden incelemeye alınsa da dosyadaki sır perdesi aralanmadı. Kent genelinde kamera sistemleri ve kontrol noktalarıyla üst düzey güvenlik önlemleri bulunmasına rağmen, dosyada ilerleme sağlanamaması kamuoyundaki soru işaretlerini büyütüyor.
“ÜNİVERSİTEYE KORKUYLA BAŞLADIK”
Gülistan Doku’nun kaybedilişinin 6. yılında Munzur Üniversitesi Psikoloji Bölümü son sınıf öğrencisi Ayşe Rozerin Cihangir ile görüştük. Cihangir, üniversiteye başladığı dönemi şu sözlerle anlattı:
“Ben bu şehre okumaya geldiğimde Gülistan’ın kaybedilişinin üzerinden iki yıl geçmişti. Üniversiteye korkularla başladık. Çünkü bir kız kardeşimiz kaybedildi ve olay intihar süsü verilerek kapatılmak istendi.”
Gülistan Doku’nun kaybedilmesinin ardından sürecin örtbas edilmeye çalışıldığını belirten Cihangir, özellikle ailenin ve kadınların susturulmak istendiğini söyledi:
“Gülistan’ın akıbeti hakkında hâlâ hiçbir bilgi yok. Bir cenazesi bile yok. Ailesine bu bile çok görülüyor. Yas tutmalarına dahi izin verilmiyor.”
“BU KADAR GÜVENLİKLİ BİR KENTTE İZ BULUNMAMASI TESADÜF DEĞİL”
Dersim’deki yoğun güvenlik önlemlerine dikkat çeken Cihangir, bu koşullarda yaşanan kayboluşun ‘bilinmemesinin’ mümkün olmadığını ifade etti:
“Her tarafı kameralarla izlenen bir şehirden ve üniversiteden bahsediyoruz. Bu kadar güvenliğin olduğu bir yerde bir kadının kaybolması ve hiçbir ize rastlanmaması tesadüf değil. Bu durum bizde de ciddi bir korku yarattı. Kendimi güvende hissetmiyorum.”
Gülistan Doku’nun dosyası aydınlatılmamışken, başka üniversitelerde yaşanan benzer olayların endişeyi büyüttüğünü söyleyen Cihangir, Rojin Kabaiş örneğini hatırlattı:
“Sadece Munzur Üniversitesi’nde değil, bütün üniversite kampüslerinde güvenliğimize dair tereddütlerimiz var. Gülistan Doku olayı çözülmemişken, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Rojin Kabaiş’in katledilmesi ve olayın üstünün örtülmeye çalışılması, biz üniversiteli kadınlarda ekstra bir korku yaratıyor. Bu durum, faillerin sistemle iç içe olduğu gerçeğini de ortaya koyuyor.”
Kadınlar açısından üniversitelerde genel bir güvensizlik hali olduğunu ancak bunun bölge üniversitelerde daha yoğun hissedildiğini belirten Cihangir, şunları söyledi:
“Bütün üniversitelerde bu korku var ama bölge üniversitelerde baskıyı daha derinden hissediyoruz. Çünkü burada sistematik bir durum söz konusu. Kadınlara yönelik genel bir savaş politikası var ve bunu burada daha çıplak biçimde görüyoruz.”
“UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”
Kadınların ancak örgütlü mücadeleyle kendilerini koruyabileceğini vurgulayan Cihangir, özsavunmanın önemine dikkat çekti:
“Yok edici erkek aklına karşı kadınların yapması gereken şey, özsavunmayı geliştirmek. Ancak örgütlü ve özsavunmacı pratiklerle bu zihniyete karşı durabiliriz.”
Ayşe Rozerin Cihangir, Gülistan Doku, Rojin Kabaiş ve Narin Güran davalarının takipçisi olacaklarını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Kadın katliamlarının önüne geçmek için bu mücadeleyi bırakmayacağız. Kız kardeşlerimizin akıbetini öğrenene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Gülistan’ı, kaybettirilen ve katledilen hiçbir kadını unutmadık, unutmayacağız. Mücadelemizi de yaşatacağız.”
PİRHA/DERSİM
Yoruma kapalı.