PİRHA- Gazeteci Zeynel Gül, Tahtacı Alevi köylerinde Hıdırellez’in mezarlık ziyareti, yayla buluşmaları ve muhabbetlerle üç gün boyunca kutlandığını belirtti, modern yaşamın ise bu köklü gelenekleri dönüştürdüğüne dikkat çekti.
Hıdırellez, Hızır ile İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olarak kabul edilir. Bu anlatıya göre Hızır karaların, İlyas ise suların koruyucusu olarak düşünülür ve bu iki figürün buluşması, doğada bereketin ve dengenin sağlanmasıyla ilişkilendirilir. “Hıdırellez” kavramı da bu iki ismin birleşmesinden türemiştir. Bu tür anlatılar, tarihsel olarak yazılı kaynaklardan çok sözlü kültür aracılığıyla günümüze aktarılmıştır.
Alevi topluluklarında Hızır inancı, yalnızca mitolojik bir figür olmanın ötesinde, yardım, dayanışma ve zor zamanlarda yetişme gibi değerlerin sembolü olarak öne çıkar.
Bugün Hıdırellez, modern yaşamın dönüşen koşullarına rağmen Alevi toplumunda hala birlikte olmanın, paylaşmanın ve geleceğe dair umut kurmanın önemli bir vesilesi olarak yaşatılmaktadır.
Tahtacı Alevilerinden Gazeteci Zeynel Gül çocukluğundan günümüze tanıklık ettiği Hıdırellez geleneğini PİRHA’ya anlattı.
Gazeteci Zeynel Gül, Tahtacı Alevi köylerinde Hıdırellez kutlamalarının üç gün süren ritüellerle sürdürüldüğünü belirtti. Özellikle Kazdağları yöresinde yaşayan Türkmen Alevilerde bayramın güçlü bir kültürel ve inançsal içerik taşıdığını ifade etti.
“HERKES BİR ARAYA GELİR, SEMAHLAR DÖNÜLÜR, SOHBET EDİLİR”
Gül, kutlamaların ilk gününün mezarlık ziyaretiyle başladığını aktararak, “Genellikle ilk gün mezarlıklar ziyaret edilir, varsa kir ve toprak temizlenir” dedi. İkinci gün yaylalara çıkıldığını belirten Gül, “ İnsanlar toplanır, yemekler yenir ve eğlenilir” ifadelerini kullandı.
Üçüncü günün ise toplu buluşmalarla geçtiğini kaydeden Gül, “Bu bir cem değil ama cem türü bir muhabbet ortamıdır. Herkes bir araya gelir, semahlar dönülür, sohbet edilir” diye konuştu.
Hıdırellez’in temelinde paylaşım kültürünün bulunduğunu vurgulayan Gül, Hızır ile İlyas anlatısına dikkat çekti. Gül, “Hızır ve İlyas’ın kıtlık döneminde ellerindeki azı paylaşmaları, bu bayramın özünü oluşturur” dedi.
“ESKİDEN SOKAKLAR İMECE USÜLÜ TEMİZLENİRDİ, KAPILARA ÇİÇEKLER ASILIRDI”
Bayram sabahına ilişkin gelenekleri de aktaran Gül, “Gençler sabah erken saatlerde dereye gider, yıkanır ve dilek diler. Taş kaldırılır, altından çıkan canlı bolluk işareti sayılır” ifadelerini kullandı. Köylerde bayram öncesi hazırlıklara da değinen Gül, “Eskiden sokaklar imeceyle temizlenirdi, kapılara çiçekler asılırdı” diye belirtti.
Modern yaşamın etkisiyle geleneklerin dönüşüm geçirdiğini belirten Gül, “Şimdi belediyeler temizlik yapıyor, eski ritüeller giderek kayboluyor” diye konuştu. Yayla kültüründeki değişime de dikkat çeken Gül, “Eskiden kutsal sayılan yurtlar vardı, şimdi birçok kişi daha düz alanlarda, mangalla kutlama yapıyor” ifadelerini kullandı.
Gül, tüm dönüşümlere rağmen Hıdırellez’in önemini koruduğunu vurgulayarak, “Bu bayram doğayla, toplumla ve inançla kurulan bağın ifadesidir” değerlendirmesinde bulundu.
PİRHA/EDREMİT
Yoruma kapalı.