Alevi Haber Ajansi

Esra Çiftçi: Kadınların direnişi toplumun hafızasını ve vicdanını ayakta tutuyor!-VİDEO

PİRHA- SEVDER’in 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlediği etkinlikte konuşan gazeteci Esra Çiftçi, kadınların tarih boyunca yalnızca kendi hakları için değil toplumun hafızasını, adalet duygusunu ve yaşam iradesini korumak için mücadele ettiğini söyledi. Çiftçi, kadınların direnişinin toplumsal vicdanı uyandıran bir güç olduğunu vurguladı.

Sevdilli ve Çevre Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (SEVDER), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir etkinlik düzenledi. Etkinlikte konuşmacı olarak gazeteci Esra Çiftçi yer alırken, program sanatçı Gülten Benek’in dinletisiyle sona erdi. Konuşmasında kadınların tarihsel direnişine dikkat çeken Çiftçi, kadınların mücadelesinin yalnızca hak arayışı değil aynı zamanda toplumsal hafızayı ve özgürlük iradesini koruma mücadelesi olduğunu ifade etti.

Kadınların tarih boyunca sadece kendi hakları için değil, toplumun, kültürün ve yaşamın kendisi için mücadele ettiğini ifade eden Çiftçi, bu mücadelenin geçmişte kalmış bir hikâye olmadığını söyledi.

“Dersim’den Maraş’a, Çorum’dan Sivas’a kadar bu coğrafyada kadınlar yalnızca varlıklarını korumadı aynı zamanda adaleti, özgürlüğü ve yaşam hakkını savundu” diyen Çiftçi, kadınların direnişinin toplumsal vicdanı harekete geçiren bir güç olduğunu dile getirdi.

“ÖRGÜLER SESSİZ BİR HAYKIRIŞA DÖNÜŞÜYOR”

Konuşmasında Kürt kadınlarının son dönemde gerçekleştirdiği saç örme eylemine de değinen Çiftçi, bu eylemin güçlü bir sembolik anlam taşıdığını belirterek, “Sadece saçlarını örüyorlar ama o örgüler sessiz bir haykırışa dönüşüyor. Bu küçük gibi görünen eylem dünyanın dört bir yanında yankı buldu ve kadınların bedenleriyle verdikleri direnişin sembollerinden biri haline geldi” ifadelerini kullandı.

“KADIN YALNIZCA AİLE İÇİNDE DEĞİL, TOPLULUK İÇİNDE DE HAFIZANIN TAŞIYICISIYDI”

Çiftçi, kadınların saçlarının kesilmesinin tarih boyunca bir aşağılama ve kontrol yöntemi olarak kullanıldığını hatırlatarak, özellikle 1938 Dersim sürecinden sonra kadınların saçlarının kesilmesinin kimliği ve hafızayı hedef alan bir politika olduğunu söyledi.

“Dersim’de kadın yalnızca aile içinde değil, topluluk içinde de hafızanın taşıyıcısıydı. Saçına dokunmak aslında belleğe dokunmaktı” diyen Çiftçi, bu uygulamaların sonraki dönemlerde de farklı biçimlerde devam ettiğini belirtti.

12 Eylül askeri darbesi sırasında cezaevlerinde kadınların saçlarının zorla kesildiğini hatırlatan Çiftçi, bunun resmî olarak disiplin gerekçesiyle açıklansa da gerçekte itaat üretmeyi amaçladığını ifade etti. Çiftçi, 1990’lı yıllarda gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde saç kesme tehdidinin kadınlara yönelik sistematik bir sindirme yöntemi olarak kullanıldığını da söyledi.

IŞİD’in özellikle Kürt kadınlarını hedef alan saldırılarına da değinen Çiftçi, bu saldırıların kadınların özne olma iradesini hedef aldığını belirterek şöyle konuştu:

“Kadına yönelik saldırı bedene yönelmiş gibi görünse de aslında kolektif bir varlığa yöneliktir. Bu nedenle kadınların saçlarını örmesi kesintiye uğratılmak istenen şeyi yeniden kurma iradesidir. Koparılmak istenene bağ ekler, yalnızlaştırmaya karşı temas üretir.”

İran’da Mahsa Amini’nin öldürülmesinin ardından kadınların başlattığı protestolara da değinen Çiftçi, “Jin, Jiyan, Azadî” sloganının yalnızca bir slogan değil, bir yaşam iradesi olduğunu söyledi.

“DAYANIŞMAYI BÜYÜTTÜ!”

Çiftçi, İran’da kadınların saçlarını kamusal alanda kesmesinin rejimin beden üzerindeki mutlakiyet iddiasına karşı bir reddiye olduğunu belirterek, Rakka sonrasında ortaya çıkan saç örme eylemlerinin ise şiddetin mantığını bozarak dayanışmayı büyüttüğünü dile getirdi.

Konuşmasında Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara da değinen Çiftçi, 7 Mart’ın Suriye’de Alevi kadınların, çocukların ve yaşlıların hedef alındığı katliamın yıldönümü olduğunu hatırlattı. Çiftçi, 2025 yılında yaşanan saldırılarda kadınların kaçırıldığını, tehdit edildiğini ve cinsel şiddete maruz bırakıldığını ifade etti.

Şengal’de Ezidi kadınlara yönelik saldırıları da hatırlatan Çiftçi, tarih boyunca kadınların zulme boyun eğmediğini vurguladı.

“KADINLARIN MÜCADELESİ ÖZGÜRLÜĞÜN, ADALETİN VE HAYATIN MÜCADELESİDİR”

Kadınların yalnızca kendi kimliklerini değil aynı zamanda toplumu, kültürü ve yaşamı savunduğunu belirten Çiftçi, “Kadınların mücadelesi sadece kadınların mücadelesi değildir. Bu, özgürlüğün, adaletin ve hayatın mücadelesidir” dedi.

Kadınların dayanışmasının toplumsal değişimin en güçlü kaynaklarından biri olduğunu söyleyen Çiftçi, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Kadınları korumak bir toplumu modern göstermez. Kadınlarla eşit bir hayat kurmak o toplumu gerçekten insan yapar. 8 Mart, kadınların korkuyla değil özgürlükle, sessizlik değil sözle var olduğu bir geleceğe tutulan ısrarın adıdır.”

Konuşmasının sonunda kadın direnişinin tarihsel sembollerini anan Çiftçi, “Ana Fatma’dan Zarife Hatun’a, Mahsa Amini’ye kadar direnen tüm kadınların mirasıyla bugün buradayız. Onlar bize direnmeyi öğretti. Bugün biz de onların yolundan gidiyoruz” dedi.

PİRHA/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.