Alevi Haber Ajansi

Doç. Dr. Nail Elhan, Alevi Dergiler Projesinde gelinen süreci anlattı: Alevi entelektüelizmi oluşturulamadı!-VİDEO

PİRHA – Geçmişten günümüze dek yayınlanan Alevi dergilerini arşivleyen Akademisyenler Nail Elhan ve Mustafa Onur Tetik, araştırmalarında önemli yol kat etti. Alevi dergiciliğinin istikrar sağlayamamasındaki en büyük sebebin ekonomi olduğunu söyleyen Nail Elhan “Büyük Alevi çatı örgütlerinden bahsediyoruz ama bu örgütlü hareket neden bir dinamik Alevi entelektüelizmi oluşturamadı, bu da kendimize sormamız gereken bir soru” diye konuştu.

Hitit Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Öğretim Üyeliği yapan Doç. Dr. Nail Elhan ile Doç. Dr. Mustafa Onur Tetik, “Alevi Dergileri” projesinin finaline yaklaştı.

1964 yılında çıkan ilk Alevi dergisinden günümüze dek tüm yayınların izini süren akademisyenler, Alevi yayıncılığı içerisinde bir ilke de imza attı denilebilir.

Akademisyen Nail Elhan, araştırmalarında gelinen aşamayı anlattı. Alevi Dergiler Projesi’nde yayınların yüzde 70’inden fazlasının bir-iki sayı çıkması ardından yayın hayatına veda ettiğini anlatan Elhan, yazılı arşivciliğin önemine de değindi.

“Merak uyandırıcı konular var ama kaynaklar ulaşılabilir değil. ‘Bu kaynakları ulaşılabilir kılabilir miyiz?’ diye bir soru üzerinden bu yola çıkmıştık. Diğer taraftan bu milliyetçi ve İslamcı dergilerdeki bu arşiv furyasını gördükten sonra ‘Alevi dergileri yok mu? Sorusuna takıldım. İlk dergimiz ne zaman çıktı, neler yazmışız, neleri tartışmışız, bu insanların derdi neymiş, bir Alevi entelektüelizmi var mıymış merak ettim. Bir taraftan da bir kültürel miras bırakmak istedik. İşe başladığımızda ne kadar isabetli bir karar aldığımızı da şöyle gördük; tespit ettiğimiz dergilerden bazılarından o dergiyi çıkaran derneğin, vakfın dahi haberi yoktu!

Şimdiye kadar bizim tespit ettiğimiz, hem Türkiye, hem de yurt dışında yayınlanmış dergilerin toplamı 106. Bunların sayılarını ne zaman başladı, ne zaman bitti; tamamına baktığımız zaman ortaya şöyle bir tablo çıkıyor. Neredeyse bu dergilerin yüzde 70’i bir iki sayı yayınlanmış ve ardından ekonomik sebeplerle son verilmiş. Bizde bunu ‘ilk sayı mezarlığı’ olarak tanımladık.”

ALEVİ DERGİLERİNDE HANGİ KONULAR YER ALDI?

Nail Elhan, 1990’lı yılların “Alevi örgütlenmesinin uyanışı” olduğunu, ancak aynı yıllarda bir ekonomi örgütlenmesinin yapılamadığını da anlattı. Maddi olanaksızlıkların yazım dünyasına doğrudan etki ettiğini belirten Elhan,  Alevi yayınlarının içeriğine dair de bilgiler verdi.

“Bir de işin rekabet boyutu var. Aynı dernek içerisinden çıkıp, farklılaşmış ideolojik görüşler, özellikle kendi mecralarında yeni dergiler de ortaya çıkarıyorlar. Ama devamlılığı sağlanamadığı için bizim ilk sayı mezarlığı dediğimiz bir durumun ortaya çıkmasına sebep olmuş.

İlk dergimizin ortaya çıkış tarihi 1964. Karahöyük Dergisi Hüseyin Şir Ulusoy tarafından Hacıbektaş Kültür ve Kalkınma Derneği tarafından çıkarılmış. Bunu 1965’te Hünkar Dergisi takip ediyor. Aslında baktığınız zaman dergilerin tamamındaki ana temalar Alevilik üzerine. Alevi kültürü hakkında bilgiler, toplumsal olarak biz neredeyiz, bunun tartışmasını yapmışlar. Kendilerine mevcut sosyal siyasal konjonktür içerisinde bir yer bulmaya çalışmışlar ve bunun tartışmasını yapmışlar. Ayrıca günlük siyaset tartışmaları olduğunu da görüyorsunuz. Alevi dünyasından haberler ve tabii ki kültür içerikleri olduğunu da görüyorsunuz.

Tabii ki 1990’lara doğru farklı içerikler de çıkmaya başlıyor. Özellikle Avrupa’da Alevi yayıncılığının gelişmesiyle beraber Avrupa’dan haberler ortaya çıkmaya başlıyor.

Yine bu 1970’lerin sonu Alevi pogromları, 1993 Sivas Katliamı; bunların üzerine yeni bir içerik daha ortaya çıkıyor. Bir hafıza, anma içeriği burada ortaya çıkmaya başlıyor. Tabii ki 1990’larda içerik bir çeşitlilik görülüyor. Örneğin Nefes dergisinde Rus edebiyatından çeviri eserler yayınlanmaya başlıyor. Yani entelektüel olarak da Alevi yayıncılığının kendini geliştirdiğini görüyoruz. Okur mektuplarının olduğu, şiirlerin, karikatürlerin artık daha görünür olduğu bir Alevi yayıncılığından bahsediyoruz 90’lar itibariyle.”

“ÇATI ÖRGÜTLERİ, ALEVİ ENTELEKTÜELİZMİ OLUŞTURAMADI”

Nail Elhan, “Alevi dünyasında entelektüel anlamda bir iflas yaşanıyor diyebilir miyiz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“1964’te bir Alevi derdiyle başlamış yayıncılık hayatı 2025’e geldiğimiz zaman yalnızca Avrupa’da çıkan Alevilerin Sesi ile devam ediyor. Burada bir entelektüel iflas var mı; bence Alevi örgütlerinin de kendilerine sormaları gereken önemli bir soru. Bu soruyu aslında biraz da şunun etrafında da tartışabiliriz; yayınların künyelerine baktığımızda genel yayın yönetmeni, editör, sorumlu yazışları, bunların kim olduğuna baktığımız zaman aslında Alevi yayıncılığının belli bir merkez etrafında örgütlendiğini görüyoruz. İşte en önemli merkezlerden birisi örneğin Cem Dergisi ve çevresi.

Dersim tarafına gittiğimiz zaman o tarafta farklı bir yayıncılık olduğunu söylemek de mümkün. Yine Tahtacıların özellikle 1990’lı yıllarla beraber farklı bir yayıncılık anlayışı benimseyerek küçük, kısa bültenler çıkardığını söylemek mümkün. Ama bunlar daha köşede kalmış. Alevi yayıncılığı, çok büyük oranda belli bir grup tarafından dizayn edilmiş gibi görülüyor. Bu durum akla şu soruyu getiriyor; Alevi entellektüelizmi dediğimiz meselede en önemli şey yetişmiş insan. Yani yetişmiş insan mı yoktu sorusu ilk olarak akla geliyor.

Alevi entelektüelizmi bir dönem Cem Vakfı üzerinden yürüdü diyebiliriz. Ama günümüzde o da kalmadı. Yani büyük Alevi çatı örgütlerinden bahsediyoruz ama bu örgütlü hareket neden bir dinamik Alevi entelektüelizmi oluşturamadı, bu da kendimize sormamız gereken bir soru olarak orada duruyor.”

ALEVİ YAYINCILIĞINDA ERİL KİMLİK SORUNU

Akademisyen Nail Elhan, Alevi yayıncılığında eleştirilmesi gereken bir diğer konunun ise yayın kadrolarının eril kimliği oldu. Kadın emekçilerin, yayın hayatında da arka planda tutulduğunu söyleyen Elhan, şu bilgileri paylaştı:

“Dergilerin tamamında editörlere, yayın yönetmenlerine, sorumlu yazı işleri müdürüne baktığınız zaman kadınlar çok büyük oranda geride kalmışlar. İşte redaksiyon işleri, grafik tarafım ve sponsorluk kısmında kadın isimlerinin geçtiğini görüyorsunuz. Ama yönetim kısmına geldiğimizde kamarada oturan kişi hep erkek olmuş. Bir iki dergi dışında kadın editör, kadın genel yayın yönetmeninin olmadığını gördük. Can kavramı üzerinden kendini var etmiş, kadın erkek eşitliğine önem veren bir inanışın diğer taraftan aslında genel kamuoyu neyse ona göre standartlaştığını görüyoruz.”

“DESTEK BEKLİYORUZ”

Nail Elhan, Alevi Dergiler Projesi’nde tarama işlemlerinin sürdüğü bilgisini vererek 100 küsur dergiden 93’üne ulaşabildiklerini söyledi. Elhan, 2026 yılı sonuna doğru topladıkları tüm arşivleri kamuoyuyla paylaşacaklarını da belirtti. Elhan, ulaşamadıkları dergilerin isimlerini sosyal medya hesaplarından duyurulduğunu söyleyerek, sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

“Yaptığımız iş, Alevi kültürünün, Alevi hafızasının bir mirası olacak. Yok olmaya yüz tutmuş Alevi yayıncılığının bir hafızasını yaratmaya çalışıyoruz. İnsanlardan destek bekliyoruz. Ulaşamadığımız dergileri, eğer ellerinde olanlar varsa ve dayanışma gösterirlerse hem bizim için hem de Alevi Yol’u için çok faydalı olacağını düşünüyorum. Vereceğiniz katkılar Alevi hafızasının, Alevi yayıncılık hafızasının ve kültürel mirasının devam edebilmesi için önemli olacaktır.”

Eren GÜVEN/İSTANBUL

İLGİLİ HABERLER: Akademisyenler Nail Elhan ile Mustafa Onur Tetik, ‘Alevi dergileri’ arşivi başlattı

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.