PİRHA- Suriye’nin Halep kentinde bulunan ve ağırlıklı olarak Kürtler’in yaşadığı Eşrefiye ile Şex Maqsud mahallelerine yönelik katliam saldırılılarına Dersimli yurttaşlardan tepki yükseldi. Yurttaşlar, artık sözün ve kınamaların işe yaramadığını, bu barbarlığa karşı topyekûn bir mücadele gerektiğini ifade ettiler.
HTŞ ve ona bağlı çete gruplarının gerçekleştirdiği katliamlara tepkiler dinmiyor. Çeteler, Esad rejiminin devrilmesinden bu yana, Suriye’deki Alevi, Dürzi, Süryani ve Kürt halklarına yönelik soykırım saldırıları gerçekleştiriyor. Bu yönüyle dünya kamuoyunun tepkisine neden olan katliam saldırılarına bir tepki de Dersimli yurttaşlardan geldi.
“SURİYE’DE ŞU AN TÜM HALKLARA KARŞI SOYKIRIM YAPILIYOR”
Egemen sistemin halkların bir arada yaşama iradesini tanımadığını belirten Emir Ali Genç, “Suriye’de şu anda bütün halklara yönelik bir katliam söz konusudur. Egemen sistem halkların bir arada yaşamasına müsaade etmiyor. Çünkü bu yaşam her anlamıyla onların yaşamına ters düşen bir yaşamdır. Çünkü bireyselliği içermiyor. Egemen sistem ise bunun tam tersi olarak, ortak yaşamı benimsemiyor. Oradaki halklar da ortak yaşamı savundukları için mücadele veriyorlar” dedi. Konuşmasının devamında ise şunları dile getirdi:
“Egemen sistem kendi varlığını kabul ettirebilmek için her türlü şiddetle insanların üzerine gidiyor. Biz bu şiddeti doğru bulmuyoruz, kınıyorum. Bütün halkların özgür ve eşit yaşam hakları tanınmalıdır. Egemen sistem de baskı ve şiddetinden vazgeçmesi gerekir. Suriye’de yaşayan sadece Kürtler ve Aleviler değildir. Araplar var, Süryaniler var, Dürziler var. Bu halklara yönelik şiddetin son bulmasını ve bir an önce onların kendini rahat ifade edebilecek şartlar ve koşulların sağlanmasını istiyorum.”
“YAŞANAN KATLİAMLARIN YABANCISI DEĞİLİZ”
Yaşanan katliamlara yabancı olmadıklarını ifade eden Kibar Köse, “Bugün Rojava ve Suriye’de meydana gelen katliamların çok da yabancısı değiliz. Daha önce bu katliamlar, Maraş’ta, Sivas’ta, Dersim’de Olan katliamlar da çok yabancısı değiliz. Rojava’da Kürtlere ve Alevilere yönelik yapılan zulmün hiçbirini kabul etmiyoruz ve karşısındayız” dedi. Bu katliamlara karşı sürekli mücadele içerisinde olacaklarına dikkat çeken Köse, “Biz bunlardan korkmuyoruz. Biz zaten korkumuzu Kerbela’da bıraktık. Bu katliamlara karşı sürekli direneceğiz, bunların karşısında olacağız” diyerek lanetlediklerini ifade etti.
Köse, konuşmasının devamında ise Suriye’de Kürtlere, Alevilere, Süryanilere ve Dürzilere yapılan saldırılar soykırım niteliğinde olduğunu vurguladı, “Kadınlara yapılan işkenceler, işkence sonuçları balkonlardan aşağı atmalar, keza çocuklara aynı zulümler uygulanıyor. Bu görüntüleri gördüğümüzde tahammülümüz kalmıyor” dedi ve bu katliamların karşısında olmaya devam edeceklerini söyledi.
“HALEP’TE HALKLARA YÖNELİK SOYKIRIM YÜRÜTÜLÜYOR”
Baba Mansur Ocağı evlatlarından Sakine Cevahir, Halep’te yaşanılanların bir iç savaş olduğunu söyledi ve devamında, “Bu iç savaşta Alevi, Süryani, Kürt, Dürzi halkları katlediliyor. Bu saldılar, halklar topluluğuna yapılan bir zulümdür. Bir soykırımıdır aslında. Bu soykırımı insanlık adına lanetliyorum ve en başta bir insan olarak, bir anne olarak bu acıları içten duyuyorum. Bu acıların bir an önce sonlanmasını temenni ediyorum” dedi. Bu karanlığa karşı umutlarının tükenmediğini kaydeden Cevahir, “Ama umutlarımız tükenmiyor. Mücadele devam ettikçe umutta olacaktır. İnsanlığın bir gün huzura, umuda, yaşama kavuşacaklarını umut ediyorum” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
“HALKLARIN BİRBİRİNİN HIZIRI OLMASI GEREKİYOR”
Eski HDP Milletvekili Alican Önlü, “Bugün Ortadoğu’nun ortasında olan Suriye ve Suriye’nin de kalbi olan Rojava’da bir Kerbela yaşanıyor. Hem bir Kerbela yaşanıyor, hem de buna karşı bir direniş var” dedi. Önlü, konuşmasına Halep’te yaşanan savaşın sadece iki gücün çatışması olmadığını, bunun tam tersi iki zihniyetin bir çatışması olduğunu vurguladı: “Yani orada insanlığın başına bela olmuş bir zihniyet var. Bu bugünkü ismiyle İŞİD’dir. Tarih boyunca değişik isimlerle sahneye çıktı ama bugünkü bela olan zihniyet İŞİD’dir. Bir de ona karşı direnenler, sadece kendisi için değil, kendi kimliği, inancı için değil, tüm insanlığın onurunu savunanlar var. Bir bütün olarak dünyadaki tüm insanlığın onurunu kurtarmaya çalışan bir mücadeledir.”
“Bu IŞİD zihniyeti sadece bir inanca, bir kimliğe de karşı değil. O coğrafyadaki yaşayan tüm inanç ve kimliklere karşı. Yani oradaki Dürzilerin, Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin, Ezidilerin hepsinin bir aradaki ortak bir yaşamına, onurlu yaşamına karşıdır” diyen Önlü, konuşmasına halkların birbirinin Hızırı olması gerektiğini kaydetti; “Dürzi Alevi’nin Hızırı olması gerekiyor. Alevi Kürd’ün Hızırı olması gerekiyor. Kürd’ün Asuri’nin Hızırı olması gerekiyor. Ermeni’nin de Ezidi’nin Hızırı olması gerekiyor. Yani Hızır denen şey öyle soyut bir yerde değil. Tam tersine bu zulme karşı birbirine verilen destektir. Bu zulme karşı ayağa kalkmaktır.”
Son olarak, ‘sözün bittiği yerdeyiz’ diyen Önlü, “Tabii Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerinin, emek güçlerinin, sosyalist güçlerinin sadece bir açıklamayla, lanetlemeyle, kınamayla bu zulmün üstesinden gelinemez. Çünkü karşı taraf sadece lanet okuyarak yapmıyor. Bütün insanlık dışı vahşetini sergileyerek yapıyor. Özellikle de oradaki halklara karşı, oradaki direnen insanlara karşı bu zulmü yapıyorlar. O zaman buna karşı, buradan da sadece açıklamalarla olacak iş değil. Kınamayla olacak işler değildi. Başta tüm demokrasi güçleri, emek güçleri, sol-sosyalist güçler, insanım diyen herkesin, öncelikle Türkiye’nin bu cihatçı ittifak politikasına karşı durmak zorundadır” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
PİRHA/DERSİM
Yoruma kapalı.