Alevi Haber Ajansi

Dersim’de sokaklar konuştu: Dilimiz Xızır’ın diliydi, evlerimizde susturduk!-VİDEO

PİRHA – 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde Dersim sokaklarında bu kez gündem siyasetin sıcak başlıkları değil, bir halkın hafızasıydı. PİRHA olarak mikrofonumuzu yurttaşlara uzattık; sorumuz basitti: “Kirmanckî yaşıyor mu?” Yanıtlar ise hem hüzünlü hem de umutlu bir tabloyu ortaya koydu.

21 ŞUBAT: BİR GÜN DEĞİL, BİR HAFIZA

Her yıl 21 Şubat’ta kutlanan Dünya Anadil Günü, yalnızca takvimdeki sembolik bir tarih değil. UNESCO tarafından 1999 yılında ilan edilen ve 2000’den bu yana dünya genelinde anılan bu gün, dil çeşitliliğinin korunmasını ve yok olma tehlikesi altındaki diller için farkındalık yaratılmasını amaçlıyor.

Günün kökleri ise 1952 yılında, bugün Bangladeş sınırları içinde bulunan Dakka’da verilen dil mücadelesine dayanıyor. Resmi dil dayatmasına karşı anadilini savunan öğrencilerin yaşamını yitirmesi, dili yalnızca bir iletişim aracı olmaktan çıkarıp bir direniş sembolüne dönüştürdü.

Dersim’de ise bu tarih, başka bir soruyu beraberinde getiriyor: Kirmanckî gelecek kuşaklara kalacak mı?

“KİRMANCKİ’Yİ KONUŞANLAR AZALIYOR”

PİRHA’nın mikrofon uzattığı yurttaşlar değişimin farkında.

“Eskiden köylerde herkes Kirmancki konuşurdu. Şimdi gençler Türkçe konuşuyor, Kirmancki’yi ise ya hiç bilmiyorlar ya da konuşmaktan çekiniyorlar. Bu gidişle dilimiz unutulacak.”

Sözler sade ama ağır. Bir dilin geri çekilişini anlatıyor.

Yurttaşlar çözümün adresini de net koyuyor: Evler.

“Çocuklarımıza daha bebeklik dönemlerinden başlayarak anadilimizi konuşursak, onlarda öğrenir ve Kirmanckî aktarılmış olur.”

Ardından gelen özeleştiri ise dikkat çekici:

“Bizler geçmişte dilimizi çocuklarımızla konuşmayarak büyük hata yaptık. Çocuklarımızla Türkçe konuştuk ve şimdi onlar kendi dillerini bilmiyorlar. Ama bundan sonrası için konuşmaya başlarsak Kirmanckî unutulmaz, dilimiz güzeldir, dilimiz Xizir’ın dilidir, inancımız Xizir’ın inancıdır. Yolumuzun, itikatımızın devam etmesi için anadilimizi, Xizir’ın dilini konuşmaya devam etmeliyiz.”

Bu sözlerde yalnızca bir dil değil; inanç, yol, itikat ve kolektif hafıza var. Kirmanckî burada kültürel bir unsur olmanın ötesinde, inançsal bir sürekliliğin taşıyıcısı olarak tanımlanıyor.

Bir başka yurttaş ise kaygıyı daha yalın bir cümleyle ifade ediyor:

“Anadilimiz bizim kimliğimizdir. Kirmancki’nin yaşaması için evde, sokakta, her yerde konuşmamız lazım. Çocuklarımıza bu dili öğretmezsek birkaç kuşağa kalmaz yok olur.”

“DİL YAŞAYAN BİR ŞEYDİR”

Dersimliler yalnızca bireysel sorumluluğa değil, kamusal sorumluluğa da işaret ediyor. Yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve eğitim kurumlarının anadil için daha fazla çalışma yürütmesi gerektiğini vurguluyorlar.

Bir yurttaşın sözleri meseleyi çarpıcı biçimde özetliyor:

“Dil yaşayan bir şeydir. Eğer biz konuşmazsak ölür. Kirmancki’yi yaşatmak için çaba göstermeliyiz.”

Kirmanckî’nin Dersim’in kimliği olduğunu söyleyen yurttaşlar şu cümleyle noktayı koyuyor:

“Anadilimiz bizim kimliğimizdir, unutursak kendimizi unuturuz, insanlığımızı unuturuz, müsayipliğimizi, itikatımızı unuturuz.”

21 Şubat Dünya Anadil Günü vesilesiyle Dersim’de yükselen ses, nostaljik bir ağıt değil; geç kalınmış ama hâlâ mümkün olan bir hatırlatma. Kirmanckî’nin geleceği, yalnızca resmi politikalara değil, evlerin içinde kurulacak cümlelere bağlı.

Bir dil konuşuldukça yaşar. Sustukça silinir. Dersim’de bugün sorulan soru basit ama hayati: Kirmanckî evlere geri dönecek mi?

Cem EKİNCİ/PİRHA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.