PİRHA- Bülent Bilmez ve Cemal Taş’ın yazdığı, “Dersim Kırımı Envanteri” adlı kitabın tanıtım lansmanı yapıldı. Etkinlikte, tarihsel travmanın hâlâ canlı olduğunu ve resmi tarih anlatısının gerçekleri gizlediğini vurguladı. Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası’nda yapılan kitap tanıtım etkinliğinin moderatörlüğünü ise Şahin Çiçek yaptı.
Prof.Dr. Bülent Bilmez ve yazar Cemal Taş tarafından kaleme alınan “Dersim Kırımı Envanteri: Dokuz Örnek Vaka ve Mekan”, geçtiğimiz ay yayımlanarak okuyucuyla buluştu. Kitap, 1937–1938 yıllarında Dersim’de yaşanan büyük toplumsal travmayı dokuz örnek vaka ve mekan üzerinden inceleyerek olayların somut bir envanterini ortaya koymayı amaçlıyor.
Otuz yılı aşkın süredir süren Dersim araştırmalarının sonuçlarını temel alan bu çalışma, sahadaki incelemeler ve akademik projelerle toplanan verilerle hazırlandı. Kitapta, İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde yürütülen bir proje kapsamında hazırlanmış, 120’den fazla katliam alanını belgeleyen kapsamlı rapor da ana kaynaklardan biri olarak kullanıldı.
“TERTELE HALA HAYATLARIMIZDA CANLI BİR TRAVMADIR”
Etkinlikte moderatörlük görevini üstlenen Şahin Çiçek, yaptığı açılış konuşmasında bölgedeki tarihsel travmanın hâlâ canlı olduğunu ve resmi tarih anlatısının gerçekleri gizlediğini vurguladı. Çiçek, iki Dersimli yazar tarafından kaleme alınan tertele konulu kitabın tanıtımı sırasında yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Bu coğrafyada terteleyi konuşmak kolay değil. Terteleye dair cümle kurmak kolay değil. Çünkü canlı bir şey, yaşanan bir şey, hâlâ hayatımızda etkileri olan bir şey. Sokağa çıktığınızda, bir kahveye oturduğunuzda tertele mağdurlarıyla karşılaşmanız mümkün. Yani bu, geçip giden, tarihe havale olmuş bir mesele değil. Hayatlarımıza yoğun şekilde travmatik etkisi olan bir durum.”
Çiçek, üzerinde konuşulan kitabın ise Dersim tertele çalışmaları açısından bir eşik niteliğinde olduğunu söyledi: “Bülent Hoca’nın akademik tarih disiplininden gelen yaklaşımı ile Cemal Taş’ın saha bilgisi ve sözlü tarih çalışmaları birleşmiş. Ortaya yeni bir bakış açısı ve literatüre kazandırılmış yepyeni bir kaynak çıkmış. Bugün bunun üzerine konuşmak istiyoruz.”
“DERSİM’İN HER KARIŞI TOPLU MEZAR, BU KİTAP ANCAK PİLOT BİR ÇALIŞMA OLABİLİR”
Bülent Bilmez, Cemal Taş ile birlikte yürüttükleri beş yıllık saha çalışmasının sonucu olarak bu çalışmanın açığa çıktığını söyleyerek, Dersim coğrafyasında yaşanan katliamların izlerini ve yeni kitap projelerini anlattı. Bilmez, “Bu coğrafyada bastığınız her toprak parçası aslında bir toplu mezar” sözleriyle dikkat çekti.
Bilmez, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde başlattıkları sözlü tarih çalışmalarının, özellikle 37-38 Dersim Katliamı üzerine yoğunlaştığını belirterek, “Sahada edindiğimiz tanıklıklar, ikinci ve üçüncü kuşaktan anlatıcıların aktarımlarıyla birleşince ortaya mikro tarih düzeyinde önemli bir veri çıktı” dedi.
Beş yıl süren saha çalışmaları sonucunda 130’dan fazla katliam mekânı tespit ettiklerini söyleyen Bilmez, şunları aktardı: “Şimdiye kadar 36 mekânda çekimlerimizi yaptık, anlatımlar yerinde kaydedildi. Bu ilk kitapta 16 mekânın hikâyesini paylaşıyoruz. Bu bir pilot proje, adeta bir numune. Hem kamuoyuyla ne yapmak istediğimizi göstermek hem de sonraki çalışmalara zemin oluşturmak istedik.”
Bilmez, çalışmanın sadece saha verileriyle sınırlı olmadığını, arşiv, basın ve literatür taramalarıyla desteklendiğini belirtti. Kitabın hazırlanmasında çok sayıda akademisyen ve saha gönüllüsünün katkı sunduğunu ifade eden Bilmez, “Yirmiden fazla uluslararası soykırım ve şiddet araştırmacısıyla da paylaştık, önemli geri dönüşler aldık” diye konuştu.
Çalışmanın amacını “Dersim’deki tekil katliam mekânlarının ve vakalarının görünür kılınması” olarak özetleyen Bilmez, projenin bundan sonraki aşamalarında daha fazla mekânın ve tanıklığın belgelenerek kamuoyuna sunulacağını söyledi.
“SOYKIRIM TARİHİNİ VE HAFIZASINI KAYBETMEMEK İÇİN ÇABALADIK”
Dersim üzerine uzun yıllardır saha çalışmaları yapan Cemal Taş, toplumsal hafızanın korunması için yürütülen çalışmaların geç başlamış olmasının büyük bir kayıp olduğunu söyledi. Toplu katliamların yaşandığı bölgeleri tek tek gezdiğini belirten Taş, şunları dile getirdi:
“Dağın bir eteği, bir deresi, bir gölü ya da bir nehir kenarı; hepsi toplu mezar ya da katliam yeri. Bugüne kadar isimlerini tespit ettiğimiz 136 yer var. Ben bunların 97’sine gittim, 65’inde bizzat çekim yaptık. Ancak bu çalışmalara çok geç başladık. Olayları birinci elden bilen insanlar artık hayatta değil” dedi.
Taş, Dersim katliamına dair çalışmalarda en büyük zorluğun kaynak eksikliği olduğuna dikkat çekti: “Yıllarca Azrail ile yarıştık. Yaşlılarımız bir bir aramızdan ayrılmadan onlardan ne öğrenebiliriz diye koşuşturduk. Elimizde yüzlerce kayıt var ama bu kayıtları anlamlandıracak, dünya kamuoyuna anlatacak kapsamlı çalışmalar hâlâ yetersiz” olduğunu belirtti.
Çocukluklarında yaşadıkları travmayı ve toplumsal belleğin etkilerini ise şu sözlerle aktardı: “Biz, annemizden babamızdan utanır hale geldik. Onların giydiği elbiselerden, konuştukları dilden utanır olduk. Bugün o zihniyetle hesaplaşmak istiyorum. Benim karşı koyuşum, itirazım budur” diyerek tepki gösterdi.
Taş, hedeflerinin katliam bölgelerini haritalandırmak ve her birine dair mikro çalışmalar yapmak olduğunu belirterek, toplumsal hafızayı kaybolmadan gelecek kuşaklara aktarmanın önemini vurguladı.
Katılımcıların yaptığı konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Sorulan soruların cevaplandırılması sonrası etkinlik, yazarların kitapları imzalamasıyla son buldu.
PİRHA/DERSİM
Yoruma kapalı.