Alevi Haber Ajansi

Depremin üzerinden 3 yıl geçti: Malatya’da sağlık da eğitim de hala enkaz altında!-VİDEO

PİRHA- SES Malatya Eş Başkanı Cansu Kaplan ile Eğitim Sen Malatya Eş Başkanı Nevzat Millioğulları, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Malatya’da sağlık ve eğitim alanında yaşanan derin krizin sürdüğünü vurguladı. Kaplan, “Yası yaşayamadık, sağlık sistemi toparlanmadı” derken; Millioğulları ise “Sadece bina yapmak yetmez, adalet ve ortak akıl olmadan bu yara kapanmaz” dedi.

6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen Malatya’da yıkımın izleri silinmedi. Barınmadan sağlığa, eğitimden psikososyal desteğe kadar pek çok alanda kriz devam ederken, sendika temsilcileri deprem sonrası sürecin bütünlüklü biçimde ele alınmadığını vurguluyor.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Malatya Şube Eş Başkanı Cansu Kaplan, depremi hem depremzede hem de sağlık emekçisi olarak yaşadıklarını belirterek, ilk günden itibaren enkaz koşullarında hizmet vermek zorunda kaldıklarını söyledi.

Kaplan, “Biz hem depremzedeydik hem sağlık çalışanıydık. Ailemizi güvenli alanlara alamadan doğrudan hastanelere gittik. Günlerce suya ve yemeğe ulaşamadığımız oldu ama alanları terk etmedik” dedi.

“MALATYA İKİNCİ DEPREMDEN SONRA YIKILDI”

Malatya’nın asıl yıkımı ikinci depremden sonra yaşadığını vurgulayan Kaplan, kentin uzun süre görmezden gelindiğini ifade etti. “Malatya cehennem gibiydi ama ikinci plana atıldı. Sanki depremi yaşamamışız gibi davranıldı” diye konuştu.

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde halen yaklaşık 500 hemşire açığı bulunduğunu belirten Kaplan, sağlık sisteminin toparlanamadığını söyledi. “Birçok sağlık emekçisi başka illere tayin oldu. Kalanlar ise aşırı iş yükü altında eziliyor” dedi.

Kaplan, birinci basamak sağlık hizmetlerinin yetersizliğine dikkat çekerek, “Birçok Aile Sağlığı Merkezi hâlâ konteynerlarda ya da riskli binaların altında hizmet veriyor. Malzeme eksiklikleri sürüyor, halk sağlığa erişmekte zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

“YASI YAŞAYAMADIK TRAVMA DEVAM EDİYOR”

Depremin ardından hem halkın hem de sağlık emekçilerinin ağır bir psikososyal yük altında olduğunu vurgulayan Kaplan, “Yakınlarımızı kaybettik, yaşanmışlıklarımızı kaybettik ama yası yaşayamadık. Bastırılmış yas, öfke patlamalarıyla kendini gösteriyor” dedi.

Barınma krizinin derinleştiğine de dikkat çeken Kaplan, konteyner kentlerin boşaltılmaya başlanmasının yeni bir sağlık sorununa dönüştüğünü belirtti. “Kiralar fahiş, gıda ve ulaşım pahalı. Yoksulluk derinleşti. Çocuklarda beslenme yetersizliğine bağlı gelişim geriliği görülüyor” dedi.

Kaplan, sağlık emekçilerine kira, ulaşım ve lojman desteği sağlanmadıkça bu yükün taşınamayacağını vurgulayarak, “Yeni bir felakete hazır değiliz. Covid geçti, deprem geçti, çok yıprandık” diye konuştu.

EĞİTİM CEPHESİNDE DE TABLO AĞIR

Eğitim Sen Malatya Şube Eş Başkanı Nevzat Millioğulları ise depremin üçüncü yılında Malatya’nın hâlâ bir şantiye kent olduğunu belirtti. “Yüz binlerce insan konteynerlarda yaşıyor. Malatya’da esnaf bile konteynerlarda” dedi.

Bazı okulların inşaat alanlarının ortasında kaldığını söyleyen Millioğulları, öğrencilerin ve öğretmenlerin her gün yoğun toz altında eğitim görmek zorunda kaldığını ifade etti.

Merkezden dayatılan projelerin kentin kültürünü yansıtmadığını belirten Millioğulları, “Tek tip projelerle kent ayağa kalkmaz. Ortak akıl olmadan, kentte yaşayanların söz hakkı olmadan bu sorunlar çözülemez” dedi.

“SORUMLULAR YARGILANMADAN BU YARA KAPANMAZ”

Depremin sorumlularının yargılanmasının toplumsal adalet açısından hayati önemde olduğunu vurgulayan Millioğulları, “İmara açanlar, ruhsat verenler, denetlemeyenler, hatalı malzeme kullanan müteahhitler yargılanmalı. Aksi halde suç kanıksanır” diye konuştu.

Depremin ilk günlerinde devletin geç kaldığını, buna karşılık güçlü bir halk dayanışmasının ortaya çıktığını belirten Millioğulları, “İnsanlar kendi imkânlarıyla yardıma koştu. Devlet üçüncü günde ulaşabildi” dedi.

PSİKOSOSYAL DESTEK VE YOKSULLUK DERİNLEŞİYOR

Millioğulları, deprem sonrası eğitimde sistematik bir psikososyal destek programının hayata geçirilmediğini vurgulayarak, okullarda bu yükün büyük ölçüde öğretmenlerin omzuna bırakıldığını söyledi.

Depremle birlikte birçok ailenin gelir kaynağını kaybettiğini belirten Millioğulları, çocukların MESEM uygulamalarıyla düşük ücretlerle çalıştırıldığını ifade etti. “Yetersiz beslenen çocuklar ne sağlıklı büyüyebilir ne de eğitimde başarılı olabilir” dedi.

“KURUMLAR GÜÇLÜ OLMADAN TOPLUM GÜÇLÜ OLAMAZ”

Millioğulları, yaşananların yalnızca bugünkü iktidarla sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Deprem kuşağında yaşayan bir ülkede hâlâ aynı hataları yapıyorsak, burada yönetsel bir akıl sorunu var” dedi.

Millioğulları sözlerini şöyle tamamladı, 
“Depremin yaraları adaletle, ortak akılla ve insanı merkeze alan politikalarla sarılabilir.”

PİRHA/MALATYA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.