Alevi Haber Ajansi

Demir Çelik: İran’a yönelik operasyonlar uzun vadeli stratejinin parçası- VİDEO

PİRHA- Rıza Şehri Akademisi yöneticisi Demir Çelik, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının askeri olduğu kadar jeopolitik ve ekonomik bir stratejiye dayandığını belirterek, sürecin uzun vadeli bir yıpratma ve yön değiştirme politikası olduğunu ifade etti.

Rıza Şehri Akademisi yöneticisi Demir Çelik, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, son dönemde artan hava operasyonlarının bölgesel savaş dinamiklerinin bir parçası olduğunu ifade etti.

Çelik, 2025 yazından bu yana süren yaptırımlar ve askeri baskının, Şubat ayı sonlarından itibaren yoğunlaşan hava saldırılarıyla yeni bir aşamaya geçtiğini belirterek, “Diplomatik görüşmelerin sonuçsuz kalmasıyla birlikte askeri operasyonlar yeniden şiddetlendi” dedi.

“1990’LARDAN BU YANA SÜREN SÜREÇ, PARÇALI BİR ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞIDIR”

Küresel ölçekte süren çatışmaları üç başlık altında değerlendiren Çelik, “1990’lardan bu yana süren süreç, aslında parçalı bir üçüncü dünya savaşıdır. Birinci ayağı emperyalist güçler arasındaki rekabet, ikinci ayağı ulus devletlerle emperyalistler arasındaki çatışmadır. Askeri, siyasi, diplomatik ve ekonomik yaptırımlarla devam eden daha çok da geçmişte Sovyet sisteminin, Sovyet Rusya’nın arka bahçesi olarak bilinen Baas rejimleri işte Irak’ta Saddam Libya’da Kaddafi, Mısır’da Mübarek ve en niyetinde Suriye’de Esad rejimlerinin çökertilmesi, siyasi, diplomatik ilişki Ortadoğu’da şiddetlenerek onlarca yıl sürdü. Benzeri bir savaş konumu Ukrayna-Rusya arasında başladı ve hala olanca şiddetiyle devam devam ediyor. Üçüncü ayağı ise ezilen halkların her iki güce karşı mücadelesidir.Bu boyutuyla İsrail-İran savaşı yeniden başlamadı” dedi.

İsrail’in 7 Ekim 2023 sonrası başlattığı sürece değinen Çelik, bu dönemde İran’ın bölgedeki etkisinin zayıflatılmasının hedeflendiğini belirterek, “Hamas, Hizbullah, Husiler ve Haşdi Şabi gibi yapılar hedef alınarak İran’ın Ortadoğu’daki etkisi kırılmak istendi” ifadelerini kullandı.

“AMAÇ REJİMİ ÇÖKERTMEK DEĞİL, BATI İLE UYUMLU HALE GETİRMEKTİR”

ABD ve İsrail’in nihai hedefinin rejim değişikliği değil yön değişikliği olduğunu kaydeden Çelik, “Amaç İran’daki mevcut rejimi tamamen çökertmek değil onu Rusya ve Çin ekseninden koparıp Batı ile uyumlu hale getirmektir” dedi.

Enerji hatlarının güvenliğinin bu sürecin önemli bir boyutu olduğunu vurgulayan Çelik, “Ortadoğu’daki enerji güzergahlarının güvenliği ve sürdürülebilirliği, NATO ülkeleri açısından belirleyici bir faktördür” değerlendirmesinde bulundu.

Savaşın sadece askeri boyutla sınırlı olmadığını ifade eden Çelik, İran’ın uzun vadeli bir yıpratma stratejisiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bu süreç ekonomik, diplomatik ve siyasal olarak İran’ı yalnızlaştırma ve çaresiz bırakma çabasıdır” dedi.

“KÜRTLER PARÇALI DURMAK YERİNE BİRLİKTE MÜCADELE ETME İRADESİ ORTAYA KOYDU”

İran’daki toplumsal dinamiklere de dikkat çeken Çelik, farklı halklar ve inanç gruplarının uzun süredir baskı altında olduğunu belirtti. Çelik, “İran çok kimlikli bir yapıya sahip. Kürtler başta olmak üzere birçok halk inkar ve asimilasyon politikalarına maruz kalıyor” diye konuştu.

“Jin, Jiyan, Azadî” sloganıyla gelişen toplumsal hareketlere değinen Çelik, “Bu itirazlar rejimin baskıcı politikalarına karşı demokratik taleplerin ifadesidir” dedi.

Kürt siyasi hareketlerinin 22 Şubat 2026’da aldığı birlik kararını da değerlendiren Çelik, bu adımı önemli bulduğunu belirterek, “Kürtler parçalı durmak yerine birlikte mücadele etme yönünde önemli bir irade ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

Çelik, Kürt örgütlerinin yayımladığı deklarasyona ilişkin ise “Ulus devlet yerine demokratik bir toplum talebinin öne çıkarılması ve dış müdahalelere karşı mesafe konulması dikkat çekicidir” dedi.

İran’daki diğer halklara yapılan çağrılara da değinen Çelik, “Azeriler başta olmak üzere tüm halklara ortak yaşam çağrısı yapılması, çatışma yerine birlikte yaşam iradesinin güçlendiğini gösteriyor” şeklinde konuştu.

Ortadoğu’daki sorunların tarihsel kökenlerine işaret eden Çelik, “1639 Kasr-ı Şirin ve 1916 Sykes-Picot anlaşmalarıyla bölünen Kürdistan coğrafyası, bugün de istikrarsızlığın temel nedenlerinden biridir” dedi.

Rojava’ya yönelik baskılara karşı gelişen toplumsal dayanışmayı da değerlendiren Çelik, “ Milyonların Rojava’ya sahip çıkması, halkların öz gücüne dayalı direnişinin önemli bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

Son olarak Kürtlerin birlik ihtiyacına dikkat çeken Çelik, “Bugün ortaya çıkan fırsatların değerlendirilebilmesi için ortak siyasal program, ortak diplomasi ve koordineli mücadele şarttır” diye belirtti.

Elif SONZAMANCI PİRHA/KÖLN

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.