Alevi Haber Ajansi

DEM Parti Nusaybin’den seslendi: Rojava umuttur, direniştir!-VİDEO

PİRHA- DEM Parti grup toplantısını, Nusaybin’de Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın katılımıyla yaptı. Suriye’de katliama maruz kalan herkesin sorumluluğunun Şara yönetiminde, HTŞ’de, IŞİD’de ve onları destekleyen uluslararası güçlerde olduğunun altını çizen Hatimoğulları, “Suriye’deki Kürt soykırımını durdurmaya davet ediyorum” dedi. Tuncer Bakırhan da, “Rojava umuttur, direniştir. Rojava; halkların bir arada yaşadığı umuttur. O umudu öldürtmeyiz” diye konuştu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Toplantısı Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın yanı sıra Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar, Keskin Bayındır’ın Kürt siyasetçi Ahmet Türk, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri ve on binlerin katılımıyla gerçekleştiriliyor. Toplantı, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar nedeniyle Nusaybin’de gerçekleştirdi.

“ROJAVA DEMEK, IŞİD KARŞITLIĞI DEMEKTİR”

Binlerce yurttaşın yürüyüşü ardından yapılan grup toplantısında konuşan Tülay Hatimoğulları, olağanüstü koşullardan geçildiğini belirterek, şunları ifade etti:

“Şu an Nusaybin’de sınırın sıfır noktasındayız. Sınırın birkaç adım ötesinde Qamişlo’da Kürt kardeşlerimiz şiddetli bir savaş tehlikesi altında. Rojava’da şiddetli bir savaş ve çatışma devam ediyor. 10 Mart Mutabakatı ile ilgili görüşmeler devam ederken Suriye’de Geçici Şam Yönetimi ve SGD arasında görüşmeler devam ederken birden masayı devirip savaş ve çatışmanın önü açıldı. Halep’te öncelikle Şexmaqsud, Eşrefiyê mahallelerinde Kürt halkına yönelik amansız bir katliam başlatıldı. Bu katliamı başlatan HTŞ güçlerini kınıyoruz. Savaşa hayır, barış hemen şimdi diyoruz.

Onunla da yetinmediler. Önce Fırat’ın batısı, şimdi de Fırat’ın doğusuna yani Rojava topraklarına bir işgal harekatı başlatılmış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil. Yalan yanlış bilgileri başta Türkiye’de yandaş medya, havuz medya AKP-MHP iktidarının sözcüleri Suriye’deki gelişmeler hakkında Türkiye ve dünya kamuoyunu yalan yanlış bilgilerle doldurmaya çalışıyorlar. Ve diyorlar ki Rojava’daki yönetim 10 Mart Mutabakatına uymadı. Külliyen yalan. 10 Mart Mutabakatı’na uymayan HTŞ’nin kendisidir, Şara yönetimidir: Bugün orada sivil halkımız başta olmak üzere katliama maruz kalan herkesin sorumluluğunu Şara yönetimindedir, HTŞ’dedir, IŞİD’dedir ve onları destekleyen uluslararası güçlerdedir.

Bugün Türkiye’de Suriye’deki operasyon devam ederken Cumhur İttifakının sözcülerinin yaptığı açıklamaya bakılacak olursa sanki savaşı ve çatışmayı Türkiye’den yönetiyormuş gibi açıklama yapıyorlar. Bir yandan Türkiye’de Kürt’e ‘kardeşim’ diyecek ‘İç barışı tesis edeceğim.’ diyecek öte yandan oradaki operasyonları yönetecekler. Bakın sadece bu değil. Onların ideolojik olarak burada akrabaları olan Furkan Günleri düzenleyenler ve bunların sözcüsü basın yayın organları neyi öne çıkardılar biliyor musunuz?

Temizlik hareketi başlamalı diyorlar Rojava’da. Temizlik! Neyi neyden temizliyorsunuz? Rojava toprağını Kürt’ten mi temizlemeye çalışıyorsunuz? Ve buna Furkan günlerinde verilen fetvalar olarak ortaya koyuyorsunuz. Hak ve batıl diyorsunuz. Ey batılı kıblesi olarak gören iktidar ve yandaşları, ey batılı ilkesi olarak görenler, ey iktidardan güç zehirlenmesi yaşayanlar demokrasi istemek, savaş karşıtı olmak, kadın özgürlüğünü istemek, anadiliyle eğitim hakkını istemek batıl mıdır? karar verin. Batıl olan nedir biliyor musunuz? Batıl olan Türkiye’de Kürt’e kardeşim deyip gerçek kardeşliği görmemektir. Batıl HTŞ ile el tutuşmaktır. Batıl olan paramiliter güçlerin ve çeteleri örgütleyip eğitip donatıp onları Suriye topraklarında Alevi canlarımızı, Dürzi kardeşlerimizi, Kürt kardeşlerimizi katlettirmektir. Onun önünü açmaktır Batıl olan. Batıl olan sizsiniz, sizsiniz, sizsiniz.

Hükümetin Sözcüsü Ömer Çelik konuşma yapıyor ve diyor ki: ‘SDG sürece darbe yapmak istiyor’ Burada asıl darbeyi kim yapıyor biliyor musunuz? HTŞ ile el tutuşanlar, oradaki güçleri destekleyenler ve bu savaşa onay verenler, göz yumanlar, destekleyenler, sınırını ardına kadar bu çete güçlerini açanlar bu süreci esas olarak sabote eden bunlardır. HTŞ sözcülüğü yapıyorsunuz Türkiye’de. O yüzden bu süreci sabote etmek isteyen tam da sizsiniz ve sizin açıklamalarınızdır. Bakın Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki haklıyken haksız yere düşmeyecek şekilde bir cerrahi hassasiyetle Suriye hükümeti operasyonlarını yürütüyor. Buradan da HTŞ’yi tebrik ediyor. Biz buradan cumhurbaşkanına soruyoruz. ‘Kürt kardeşlerimiz katlediliyor.’ diye mi HTŞ’yi tebrik ediyorsunuz. Ortada bir savaş var. Neyin tebriki bu?  Barışın istikrarın egemen olduğu bölge huzur içinde yaşar diyor. Bizler yıllar yılıdır DEM Parti olarak dedik ki, Türkiye’de iç barışımızı tahkim edelim. Uluslararası güçlerin bölgede kurmaya çalıştığı komploya karşı hep beraber uyanık olalım dedik. Bunun için iç barışımızı tahkim edelim dedik. Ama iç barışı konuştuğumuz bu günlerde huzurdan bahsettikleri bu günlerde, Suriye’de Kürtler katledilirken Türkiye’deki Kürtlerin duygusunu görmeyen bir huzur olabilir mi? Düşüncesini görmeyen bir huzur olabilir mi? İnsanlar gece gündüz uyumuyor. Herkes ayakta. Bugün Nusaybin’de sınırın sıfır noktasındayız. Ve inanın 7’den 90’ına kadar herkes bugün bu yürüyüşte ve sınırın ötesinde katledilen kardeşleri için gözyaşı döküyor. İşte süreci bozan sizsiniz. Türkiye’de barış sürecinde inancı zayıflatan sizlersiniz. Vazgeçin bundan, vazgeçin bundan. Artık yeter! Edi bese!

Değerli halklarımız, bakın adeta bir düğmeye basılmışçasına kalem oynatanlar var. Saray medyasının kalemşörü bizim Eş Genel Başkanımız Sayın Tuncer Bakırhan ve Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit’i hedef haline getirmek istiyor. Bizler buradan o yazara diyoruz ki sen kandan besleniyorsun. Savaştan besleniyorsun. Çatışmadan besleniyorsun. Ve sana buradan soruyoruz. Daha kaç Kürt katledilirse senin kalemin yazı yazabilir, vicdanın hatırlar, vicdanın rahatlar. Buradan sizleri, yöneticilerimiz, eş başkanlarımız, Grup Başkanvekillerimizi hedef haline getirmenize asla müsade etmeyiz, etmeyeceğiz. Partimiz demokrasi için, barış için sonuna kadar çalışmaya devam edecek.

Suriye’de Şam yönetimi başa geldiği günden beri Alevi canlarımız Lazkiye’de, Hama’da, Humus’ta, Şam merkezlerinde katledildiler. Ardından Dürzi kardeşlerimiz katledildi. Onbinlerce katliama sebep oldular bunlar. Onbinlerce insanı katlettiler. Ve oradan şimdi bu katliamı ve soykırımı Rojava topraklarına kaydırdılar. Buradan hep beraber alkış ve zılgıtlarımızla Rojava’da soykırıma hayır diyelim hep beraber. Ortada çok büyük bir uluslararası komplo olduğunun bizler farkındayız. Paris Antlaşması’ndan sonra Rojava ve Kürtlere dönük bir soykırım startının verildiğinin hepimiz farkındayız. Türkiye’de hükümet adına konuşan bakanlar, sözcüler her fırsatta diyorlar ki “SDG ya da Suriye’nin öz yönetimi başka devletlerle iş tutuyor.” Biz başından beri ısrarla şunu söyledik. Suriye’deki Kürt halkıyla, onların siyasi iradesiyle Türkiye görüşmeler gerçekleştirsin dedik. Türkiye’nin iç barışı konuşurken Suriye’nin iç barışını da konuşalım, destekleyelim dedik. Ama bundan siz imtina ettiniz. Ve şimdi bahsini ettiğiniz devletler komplo geliştirenlerle beraber  aynı yerde saf tutup sözüm ona islam kardeşim dediğin Kürdü katlediyorsun. Buna asla izin vermeyeceğiz. Rojava halkı yalnız değildir. Bunu herkes böyle bilmeli ve böyle bilecek.

Buradan bütün dünyaya çağrımızı yinelemek istiyoruz. Bütün uluslararası, demokrasi güçleri, insan hakları savunucuları, soykırım karşıtları, göçmenlerle dayanışanlar, herkesin ama herkesi şu an Suriye’deki Kürt soykırımını durdurmaya davet ediyorum. Türkiye’deki bütün muhalif kesimleri, demokratları, devrimcileri, aydınları, yazarları, gazetecileri, ezcümle herkesi ve başta siz değerli halklarımızı bütün demokratik haklarımızı kullanarak bu savaşa hep beraber dur diyelim, dur diyelim. Bizim için Rojava demek kadın özgürlüğü demektir. Rojava demek, IŞİD karşıtlığı demektir. Rojava demek farklı halkların ve inançların demokratik bir zeminde mücadele yürütmesi demektir. Selam olsun Rojava’ya. Selam olsun Rojava’da direnen kadınlara. Selam olsun oradaki bütün kadınlara.”

“GÜN BİRLEŞME GÜNÜDÜR”

DEM Parti Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan da konuşmasında şunları dile getirdi:

“Grubunu Meclis çatısı altında yapmayıp, haksızlıklar ve hukuksuzluklar karşısında çeşitli kentlerde yapan biziz. Bugünleri yaratanları kınıyoruz. Kuzeydoğu Suriye’de bir katliam var, bir soykırım var. Dünya bir olmuş, Kürtlere soykırım yapıyorlar. Kürtlerin kimliksiz, dilsiz, statüsüz şekilde yaşaması için düşmanlık yapıyorlar. Bizler dün olduğu gibi bugün de Rojava’da; onuru, kimliği ve dili için Rojava halkıyla birlikteyiz. Oradaki Kürt kardeşlerimizle birlikteyiz. Alevi kardeşlerimizle, Dürzi halkıyla birlikte olduğumuzu buradan, Nusaybin’den, yani sınırdan haykırıyoruz. Bunu ülkeyi bu hale getiren iktidar ve emperyal güçler iyi bilmelidir.

Rojava umuttur, direniştir. Rojava; halkların bir arada yaşadığı umuttur. O umudu öldürtmeyiz. Kürt illerinde bu konuda dayanışma içinde olacağımızı haykırmak istiyoruz. ‘Kürt dili konuşulmasın’ diyorlar. Kürt gençleri Kobani’de kendi ana dilleriyle eğitim görmesin diyorlar.

10 Mart mutabakatına uymayan Şara’dır, rejimdir!

Sayın Devlet Bahçeli, ‘PKK’nin kurucu önderi’ diyor ama onun dediğini yapmıyor, ‘Her karışı temizlenmeli, kurutulmalı’ diyor. Sen kuru temizlemeci misin?

Dünyada yaşayan 50 milyon Kürt’e sesleniyorum. Gün, kavga etme günü değil; Kürt karşıtlığına ve katliama karşı dayanışma günüdür. Rojava’daki katliama karşı durma günüdür. Dayanışmayla bu Selefilere karşı durabiliriz.

Öfkenizi kendi içinizde değil; Kürtleri kimliksiz bırakmak isteyenlere karşı harekete geçirin. Bahçeli diyor ki ‘SDG Kürtleri temsil etmiyor.’ Beyefendiler, kimin kimi temsil ettiğine karar veriyorlar. Dilinizi konuşmayın, statünüz olmasın diyorlar. Sana mı soracağız kimin kimi temsil ettiğini? SDG, bal gibi Kürtleri, Alevileri, Türkmenleri, Ezidileri, seküler yaşamdan olan Arapları temsil ediyor.

Özerk yönetim oradaki bütün halkları temsil ediyor. Bu hükmü siz veremezsiniz. Sandığı koysanız bu toplumun rızasını alabilir misiniz? Alamazsınız. Asıl siz kimi temsil ediyorsunuz?”

(HABER MERKEZİ)

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.