PİRHA- Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, 8 Mart dolayısıyla yayımladığı açıklamada savaşların, otoriter rejimlerin ve eril egemen politikaların en ağır yükünü kadınların taşıdığını vurguladı. Açıklamada, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve küresel kadın dayanışması çağrısı yapıldı.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü değil, kadınların yüzyıllardır süren direncinin, hafızasının ve örgütlü iradesinin adı olduğu vurgulandı.
Alevi kadınların inanç, emek ve cesaretle ördüğü mücadelenin evrensel kadın yürüyüşünün ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilirken, dünyanın dört bir yanında kadınların benzer eşitsizlikler ve şiddet politikalarıyla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.
“SAVAŞLARIN YÜKÜNÜ KADINLAR TAŞIYOR”
Açıklamada, savaşların ve otoriter rejimlerin en ağır bedelini kadınların ödediği belirtilerek özellikle Suriye’de süren savaşın kadınların yaşamında derin yaralar açtığı kaydedildi. Yerinden edilme, göç yollarında kaybolan hayatlar, zorla evlendirmeler, cinsel şiddet ve yoksulluğun kadınları kuşattığı vurgulandı.
Ezidi kadınlar için 8 Mart’ın soykırımın tanınması ve kaybolan kadınların akıbetinin sorulması anlamına geldiği ifade edilirken, Süryani kadınlar açısından 1915’te yaşanan ve “Seyfo (Kılıç Yılı)” olarak anılan katliamların unutulmaması gerektiği belirtildi.
İran’da kadınların zorunlu kurallara ve toplumsal baskılara karşı direnişinin, kadın bedeni üzerindeki devlet kontrolüne karşı bir isyan olduğu kaydedildi.
“JİN JİYAN AZADİ” FELSEFESİYLE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ
Açıklamada, Rojava, Türkiye, İran ve Rojhelat’ta kadınların kendi örgütlülüklerini yaratarak toplumsal dönüşümün öncüsü olduğu ifade edildi. “Jin Jiyan Azadi” perspektifinin yalnızca eşitlik talebi değil, kadın, yaşam ve özgürlük felsefesinin pratiğe dönüşmesi olduğu vurgulandı.
Kadın bedeninin savaşın cephesi haline getirildiğine dikkat çekilen açıklamada, “Bir yerde bir kadın susturuluyorsa o sessizlik hepimizin yüreğinde yankılanır” denildi. Alevi inancının “cana kıymamayı” esas aldığı belirtilerek, kadınlara yönelen her türlü şiddetin insanlık onuruna karşı işlenmiş bir suç olduğu ifade edildi.
EŞİT YURTTAŞLIK VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU
Açıklamada, 8 Mart’ın aynı zamanda:
-
İnançların kamusal alanda yok sayılmasına karşı eşit yurttaşlık talebi,
-
Cemevlerinin tanınmamasına ve kutsal mekanların gaspına karşı kimlik ve inanç özgürlüğü mücadelesi,
-
Eril egemen zihniyete karşı örgütlü direniş,
-
Kadınların bireysel ve toplumsal özgürlük iradesinin ifadesi olduğunu vurguladı.
Açıklamada ayrıca kadın cinayetlerinde, savaşlarda ve şiddet politikaları sonucu yaşamını yitiren tüm kadınlar anıldı. “Her birinin adı hafızamızda, her biri mücadelemizin çağrısıdır” denildi.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.