PİRHA- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. İktidara yüklenen Özel, “Bu kara düzeni yıkacağız” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu.
Özgür Özel, Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyım rektöre karşı başlayan protestoların 5’inci yılında olduğunu hatırlatarak, iktidar olduklarında rektör atamalarına ilişkin de sandıktan kim çıkarsa o kişinin rektör olarak atanacağını kaydetti.
CHP lideri Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Elektrik harcarken, doğalgaz harcarken, süt alırken, ayakkabı alırken, çocuğumuza mont alırken gelirimize bakmadan aynı vergiyi ödeyeceğiz.Kimse Erdoğan’dan masallara inanmasın, kimse bu yılın geçen yıldan iyi olacağına inanmasın. Durumunun geçmişten iyi olması için bu milletin sandığa gitmesi ve AKP iktidarını göndermesi lazım.
Emeklinin AKP iktidarından önce 1,5 asgari ücret oranında aylık alıyor. Emekliler, tarihlerinin en katlanılamaz sefalet ücretine muhtaç edildiler. Öyle bir noktadayız ki bu maaşlarla yandaşlara geçiş garantisi veren iktidar emekli ve çalışana geçim garantisi vermiyor. Bu kara düzeni yıkacağız.
Emekliyi bu halde bırakamayız. Kök maaşa zam, seyyanen zam şarttır. AKP’ye sesleniyorum; gelin bu ayıbı temizleyelim.
İktidarın 19 Mart operasyonları döneminde ülkeye kaybettirdiği paranın ekonomide hedeflerin tutturulmasını engelledi. Yaşatılan hukuksuzluğun ekonomik krize neden oldu.”
Gezi davası tutuklusu şehir plancısı Tayfun Kahraman’ın sağlık sorunlarına aktaran Özel, “Ayağını kaldıracak mecali olmayan kişiyi 4 jandarma ile birlikte orada tutuyorlar “Tayfun Kahraman, 13. Ağır Ceza Mahkemesi Anayasa’yı tanımadığı için daha doğrusu Anayasa’yı tanımayan Erdoğan’dan cesaret alıp Anayasa Mahkemesi’ni tanımadığı için Tayfun Kahraman serbest kalması gerekirken içeride tutuldu. Hem hastalığın yapısı gereği hem cezaevi şartları en son hastalığı olan MS’den yeni bir atak geçirdi Cerrahpaşa Hastanesi’ne götürüldü ama tesis prefabrikmiş, yattığı odadan firar edebilirmiş, o yüzden 15 metrekarelik odada 4 jandarma ile birlikte yatıyor. 15 metrekare odada 5 kişiler. Ayağını kaldıracak mecali olmayan kişiyi 4 jandarma ile birlikte orada tutuyorlar” dedi.
Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bakın, 2025’in enflasyon hedefi yüzde 17 idi, yıl sonunda yüzde 31’le bitti. Ne oldu 2025’te? Büyük bir felaket mi oldu? Deprem mi oldu? Meteor mu düştü? Savaşa mı girdik? İşgale mi uğradık? Ne yaptık, ne oldu da bu hale geldi bu memleket? 19 Mart’ta, bir yıl önce 31 Mart’ta partisiyle ilk kez seçim kaybeden birinin hazımsızlığı yüzünden ve seçim kazandığında baş tacı yaptığı milli iradeyi küçük gören, “onlar karar veremez, İstanbul’u kimin yöneteceğine ben veririm. Binali yönetsin.” dedim, “olmaz.” dediler, “Murat Kurum yönetsin.” dedim, “evine dönsün.” dediler, deyip bu iradeyi hiçe sayan birisinin cumhuriyetimizin bir sonraki cumhurbaşkanına, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir sonraki iktidarına mevcut gücüyle, haksızca kullandığı, bağımsız olması gereken yargı üzerindeki talimatlarıyla bir sivil darbe girişimi oldu.
O günden sonra 160 milyar dolar kaynağımız darbeye gitti. Bugün emeklilere “Gel para ver.” dediğinde bulamadığı para 19 Mart’ta yanan paradır. “Asgari ücreti artır ama esnafa yük olmasın. Esnafın SGK desteklemesi 1.000 lira olmaz, 10.000 lira yapalım küçük esnafa.” dediğinde bulamadığı kaynak 19 Mart’tan sonraki süreçte yaktığı paradır. Borsayı çökerten, yatırımcıları kaçırtan, faizleri yükselten ve kredi kartına yüzde 96 ödeyemediğin zaman faiz bindiren hep 19 Mart darbesinin ürünüdür.
Bugün kredi kartından çektiği parayı, minimumunu ödeyemeyip ya da ödemek için başkasından çekip, topu birazcık çevirip sonra o kartopunun, hızla büyüyen kartopunun altında kalınmasının sebebi tutturulamayan hedefler ve hızla yükselen faizlerdir. Hepsinin sebebi 19 Mart’taki hukuksuzluktur.
Dünyada yargı bağımsızlığı olup, gerçek anlamda yargıya güvenin yüzde 80-90’larda olup enflasyonun çift haneli olduğu bir ülke yoktur. Doğrudan bağlantı vardır arada. Kuvvetler ayrılığı olan hiçbir ülkenin, gerçekten kuvvetler ayrılığı tartışılmayan, yani ülkeyi yönetenin yargıya karışmadığı, yürütmenin yasamaya karışmadığı, kuvvetler ayrılığının olduğu ülkelerde çift rakamlı enflasyon yoktur. Yüzde 5’in üzerinde faiz yoktur. Avrupa yüzde 3’lük enflasyon 5 olunca paniğe kapılıp 6’lık faizle tedbir alırken, ‘yok nas var, nas diye bir şey var’ deyip faizleri 80’lere, enflasyonları 80’lere fırlatanların Türkiye’yi getirdikleri hal ortadadır.
Yargıya güven yüzde 20’ye düştüğü bir ülkede, bugün Türkiye’de yargıya güven yüzde 18.7’dir. 100 vatandaşın 18’i “mahkemeye düşersem adaleti bulurum” demektedir, 82’si “maazallah düşersem perişan olurum” demektedir. İşte böyle bir ülkede, yargı bağımsızlığının zaten çok tartışmalı olduğu bir ülkede Anayasa’ya uymayanlar, Anayasa Mahkemesi’ni de itibarsızlaştırmışlar. Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlara birinci kademe mahkemeleri; hem de 15 Temmuz darbesini bahane edip serbest avukatlardan hakim alacağız deyip AK Parti gençlik kollarından, AK Parti üyelerinden serbest avukatları mülakatlarda alarak doldurdukları yerde Anayasa Mahkemesi’nin ki üyelerinin tamamı AK Parti döneminde atanmıştır. Hiçbir tanesini Ahmet Necdet Sezer atamadı. Tamamına yakını Erdoğan, çok az bir kısmı Sayın Abdullah Gül döneminde atandı. O mahkemenin bile dur artık dediği yerde birinci kademedeki “Aktörler Çetesi” ve o Aktörler Çetesi’nin tesir ettikleri Anayasa Mahkemesi kararlarına dahi uymamaktadır.”
Son olarak, boykot listesini sildiklerini söyleyen Özel, katipte olacaklarını ifade etti.
PİRHA/ANKARA
Yoruma kapalı.