PİRHA- Cemevlerinin imar planlarında “kültürel tesis” olarak tanımlanmasına Alevi toplumundan tepki yükseldi. Mersin Cemevi yöneticileri ve İnanç Kurulu üyeleri, bu yaklaşımın Alevi inancını yok sayan ırkçı bir dayatma olduğunu belirterek, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını istedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yeni bir yönetmelik hazırlayarak, imar planlarında cemevi yapılarının statüsünü kültürel tesis olarak belirledi. Resmi Gazete’de yayımlanan “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”te cemevinin “kültürel tesis” olarak belirlenmesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan da etkisi olduğunu belirtildi.
Mersin Cemevi İnanç Kurulu ve yöneticileri konuya dair PİRHA’ya konuştu.
“IRKÇI BİR DAYATMA”
Devletin yıllarca sürdürdüğü ‘Cemevlerinde ibadet yapamazsınız, burası ibadet yeri değildir’ politikasının ırkçı bir dayatma olduğunu söyleyen Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Kazım Ataç Dede, “Bizim ibadet yerlerimiz cemevleridir, ibadet yerlerimizi kimse tayin edemez. Bir ülkede demokrasi olabilmesi için herkesin kendi inancını serbestçe yaşayabilmesi gerekir. Bu baskı sadece Alevilere özgüdür. ‘Cemevlerinde ibadet yapamazsınız, burası ibadet yeri değildir’ deniliyor. Böyle bir baskı başka ülkelerde yok, Türkiye’de var. Bunun ne zamana kadar süreceği belli değil. İsterlerse söylesinler, bu yolu değiştiremezler. Bu Allah yoludur, Hak Allah yoludur. Bu konuda kimse bizi zorlayamaz” diye konuştu.
Tüm baskılara karşın bütün Alevilerin birlik olması gerektiğinin altını çizen Ataç, “İbadetimizi yapabilmemiz için birlik olmamız gerekiyor. Bu ırkçı bir dayatmadır. Buna karşı durmamız, kendimizi savunmamız gerekir. Kendi yolumuzu bilip buna karşı durmamız lazım. Bize karşı kurulan bu hegemonyayı kırmamız gerekiyor” dedi.
“ALEVİLERİN BİRLİK OLMASI GEREKİYOR”
Mersin Cemevi yöneticisi Halil Doğan, cemevlerinin diğer ibadethaneler gibi tanınması gerektiğine vurgu yaparak, “Herkesin bir ibadethanesi varsa, bizim de ibadethanemiz cemevimizdir. Cemevleri ibadethane olarak kabul edilsin, resmi kurumlarda da ibadethane olarak geçsin. Bana göre bunu istemeyerek kabul etmiyorlar. Ülkede ‘20 milyon Alevi var’ deniliyor. 20 milyon Alevi demek bu ülkenin kaderini değiştirmek demektir. Hepsinin bir araya gelip buna kesinlikle bir çare getirmesi gerekiyor. Biz bunu birlik olursak kesinlikle yeneriz ama öncelikle beraber olmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİ
Bir diğer cemevi yöneticisi ve Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Mehmet Ali Akpınar ise, Aleviliğin kültürel bir faaliyet olarak görülmesinden vazgeçilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Yıllardır mücadele vermekteyiz. Bu mücadele, cemevlerimizin cem tutulan, ikrar verilen, lokma paylaşılan, gülbeng okunan Alevilerin inanç merkezleri olduğunu içindir. Alevilik bir kültür faaliyeti değildir. Alevilik, Hak-Muhammed-Ali yoludur. Bu nedenle cemevlerimizin yalnızca kültür geleneği olarak tanınmasını kabul etmiyoruz. Cemevlerinin Alevi toplumunun yasal ve resmi inanç merkezi olarak kabul edilmesi için yıllardır mücadele ediyoruz. Biz ayrıca bir ayrıcalık istemiyoruz. Sadece eşit yurttaşlık, eşit paydaş haklarına sahip olmak istiyoruz. İnancımızın tarif edilmesini istemiyoruz. Bu yol bizim yolumuzdur. Bu meydan bizim meydanımızdır. Cemevlerimiz inanç merkezlerimizdir. Devletten talebimiz, bize eşit yurttaşlık haklarımızın verilmesidir.”
Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN
İLGİLİ HABERLER
>AKP bunu da yaptı: Cemevi, kreş ve yaşlı bakımevi ile aynı statüde sayıldı!
>Alevi kurumlarından tepki: Aleviler için Cemevi bir “Kültür Merkezi” değil, ibadethanedir!
Yoruma kapalı.