Alevi Haber Ajansi

Celal Fırat:Meydanlara sığmayan inancı neden görmüyorsunuz?-VİDEO

PİRHA -Milletvekili Celal Fırat, Mecliste yaptığı konuşmada Alevi inancı üzerindeki devlet baskısını özetledi. Xizir Ayı sebebiyle bir araya gelen kalabalık kitlelerin fotoğrafını gösteren Fırat, “Meydanlara sığmayan bu inancı, sokaklara taşan bu rızalığı, cem meydanına akan bu halk hakikatini siz hâlen neden görmüyorsunuz? Asimilasyonla neden tarif etmek istiyorsunuz?” diye sordu.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulunda yaptığı konuşmada Alevi toplumu üzerindeki baskılara işaret etti. Fırat, “Artık kardeşliğe, yoldaşlığa uyanmak zorundayız” diyerek Meclisi demokratikleşme konusunda sorumluluk almaya davet etti.

“Hakikat, kişinin gerçeği görüp dinlediği derinliktedir ve bu alemde güç, ne servet ne şan ne şöhrettir. Güç, insanın aklını başına devşirme kudretidir. Gönlümüzü uyutan, aklımızı susturan, meydanı da hükmü de elinde tutamaz. Bizler ilk sözün, ilk nefesin, ilk ateşin yakıldığı Mezopotamya’dayız. Kökü derin, gölgesi şifa zeytin dalındayız. Mazluma yoldaş, başı dik Toroslardayız. Sözü kılıç, manası derin Köroğlu ve pir eşiğindeyiz. Zamanı, acıyı, direnci saklayan hırçın dalgalardayız. Bu sözlerimi Hızır cemimizden, pirin nefesinden, rehberin dilinden, Zakir’in sazından, meydanın rızalığından getirdim. Niyazdan gülbenge, semahtan lokmaya, kulaktan kalbe, kalpten siz değerli vekillerimize sesleniyoruz: Hepimiz bilmeliyiz ki Meclis sadece kanunun yapıldığı bir bina değildir. Bu Meclis Anadolu’nun yüzüdür, itirazıdır, rızasıdır. Burada kurulan her söz yalnız bugüne değil, geçmişin emanetine, geleceğin hakkına değmek zorundadır. Bugün Türkiye’de, adalet duygusunun zedelendiği, eşit yurttaşlık ilkesinin tartışmaya açıldığı, inançların hiyerarşiye tabi tutulduğu bir yerde demokrasiden söz etmek eksik kalmıyor mu? Bu topraklarda Alevilik yüzyıllardır sadece bir inanç değil zulme karşı vicdanın dili olmuştur? Kerbela’dan bugüne uzanan bu hakikat yürüyüşü bize şunu öğretmiştir: Hakikatin yanında durmak çoğunlukta olmakla ilgili değildir. Bazen hakikat sayıca az ama vicdanca büyüktür. Sorumuz şudur: Zulüm karşısında nerede duruyorsun? Bugün bu sorunun muhatabı da bizleriz, bu Meclistir, bu ülkenin siyaset kurumudur.”

MEYDANLARA SIĞMAYAN BU İNANCI HÂLEN NEDEN GÖRMÜYORSUNUZ?”

DEM Partili Fırat, konuşmasında devletin inançlar arasında taraf olmaması gerektiğini vurgulayarak “Devletin görevi inançları tanımak değil özgür bırakmaktır” dedi. Yeni bir toplumsal rızalığın oluşturulması gerektiğini söyleyen Fırat, inançları tarif etmek yerine özgürleştirmek gerektiğini vurguladı.

“Alevilik yüzyıllar boyunca devletten pay istemedi, inançsal günlerinde ‘Takvimi bize uyarlayın’ demedi, sadece şunu istedi: Eşitlik. Bakın, birkaç tane resim getirdim sevgili dostlar, geçtiğimiz Hızır günlerinde bir hakikate hep birlikte yeniden tanıklık ettik. Hızır cemlerimizde meydanlar doldu, taştı. Hiç kimse, devlet çağrısıyla oraya gelmedi, Aleviler rızalarıyla, inançlarıyla, vicdanlarıyla oradaydılar. Darda olana nefes olmak için, lokmayı bölüşmek, Hızır’ın adaletini niyaz etmek için oradaydılar. Şimdi burada sormak isterim: Meydanlara sığmayan bu inancı, sokaklara taşan bu rızalığı, cem meydanına akan bu halk hakikatini siz hâlen neden görmüyorsunuz? Asimilasyonla neden tarif etmek istiyorsunuz? Cemevlerinin ibadethane sayılmasını istemek bir ayrıcalık değil eşit yurttaşlık talebidir. Vergisini veren, askerliğini yapan, bu ülkenin yükünü omuzlayan milyonlarca Alevi yurttaşın, inancının tanınmasını istemesi demokrasi sınavıdır. Eğer bir ülkede yurttaşlar birbirine razı değilse, eğer inançlar birbirine güvensizse, eğer adalet duygusu zedelenmişse orada kanun vardır ama huzur yoktur. İşte bu yüzden diyoruz ki: Demokrasi sadece hukuk metni değil bir rıza sözleşmesidir. Bu rıza Türk ile Kürt’ün arasında, Sünni ile Alevi arasında, inanan ile inanmayan arasında, kadın ile erkek arasında eşitlik temelinde kurulmadıkça hiçbir reform kalıcı olmayacaktır. Çünkü barış sadece güvenlik politikasıyla değil adalet politikasıyla vardır.

Diyoruz ki: Hiç kimsenin inancı ötekileştirilmesin, hiç kimsenin kimliği inkâr edilmesin, hiç kimse bu ülkenin sofrasında kendini misafir görmesin. Çünkü rızanın olmadığı yerde adalet eksik kalır, adaletin olmadığı yerde demokrasi eksik kalır, demokrasinin eksik olduğu yerde gelecek eksik kalır. Bu eksikliği tamamlamak da hepimizin omuzlarındadır. İşte, tam burada da bu çatı altında bize düşen, sorumluluklarımızı yerine getirmektir. Hızır hepimizin yardımcısı olsun.”

PİRHA/ANKARA

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.