PİRHA –11 Ocak 2016’da “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiriyi yayınlayan Barış Akademisyenleri üzerindeki baskı politikaları devam ediyor. Konuya dair açıklama yayınlayan TTB, “Yaşamı savunmaktan asla vazgeçmeyen, bu onurlu tutumları nedeniyle ağır bedeller ödemekte olan arkadaşlarımızla dayanışmayı sürdüreceğimizi, antidemokratik ve keyfi uygulamalara boyun eğmeyeceğimizi kamuoyu ile paylaşırız” ifadelerine yer verdi.
89 üniversiteden, 128 akademisyen ve araştırmacı tarafından imzalanan “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiri, 11 Ocak 2016’da kamuoyuna duyurulmuştu. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, “Barış Akademisyenleri” olarak tanımlanan imzacı akademisyenlerin hak ihlallerinin, 10 yıl geçmesine rağmen hâlâ devam ettiğine işaret etti.
Yazılı açıklama paylaşan TTB, “‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ diyen barış akademisyenlerinin 10 yıldır devam eden hak ihlallerinin takipçisiyiz!” ifadelerini kullanırken şu açıklamaya yer verdi:
“Metnin paylaşılmasının ardından kimi üniversite rektörlükleri tarafından imzacı akademisyenler hakkında disiplin soruşturması açma, soruşturma süresince görevinden uzaklaştırma ya da sözleşmesine son verme gibi işlemler başlatılmış; barış isteyen akademisyenler hedef gösterilmiştir. Uygulanan bu baskılar karşısında, başlangıçta 1.128 olan imzacı akademisyen sayısı, destek imzalarıyla birlikte 50’si hekim olmak üzere 2.200’ün üzerine çıkmıştır.
Hatırlanacağı üzere Haziran 2015 seçimlerinden hemen sonra ülkenin dört bir tarafında yaşanan şiddet olayları, başta Suruç ve 10 Ekim Ankara Gar katliamları olmak üzere çok sayıda can kaybına ve yaralanmalara yol açan bombalama eylemleri, terörle mücadele adı altında Güneydoğu’da yürütülen operasyonlarda yaşanan ağır insan hakkı ihlalleri ile ülkemiz bir kaos, iç çatışma ve şiddet ortamına sürüklenmişti. Korku ikliminin egemen kılındığı bu ortamda her tür demokratik hak talebinin suçlulaştırıldığı, baskı ve yıldırma politikalarının tırmandırıldığı, biyo-psiko-sosyal bütünlük olarak kişi ve toplum sağlığının derinden örselendiği günlerde içinde yaşadığı toplumun sorunlarına sessiz kalmamayı bilim insanı sorumluluğunun bir gereği olarak gören akademisyenlerce imzalanan bu bildiride, siyasal iktidarın politikalarına yönelik eleştirel görüşler dile getirilmiş, temel olarak savaş politikalarından vazgeçilmesi ve barış içinde yaşama hakkının sağlanması çağrısı vurgulanmıştır.
Olağanüstü hal (OHAL) ilanı sonrası çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile uğraş alanlarında çok değerli çalışmalar yürütmüş olan, aralarında geçmiş dönem TTB Merkez Konseyi, TTB Yüksek Onur Kurulu ve TTB Etik Kurulu üyelerinin, TTB Büyük Kongre delegelerinin, TTB Toplum Hekim ile TTB Mesleki Sağlık ve Güvenlik dergileri yayın kurulu üyelerinin, çeşitli kol yürütme kurulu üyelerinin de yer aldığı 29’u hekim 406 Barış Akademisyeni kamu görevinden ihraç edilmiştir.”
“İHRAÇ EDİLENLER ADETA HİÇLİĞE MAHKUM EDİLMİŞLERDİR”
KHK’lerle ihraçların yanı sıra sözleşme yenilememe, çeşitli yöntemlerle yıldırma ve emekliliğe zorlama gibi uygulamalar sonucunda 549 Barış Akademisyeni’nin üniversitelerden uzaklaştırıldığı hatırlatılarak şöyle devam edildi:
“Bir tür ‘darbe fırsatçılığı’ yapılarak hem barış isteyen sesler üniversitelerden dışlanmış, hem de akademik özgürlüklerin sınırlandırılması hedefi yaşama geçirilmiştir. İhraç edilen akademisyenlerin kendilerinin, eşlerinin ve çocuklarının pasaportları iptal edilmiş, gönüllü çalıştıkları derneklerin, kurumların organlarından, çalışma gruplarından çekilmek zorunda bırakılmış, doçentlik başvuruları iptal edilerek yeni başvuru yapmaları engellenmiş, imza öncesinde haklarında açılmış hiçbir dava olmamasına karşın örgüt üyesi sayılarak damgalanmış ve ceza davaları açılmış, özel sektörde çalışmaları çeşitli şekillerde engellenmiş, eşleri ve çocukları kamu görevlerine atanamamış, bilimsel ve entelektüel birikimleri yok sayılmış, kendilerini ifade etme, gerçekleştirme olanakları ellerinden alınmış, adeta yokluğa ve hiçliğe mahkum edilmişlerdir.”
“BOYUN EĞMEYECEĞİZ!”
10 yıllık süreç içerisinde 611 Barış Akademisyeni hakkında açılan ceza davaları Anayasa Mahkemesi tarafından ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmiş ve beraatla sonuçlandı. Ancak üniversiteye dönüşlerle ilgili yapılan başvuruların çoğu reddedildi. İdari yargıda açılan davaların üzerinden yıllar geçmesine karşın ihraç edilen akademisyenlerden sadece 170’i üniversitelerdeki görevlerine dönebildi.
TTB Merkez Konseyi, gelinen aşamaya dair “yaşanan tablonun vahametini gözler önüne sermektedir” sözleriyle özetledi.
TTB açıklamasında, 184 akademisyen hakkındaki dosyalara ilişkin ret kararlarının bölge idare mahkemeleri ve Danıştay’da beklediği de hatırlatıldı.
Açıklamanın devamında ise şu cümlelere yer verildi:
“Gelinen aşamada; akademiye, akademik özgürlüklere ve barış mücadelesine katkı sağlayan, bilim insanı sorumluluğu ve hekimlik meslek etik değerleri doğrultusunda yaşamı savunmaktan asla vazgeçmeyen, bu onurlu tutumları nedeniyle ağır bedeller ödemekte olan arkadaşlarımızla ve meslektaşlarımızla dayanışmayı sürdüreceğimizi, bitmek bilmeyen yargı süreçlerini titizlikle takip edeceğimizi, darbe dönemlerini aratmayan bu antidemokratik ve keyfi uygulamalara boyun eğmeyeceğimizi kamuoyu ile paylaşırız.”
PİRHA/ANKARA
Yoruma kapalı.