PİRHA- Barış Vakfı, kuruluşunun 10. yılı dolayısıyla yayımladığı açıklamada, barış çabalarının büyütülmesi çağrısında bulundu. Vakıf, Kürt sorununun demokratik çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesinin anahtarı olduğunu vurgulayarak, “Barış hakkı hava gibi, su gibi vazgeçilmezdir” dedi.
“BARIŞ HAKKI İNSAN HAKLARININ TEMELİDİR”
Vakfın 14 Şubat 2026 tarihli açıklamasında, farklı siyasi görüş, inanç ve toplumsal kesimlerden barış gönüllüleri ve aktivistlerin bir araya gelerek kurduğu yapının on yıldır çoğulcu ve politik çekişmelerden uzak bir çizgide çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.
Açıklamada, amaçlarının net olduğu ifade edilerek, “Kürt sorununun demokratik çözümüne ve barışın toplumsallaşmasına katkı sunmak” hedefi doğrultusunda çalıştaylar, konferanslar ve araştırmalar yürütüldüğü kaydedildi.
“ÇÖZÜM TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞMESİDİR”
Vakıf, Kürt sorununun çözümünü Türkiye’nin demokratikleşmesiyle eşdeğer gördüğünü belirterek, farklı kimliklerin eşitlik, özgürlük ve adalet temelinde barış hakkıyla güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, geçmişte yaşanan çözüm süreci deneyimine atıf yapılarak, kısa süreli çatışmasızlık ortamının toplumda yarattığı huzur ve güvenin barışın mümkünlüğünü gösterdiği ifade edildi.
“BARIŞ SABIR VE KARARLILIK GEREKTİRİR”
Dünyadaki çatışma çözümü örneklerini incelediklerini belirten Vakıf, kalıcı barışın uzun soluklu, sabırlı ve fedakârlık gerektiren bir süreç olduğuna dikkat çekti.
Toplumun farklı kesimlerinde umutsuzluk ve eleştiriler bulunsa da barış gönüllülerinin barış inancını daha güçlü taşımak zorunda olduğu belirtilen açıklamada, “Barış için savaşa harcanandan daha fazla çaba gösterilmelidir” denildi.
1 EKİM 2024’TEN SONRA BAŞLAYAN SÜREÇ
Açıklamada, 1 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin HDP milletvekilleriyle tokalaşmasıyla başlayan sürece işaret edildi.
Ardından 27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan’ın çağrısı ve örgütün 12 Mayıs 2025’te kendini feshetme kararı almasının “barış yolunda tarihsel bir fırsat kapısı” açtığı ifade edildi.
Bu fırsatın kalıcı çözüme dönüştürülmesinin tüm kesimlerin sorumluluğu olduğu vurgulandı.
“SOSYO-PSİKOLOJİK VE HUKUKSAL DÜZENLEMELER”
Barışın yalnızca silahların susmasıyla sınırlı olmadığı belirtilen açıklamada, hayatın yeniden inşası için sosyo-psikolojik ve hukuksal düzenlemelerin aciliyet taşıdığı kaydedildi.
Karar alıcılar başta olmak üzere herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiği ifade edilen metinde, barışın ülke sınırlarıyla sınırlı olmayan bir değer olduğuna dikkat çekildi.
Açıklama, “Bilinmelidir ki hayat ertelenemezdir ve barış da hayattır” sözleriyle son buldu.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.