Alevi Haber Ajansi

Aşık Selahattin Dündar: Faşist darbe dönemlerinde dahi sistematik bir yasak ve şiddet hatırlamıyorum-VİDEO

PİRHA – Aşık Selahattin Dündar süregiden konser yasakları ve sanatçılara yönelik şiddet eylemlerini yorumladı. Dündar, “Şiddet, toplumun aydınlık günlere ulaşmasını istemeyen bir zihniyetin sistemli bir şekilde uyguladı politikadan kaynaklıdır. Karşı durabilmenin belki de tek çaresi örgütlü olabilmektir” diye konuştu.

İptal edilen Anadolu Fest etkinliği ile başlayan festival yasaklarıyla birlikte ülke genelinde çok sayıda sanatçının konserlerine de engellemeler getirildi. Sanat etkinliklerinin bir bütün olarak sekteye uğradığı 2022 yılı ayrıca müzisyenlere dönük saldırılarla da çokça anılır oldu.

Sanat faaliyetlerine ilk darbe 9 Mayıs 2022’de, Eskişehir Valiliği tarafından yapıldı. 10-24 Mayıs 2022 tarihleri arasındaki konser, şenlik ve festivaller de dahil olmak tüm etkinliklerin yasaklandığını duyurularak bu tarihler arasında olan Anadolu Fest etkinliğinin Eskişehir Valiliği tarafından yasaklanması tepkiyle karşılanmıştı. Yasağın gerekçesi ise “huzur ortamı ile kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, başkalarının hak ve özgürlüklerinin, genel asayişin korunması ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi” olarak açıklanmıştı.

Devamında gelen süreçte 25 Mayıs 2022’de Melek Mosso’nun 3 Haziran 2022’de Isparta Gül Festivali’nde vereceği konser, dinci derneklerin baskısı nedeni ile valilik tarafından iptal edildi. Tarihler 10 Ağustos 2022’ye geldiğinde ise Burhaniye Kaymakamlığı, Zeytinli Rock Festivali’ni yasaklandı.

Tarihler ilerledikçe Munzur Kültür ve Doğa Festivali de dahil olmak üzere sanatçı Aynur Doğan, Metin-Kemal Kahraman, Niyazi Koyuncu, İlkay Akkaya, Apolas Lermi, Mikail Aslan ve daha birçok sanatçının konserleri de benzer gerekçelerle engellendi ya da yasaklandı.

DİNCİ ÇEVRELERİN YASAKLARDAKİ ETKİSİ!

Müzik yasaklarının sinyali COVID-19 pandemisi kapsamında alınan önlemler arasında verilmişti. Müzik yayınına gece yasağı getiren AKP hükümeti, uygulanan müzik yasağını pandeminin sona ermesinin ardından da devam ettirdi.

Müzik festivalleri ve konserlerin yasaklanmasına dair kararların ardından Müdafaa-i İslam Hareketi adlı oluşum da bu süreçte dikkatleri üzerine çekti. Dinci oluşum, sosyal medya hesaplarından 14 konseri kendilerinin iptal ettirdiklerini açıklamıştı.

“SİSTEMLİ BİR ŞİDDET SÖZ KONUSU”

Konser yasaklamalarıyla birlikte müzisyenlere dönük saldırılar da gündemden düşmez oldu. Sahnede saldırıya uğrayan müzik emekçileri ya ağır yaralar aldı ya da canlarından oldu. Yasaklamaların ardında politik kararların olduğuna işaret eden Aşık Selahattin Dündar ise işin arka planını PİRHA için yorumladı.

Halk müziği dalında uzun yıllardır emek veren Dündar, sanatçıların şiddetin odağında olduğu bir süreçten geçtiğine vurgu yaptı. Selahattin Dündar, müzisyenler neden böylesine şiddet eylemlerine maruz kaldıklarını şu sözlerle anlattı:
“Bu konu bizim derin yaramız. Ajans olarak parmak bastığınız için teşekkür ediyorum. Halk ozanlığı, sanatçılar hangisi olursa olsun bunların tamamı toplumun birlik ve beraberlik harcıdır. Toplumun birlik ve beraberlik içerisinde olmasını istemeyen zihniyet, politika, odaklar, ister istemez bu harcı dağıtmak, engellemek için çaba sarf ediyorlar. Gördüğümüz bu olaylar birlik ve beraberliğe düşman olan odakların özellikle yaptıkları bir davranıştır. Elbette ki bu geçmişte de vardı. Çağlar öncesinden Seyyid Nesimi’yi, Hallac-ı Mansur’u, Pir Sultan Abdal’ı hatırlayalım. Ama o dönemlerde bu derece sistemli değildi. Şimdi olabildiğince sistemli bir şiddet söz konusu.

Ağıtımda da söylemiş olduğum gibi yakın zamanda yaşamış olduğumuz Onur Şener olayı… Şişe kırığını silah yaparak katledilen Onur Şener, toplumun çok göz önünde olduğu için dikkat çekti. Aslında bizim bilmediğimiz, topluma, medyaya pek yansımayan, gözden ırak o kadar çok şey oluyor ki biz de biliyoruz. Ben aynı zamanda sanat kuruluşlarının hemen hemen çoğunun ya yönetimindeyim ya denetiminde ya da üyesiyim. Çok iyi biliyorum ki birçok benzer olay yaşanıyor.”

“ŞİDDETİN SEBEBİ UYGULANAN POLİTİKALAR”

Aşık Selahattin Dündar, “Şiddet vakalarının sebebi bir politikanın sonucudur” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şiddet, toplumun aydınlık günlere ulaşmasını istemeyen bir zihniyetin sistemli bir şekilde uyguladı politikadan kaynaklıdır. Konser, festival yasakları da bunun bir parçasıdır. Yani ne demek müziğin, festivallerin yasaklanmış olması? Herhangi bir sanatçının bir yerde vereceği konserin yasaklanmış olması? Yani bunun bir tek izahati var; insanların bir araya gelip, kaynaşmasını, birliği, beraberliği, barışı haykırmasını engellemektir. Başka da bir şey değildir. Dolayısıyla 50 yıldır sahnede bir fiil ozan olarak ve aynı zamanda bir eğitimci olarak gözlemlediğim budur. Atatürk aydınlığını istemeyen zihniyetin, o aydınlığı engellemek, karanlığa çevirmek için gösterdikleri bir çaba ve politikadır.”

“KARANLIĞA MAHKUM ETMEK İÇİN SİSTEMLİ BİR POLİTİKA VAR”

Günümüz yasaklamalarını darbe dönemlerindeki politikalarla da kıyaslayan Selahattin Dündar, iktidar nezdinde alınan kararların “sistemli bir politika” sonucu olduğunu vurgulayarak şunları aktardı:

“12 Mart 12 Eylül darbelerini Yaşımız gereği yaşayarak geldik. 1972 yılından beri sahnelere çıkıyorum. Sanat anlamında ele alacak olursak bu faşist darbelerin olduğu yıllarda bizler bunları yaşadık. İçeri atıldık, engellendik fakat bunlar çok bireyseldi, yani sistematik değildi. Her tarafta ‘müzik yasaklandı’ gibi bir bildiri o faşist darbe dönemlerinde hatırlamıyorum.
Yani şu andaki gibi Bir tehlike arz etmiyordu Evet canımızı yakıyordu doğrudur ama ocağın yakışımız sadece bireysel şeylerdi. Örneğin ben içeri atıldıysam diyordum ki ‘Mücadelemize devam edin. Önemli değil, ben bunu çekerim’. Ama şimdi öyle değil. Tüm bu kitlenin yani bu yönde çaba sarf eden, aydınlığa doğru koşan, müzikle insanları eğiten, yönlendiren, bir araya getiren aydın, ozan, sanatçılarımızı bir anlamda karanlığa mahkum etmek için sistemli bir politika var. Aradaki fark bu. 70’i 80’li yıllardaki darbelerde bu tür eylemler daha bireyseldi şimdi ise daha sistematik ve çok daha tehlikelidir O nedenle Buna hep beraber göğüs germemiz ve karşı koymamız lazım.”

“TEK ÇARE ÖRGÜTLÜ OLABİLMEK”

Selahattin Dündar son olarak sanatçıların her şeyden önce örgütlü olmaları gerektiğini vurgulayarak “Çok güçlü bir şekilde durabilmenin belki de tek çaresi örgütlü olabilmektir. Yani 70’li, 80’li yıllarda da örgütlü olunduğu için bir anlamda başarıya ulaşılıyordu. O nedenle örgütlü olmamız gerekiyor ve aynı zamanda korku iklimini de kırmamız gerekiyor. Kesinlikle yılmadan mücadeleye devam etmemiz gerekir” ifadelerini kullandı.

Eren GÜVEN/ANKARA

İlgili Haberler:

– Ahmet Özbek: İktidarın konser yasakları toplumun yaşam biçimine de müdahaledir

Ataşehir Belediyesi, Mikail Aslan’ı konser programından çıkardı; sanatçıdan tepki!

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak