PİRHA – 2026-2027 eğitim öğretim yılı seçmeli ders süreci, bir kez daha tartışmaları da beraberinde getirdi. Ders tercihlerinin, öğrenci ve velilerin iradesiyle yapılmadığını belirten Eğitim Sen, “Özellikle anadilinde eğitim hakkı, görmezden gelinen bir başlık olmaktan çıkarılmalı; Yaşayan Diller ve Lehçeler dersinin seçilmesinin önüne konulan fiili engeller derhal kaldırılmalıdır” uyarısını yaptı.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen 2026-2027 eğitim öğretim yılı seçmeli ders süreci 20 Şubat 2026’ya kadar devam edecek. Ancak bu sürecin, önceki yıllar gibi, öğrencilerin ve velilerin özgür tercihine dayanan pedagojik bir zeminde değil; yönlendirme, uygulamada zorunlu kılma ve idari baskılar eşliğinde yürütüldüğü ifade edilmekte.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası da (Eğitim Sen) “Seçmeli dersler idarenin değil, öğrencilerin hakkıdır!” diyerek uygulamayı bir kez daha eleştirdi. Yazılı açıklama paylaşan Eğitim Sen, seçmeli derslerin, öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarını esas alan, onların düşünsel, kültürel ve toplumsal gelişimini desteklemeyi amaçlayan dersler olduğunu belirtti.
İDEOLOJİK İHTİYAÇLARA GÖRE SEÇMELİ DERS!
Pek çok okulda öğrenci ve veliler tarafından tercih hakkının kullanılamaz hale geldiğini aktaran Eğitim Sen, süreçle ilgili sorunlara dikkat çekti:
“Seçmeli olması gereken dersler, fiilen zorunlu hale getirilerek eğitim hakkı ihlal edilmektedir. Eğitim Sen olarak açıkça ifade ediyoruz; seçmeli ders süreci idari tasarruflarla değil, pedagojik ölçütlerle ve demokratik katılımla yürütülmelidir. Çocukların merak duygusunu, eleştirel düşünme becerisini ve yaratıcılığını desteklemeyen; kendini ifade etme olanaklarını, kültürel bağlarını ve toplumsal gerçeklikle kurduğu ilişkiyi güçlendirmeyen uygulamalar kabul edilemez. Seçmeli dersler, idari ya da ideolojik ihtiyaçlara göre değil, çocukların gelişimsel ve pedagojik gereksinimleri esas alınarak belirlenmelidir.
Bu süreçte temel sorun, seçmeli derslerin bir tercih alanı olmaktan çıkarılıp idarenin planlama ve yönlendirme aracına dönüştürülmesidir. Öğrenci ve velinin açık iradesi yok sayılmakta; ‘sınıf açılamaz’, ‘öğretmen yok’, ‘sistem izin vermiyor’ gibi gerekçelerle tercihler yönlendirilmektedir. Bu uygulamaların hiçbirinin hukuki ya da pedagojik karşılığı bulunmamaktadır.”
ANADİLİNDE EĞİTİM HAKKI VURGUSU!
Eğitim Sen, seçmeli ders havuzundaki sanat, spor, felsefe, bilim, anadili, kültür ve eleştirel düşünceyi besleyen derslerin kâğıt üzerinde bırakıldığının altını çizdi. “Fiilen erişilebilir olmayan bir seçenekler listesi sunulmaktadır. Böylelikle seçim hakkı biçimsel olarak korunuyor gibi gösterilmekte, ancak pratikte ortadan kaldırılmaktadır” denildi.
Hiçbir seçmeli dersin, ideolojik, dini ya da politik tercihler doğrultusunda zorunlu hale getirilemeyeceğini vurgulayan Eğitim Sen, açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:
“Özellikle anadilinde eğitim hakkı, görmezden gelinen bir başlık olmaktan çıkarılmalı; Yaşayan Diller ve Lehçeler dersinin seçilmesinin önüne konulan fiili engeller derhal kaldırılmalıdır.
Seçmeli ders süreci, eğitim sisteminin çocukları birey olarak mı yoksa yönlendirilecek nesneler olarak mı gördüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Bilimi, eleştirel düşünceyi ve çoğulculuğu dışlayan; çocukları tek bir düşünce ve yaşam biçimine mahkûm eden bu anlayışı kabul etmiyoruz.”
“DAYATMALARA SESSİZ KALMAYIN”
Açıklamada velilere ve eğitim emekçilerine de çağrı yapıldı:
“Çocuğunuzun seçmeli dersleri, sizin ve çocuğunuzun iradesi dışında belirlenemez. Seçmeli ders adı altında yapılan baskı, yönlendirme ve dayatmalara sessiz kalmayın. Bu tür uygulamalarla karşılaştığınızda yalnız değilsiniz; kabul etmeyin, Eğitim Sen şubeleriyle iletişime geçin ve birlikte karşı duralım.
Eğitim emekçilerine çağrımızdır:
Seçmeli ders sürecinde idari baskıları normalleştirmeyin. Pedagojik ilkelere ve mesleki sorumluluğunuza sahip çıkın; hukuka aykırı uygulamaların parçası olmayın.”
PİRHA/ANKARA
Yoruma kapalı.