PİRHA- Amasya’daki Alevi köylerinin su havzaları ve inanç mekânlarını tehdit eden maden projesine tepki gösteren Alevi kurumları, “Bu durum, başta inanç özgürlüğü olmak üzere, yaşam hakkı ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının da ihlali anlamına gelmektedir. İnanç mekânlarımızın, köylerimizin ve su kaynaklarımızın, sermaye odaklı projelere peşkeş çekilip tahrip edilmesine asla rızamız yoktur! Yaşam alanlarımızın ve inanç merkezlerimizin korunması için her türlü direnişi göstereceğiz!” dedi.
Enerji Bakanlığı’na bağlı, Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün, 25.03.2026 tarihinde yaptığı 317 nolu ihalesi kapsamında, Amasya Gümüşhacıköy’ün; İmirler, Aşağıovacık, Karaali, Kılıçaslan Köyleri ve Tekke Mahallesi’ni içeren, 4040 hektar alan, 4. Grup (altın, bakır, gümüş gibi kıymetli madenler) maden alanına ilişkin ihale yaptı.
Konuya dair Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yazılı açıklama yaptı.
ZİYARETGAHLAR ETKİLENECEK
Amasya’da Alevi köylerinin bulunduğu bölgelerde, köylerin su havzalarını, tarım arazilerini ve meralarını kapsayan alanlarda, maden işletmeciliği faaliyetlerinin planlandığı ve bu projelerin, Alevi inancının kutsal mekânları olan tekke ve ziyaret alanlarını da içine aldığı belirtilen açıklamada, şunları ifade edildi:
“Yine; maden ihale alanının sınırına kadar dayandığı, Alevilerin kutsal mekânlarından olan, Niyaz Baba, İmir Dede ve Kötekli Baba türbeleri mevcuttur. Niyaz Baba Türbesi, yaklaşık 1800 rakımda bulunan, bölge halkı tarafından her yıl toplu anmaların yapıldığı, niyazların ve ibadetlerin gerçekleştirildiği bir inanç merkezidir. Eğer, maden faaliyeti gerçekleşirse türbeye ulaşım imkânı kalmayacaktır. Ayrıca; bölge halkının mezarlıkları maden alanının tam ortasında kalmış olup, Alevi Bektaşi edebiyatının önemli ozanı, Âşık Özlemi’nin mezarı da orada bulunmaktadır.”
“İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ TEHDİT ALTINDA”
Alevi-Bektaşi inancının; doğayı, suyu, toprağı ve tüm canlıları “can” bilerek korumayı esas aldığının vurgulandığı açıklamada, “Su havzaları yalnızca çevresel yaşamın değil, aynı zamanda inançsal sürekliliğimizin de temelidir. Bu alanlara yönelik her türlü tahribat, yalnızca çevreye değil, Alevi toplumunun inanç değerlerine ve kültürel varlığına da doğrudan bir müdahaledir. Planlanan maden faaliyetlerinin; bölgedeki su kaynaklarını kirletme, doğal yaşamı geri dönülmez biçimde tahrip etme, tarım, hayvancılık ve arıcılık ile geçinen bölge halkını da sermayeye mahkûm etme girişimi olduğu açıktır. Ayrıca; maden sahasının, Alevi toplumunun ibadet ve ziyaret mekânlarını yok edeceği de açıktır. Bu durum, başta inanç özgürlüğü olmak üzere, yaşam hakkı ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının da ihlali anlamına gelmektedir” denildi.
“HER TÜRLÜ DİRENİŞİ GÖSTERECEĞİZ”
Yetkililere çağrıda bulunan Alevi kurumları, “Amasya’daki ve benzer Alevi yaşam alanlarındaki maden projeleri derhal durdurulmalı, su havzaları ve kutsal mekânlar koruma altına alınmalı, bu alanlara yönelik tüm tehditler ortadan kaldırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki; suya, toprağa ve inanca yapılan müdahale, yaşamın kendisine yönelmiş bir tehdittir. İnanç mekânlarımızın, köylerimizin ve su kaynaklarımızın, sermaye odaklı projelere peşkeş çekilip tahrip edilmesine asla rızamız yoktur! Yaşam alanlarımızın ve inanç merkezlerimizin korunması için her türlü direnişi göstereceğiz! Bölge halkının yanındayız!”
(HABER MERKEZİ)
Yoruma kapalı.