PİRHA- Alevi inancında evliliğin, kadın ve erkeğin cemaat huzurunda birbirine ikrar vermesiyle anlam kazandığını belirten Pir Hasan Kılavuz, “Nikah, bir ikrar alma ve ikrar verme işlemidir. İki kişi birbirini Hakk’ın ve cemaatin huzurunda kabul eder. Dede nikahı, evliliğin manevi teminatıdır ve toplumun huzurunda yapılan bir sözleşmedir” dedi.
Alevi inancında nikah, yalnızca iki kişinin birlikteliği değil; cemaatin huzurunda verilen bir ikrar, Hakk’a ve topluma karşı üstlenilen bir sorumluluk olarak kabul ediliyor. Dede huzurunda kıyılan nikah, evliliğin manevi boyutunu oluştururken, eşlerin birbirine bağlılığını ve toplum içindeki yerini de belirliyor.
Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz dede, Alevilikte dede nikahının anlamına ve tarihsel önemine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
“ALEVİLİKTE NİKAH, İKRAR ALIP VERMEKTİR”
Alevi inancında nikahın “ikrar” kavramı üzerinden ele alındığını belirten Pir Hasan Kılavuz, evlilikte en önemli unsurun kadın ve erkeğin birbirini Hakk’ın ve cemaatin huzurunda kabul etmesi olduğunu ifade etti. Kılavuz, Alevilikte ikrarın yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sözleşme anlamı taşıdığını vurgulayarak, bu sözün kanaat önderlerinin öncülüğünde alındığını söyledi.
Pir Hasan Kılavuz, “Alevi inanç ve ibadetinde nikah, aslında ikrar alma ve ikrar verme olarak tanımlanır. Şimdi ikrar alma ve ikrar verme, bireyler arasında olduğu gibi, cemaatler arasında da gerçekleşir. Fakat evliliklerdeki ikrar, en mühim olanıdır ve en yaygın olanıdır. Yani bir kadın ve erkek birbirine ikrar verir, bu ikrar ancak bir kanaat önderinin huzurunda geçerlidir. Dede veya seyit gibi dini liderlerin öncülüğünde bu ikrarlar kabul edilir. İkrar verme, birbirini kabul etme anlamına gelir. Bir kanaat önderi, yani bir dede, şahitlik yapar, ‘evet’ der. O zaman ‘bu ikrarı kabul ettik, birbirinizi eş olarak kabul ettiniz’ anlamına gelir” dedi.
TOPLUMSAL BAĞLAYICILIK
Hasan Kılavuz, Alevi inancında dede nikahının önemine dair şunları dile getirdi:
“Dede nikahı, evliliğin bir tür teminatıdır. İkrar verdikleri zaman, kadın ve erkek, birbirini kabul ettiklerini ilan etmiş olurlar. Bu ikrar, yalnızca dedenin huzurunda yapılmaz, aynı zamanda cemaatin huzurunda da verilmelidir. Cemaatin huzurunda verilen bu ikrar, evliliği güçlendirir, güvence altına alır. Dede, bu ikrarı alırken, hazır cemaatin şehadetini de talep eder. Bu durum, evliliğin manevi olarak sağlıklı bir şekilde devam etmesi için gereklidir. Yani her iki taraf da birbirine, ‘ben seni kabul ediyorum’ demelidir. Eğer bu ikrar, cemaat huzurunda verilmezse, o evliliğin geçerliliği sorgulanabilir.”
Kılavuz, Alevilikte toplumsal sorumluluğun önemli olduğunu vurgularken, geçmişte dedenin verdiği kararların toplumsal bağlayıcılığı olduğunun altını çizerek, “Geçmişte, dedenin verdiği karar çok önemliydi. O karar köyde, yerleşim biriminde geçerliydi. Eğer bir çift, dedenin huzurunda ikrar verip evliliğini ilan etmiyor, toplumsal sözleşmeye uymuyorsa, dışlanırlardı. O zaman dedenin hükmü geçerliydi ve bu konuda kimse karşı çıkamazdı. O evlilik, cemaatin şehadetiyle onaylanırdı. Eğer evlilikte bir yanlışlık, bir hata olmuşsa, yine dede ya da pir toplumsal sorumluluk alır, o evliliği devam ettirir ya da sorunu çözmek için barıştırma yoluna giderdi” diye konuştu.
“BUGÜN MANEVİ NİKAH, RESMİ NİKAHIN ARDINDAN YAPILIYOR”
Bugün, hukuki zorunlulukların ve medeni kanunların etkisiyle değişen koşulları anlatan Kılavuz, “Bugün, resmi nikah kıyılmadan önce dede nikahı yapılmaz. Bunun için önce resmi nikahınızı kıydırmalısınız. Resmi nikah, hukuki bir gereklilik olduğu için bunun yapılması şarttır. Fakat biz Aleviler, resmi nikahın ardından dini bir rahatlama için manevi olarak huzura gelerek dedemizden nikah almak isteriz. Yani, ‘Önce resmi nikahınızı kıyın, ardından gelin, biz de burada manevi olarak nikahınızı kıyalım’ deriz. Bu, evliliğin hem toplumsal hem de manevi yönünü güvence altına almak içindir. Çünkü bir evlilik yalnızca hukuki bir bağ değil aynı zamanda toplumsal ve manevi bir bağdır. Bu bağın da cemaat huzurunda, dede huzurunda onaylanması gerekir” şeklinde konuştu.
“ALEVİLİKTE KADININ SÖZÜ VE ANALARIN HİZMETİ ESASTIR”
Alevilikte kadının yeri ve sözü hakkına da değinen Hasan Kılavuz, Alevi inancının kadına verdiği değere dair şunları söyledi:
“Alevilikte kadının yeri başkadır. Kadın sadece evde değil toplumda da eşit ve söz sahibi olmalıdır. Nikah sırasında da kadının mağdur edilmemesi gerekir. Alevi inancında kadın, sadece sofrada değil toplumsal alanda da eşit bir hakka sahip olmalıdır. Bu yüzden dede nikahlarında kadının rızası ve sözü çok önemlidir. Her iki taraf da birbirini kabul etmelidir, ancak kadının sözünün geçerliliği ve saygınlığı çok büyüktür. O yüzden dede, evlilik ikrarını alırken kadının rızasına ve eşitliğine büyük bir özen gösterir.”
Nikahın yalnızca dedeler tarafından değil, yetkin Alevi anaları tarafından da kıyılabileceğini vurgulayan Kılavuz, “Alevi inancında bir kadın da dede gibi nikah kıyabilir. Bunun önünde hiçbir engel yoktur. Yeter ki o kadın, cemaat huzurunda ikrarı alacak yetkinliğe sahip olsun. Bu konuda herhangi bir engel yoktur. Tarihte de kadınların bu tür görevleri yerine getirdiğini biliyoruz. Baba İshak’ın müritleri zamanında, ilk nikahları dergah anaları yapmıştır. Yani kadının bu tür görevleri yerine getirmesi Alevilikte eskiden beri süregelen bir gelenektir” dedi.
Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

Yoruma kapalı.