PİRHA – Şıx Delili Berxecan Ocağı evlatlarından Fırat Gezici, Aleviliğin üzerinde özel bir asimilasyon politikası yürütüldüğünü belirterek, “Alevilik devlet dışı bir inanç olduğundan, devlet tarafından tehdit olarak görülüyor. Alevilik, bir kültürel miras değildir. Alevilik bir Yol’dur, bir inançtır” dedi.
Alevilik açısından asimilasyon ve oto-asimilasyon günümüz açısından önemli bir tartışma konusudur. Tarih boyunca üzerinde inkar ve imha tehditi olan Aleviler, kendi inançlarını yaşamakta, devam ettirmekte büyük zorluklar yaşıyor. Pir Fırat Gezici, “Alevileri asimile etmek için kurum ve kuruluşlar kullanılıyor. Böylece kendi Alevilerini yaratmak istiyorlar” diyerek, Aleviler üzerindeki asimilasyon politikalarının özellikle kurum ve kuruluşlar üzerinden yürütüldüğüne dikkat çekti.
Alevi toplumunun üzerinde nasıl asimilasyon politikaları uygulandığını ve toplum içerisinde oto-asimilasyonun ne düzeyde olduğunu Şıx Delili Berxecan Ocağı evlatlarından Pir Fırat Gezici ile konuştuk.
“YOLUMUZU NEHAKKA BIRAKMADIK”
-Alevilik yüzyıllardır baskı ve inkâr politikalarıyla karşı karşıya. Bugün asimilasyon sizce hangi yeni biçimler altında sürdürülüyor?
Fırat Gezici: Asimilasyon özellikle iktidar güçleri tarafından yapılıyor. Cemevleri denetim altına alınarak inancı farklı yerlere çekmeye çalışıyorlar. Özellikle Gagand, Hızır, Newroz, Heftemal, Çarşeme Reş gibi Alevilik ritüellerine el atarak inancımızı bölmeye çalışıyorlar. Ziyaretlerimizi, dergahlarımızı yenileştirme bahanesiyle değiştirmeye çalışıyorlar. Alevi dernekleri kurarak toplumumuzu, pirlerimizi oraya çağırıp; başkanlıktır ve maaştır gibi imtiyazlarla farklı yerlere çekmeye çalışıyorlar. Kendilerine çakma dedeler bularak yolu sürdürmeye çalışıyorlar. İnancımızı her türlü şekle koyup, cemevlerini ele alıp, bu toplumu farklı tek insan, tek din, tek devlet yapmaya çalışıyorlar. Özellikle cenaze erkanlarımızda olsun, Şia-i İslam’ı bu inanca dayatmaya çalışıyorlar. Cemde gerçekleştirdiğimiz semah ritüelimizi, folklor ekibi diye insanlara göstererek asimile etmeye çalışıyorlar. Ülkemizde yaşanan olaylarda ve özellikle Ortadoğu’da bu politikaları Aleviler üzerinde, Kürtler üzerinde, Ezidiler üzerinde yürütüp, bu insanları farklı yerlere çekip, farklı yollara koymaya çalışıyorlar.
Bizler asırlardır ezilmişiz, zulüm çekmişiz ama biz hiçbir zaman bu yolumuzu nehakka bırakmamışızdır. Bizler bu yolu her daim sürdüreceğiz. Asimle politikalarına karşı toplumumuzu yönlendireceğiz. Hakk ve hakikat yolunda bunlara yol göstereceğiz. Hakikat her zaman insanda doğar.
“ALEVİ TOPLUMUNU ÖZÜNDEN KOPARMAYA ÇALIŞIYORLAR”
-Oto asimilasyon kavramını Alevi toplumu açısından nasıl tanımlarsınız? Bu süreç hangi gündelik pratiklerle yeniden üretiliyor?
Fırat Gezici: Bu süreç gündelik pratiklere göre özellikle cemevlerinde toplumu farklı yerlere çekip, farklı inançlara yönlendirip, bunun üzerinden insanları kendine döndürmeye çalışıyorlar. Özellikle Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahında olsun, Munzur Gözerleri’nde olsun, yapılan mescitler, yapılan değişiklikler ile bu toplumu farklı yerlere çekmeye çalışıyorlar.
“ASİMİLASYON DEVLET ELİYLE YAPILIYOR”
-Aleviliğin devletle kurmaya zorlandığı ilişki, inancın özünü nasıl dönüştürüyor?
Fırat Gezici: 72 millete aynı gözle bakan insanlarız. Yıllardır bu süreç sürüyor. Aleviler eziliyor. Asimilasyon yıllardır devletler eliyle yapılan bir harekettir. Biz de her daim söylüyoruz: Biz hiçbir zaman onunla nehakkın sofrasına oturmayacağız. Pir Sultan, Osmanlı’yla oturdu ama ben sizi rahatsız etmeye geldim dedi. Seyit Rıza, Erzincan valisiyle oturdu, ama ben sizi rahatsız etmeye geldim dedi. Biz hiçbir zaman nehakkın sofrasına oturmamışız ve oturmayacağız.
“ALEVİLİK, BİR KÜLTÜREL MİRAS DEĞİLDİR”
-Cem erkânının, deyişlerin ve yol öğretilerinin “kültürel miras” başlığı altında sunulması Alevilik açısından ne anlama geliyor?
Fırat Gezici: Cem erkanları Hakk ve hakikatin meydanıdır. Bir insan toplumun içinde kendi rızasıyla ceme gelerek, dara giriyor ve orada kendini ifade ediyor. Cem insanın bir yılın sonunda katıldığı ve kendini pirin karşısında, toplumunun karşısında pir û pak ettiği bir ibadettir. Ve bu ibadeti de her daim toplumun içinde, kendini ifade eder şekilde yapması lazım. Ve bu ibadetimiz, cemimiz bir öz savunma, öz söyleyiş, kendini dara çekme, toplumun içinde kendini düzeltme, toplumun içinde kendini temizleme, pirin karşısında kendini yıkamadır. Tüm bunlara baktığımız zaman Alevilik, bir kültürel miras değildir. Alevilik bir Yol’dur, bir inançtır.
“BU YOL SATILAMAZ”
-Pirler ve analar bu dönüşüm karşısında yol gösterici bir rol üstlenebiliyor mu, yoksa baskılar karşısında geri mi çekiliyor?
Fırat Gezici: Pirler ve analar genel itibariyle, bu yolda toplumun önünde yürümeye çalışıyorlar. Topluma öncülük yapmaya çalışıyorlar. Ama bazıları da var ki, kendini sisteme karşı yenik düşürüp, gidip onların çatısı altında bu inancı satıyorlar. Bu yol satılamaz, inanç satılamaz.
“YOL’UMUZU KORUMAK ZORUNDAYIZ”
-Aleviliğin kurumsallaşması (cemevleri, dernekler, federasyonlar) asimilasyona karşı bir direnç mi, yoksa yeni bir uyum biçimi mi yarattı?
Fırat Gezici: Cemevleri normalde bizim için ibadet ve kendini savunma yeridir. Alevilik inancı Cemevlerine sığmaz. İbadet dediğiniz şey Cemevlerine sığmaz. Arkadaşlık dediğiniz şey, dostluk dediğiniz şey Cemevlerine sığmaz. Cemevleri sadece büyük şehirlere insanlar taşındığı zaman, kurumlar aracılığıyla kendini ifade etmek için ortaya çıkmıştır. Fakat baktığımız zaman bugün Cemevleri Alevileri daha da geriye götürüyor. Çünkü insan inancını yaşayamıyor ve şu anda sistem cem vakıfları tarafından yönlendirmeye çalışıyor. Cemevlerini yönlendirmeye çalışıyorlar. İşte böyle namaz kılacaksınız. Böyle ibadet edeceksiniz. Böyle Kur’an okuyacaksınız. Böyle semah döneceksiniz. Bu şekilde toplumu yönlendirmeye çalışıyor. Bunu karşısında durmak lazım. İnancımızı, yolumuzu gereklerine göre yürütüp, her mekanda özünü koruyarak bunu gerçekleştirmemiz lazım.
“İNANCIMIZ KUŞATMA ALTINDA”
-Sizce Alevilik bugün en çok nerede aşındırılıyor: devlet politikalarında mı, kent yaşamında mı, aile içinde mi?
Fırat Gezici: Alevilik hem toplumun içinde, hem kent yaşamında, hem aile içinde asimile ettirilmeye çalışıyor. Yani şimdi bir insan kendi çocuğuna Aleviliği veremiyor. Neden? Çünkü Alevilikte önceden pirleri ve rayberleri evlere giderdi. Aleviliği anlatırdı, inancı anlatırdı. Özellikle kentler dağılımında pirler artık toplumun evine, kendi pirlerinin taliplerinin evine gidemeyip toplumu birleştirememişlerdir. Ve bu yüzden de çocuklar, yeni nesiller de Aleviliğin iç yüzünü, ibadetini, dilini bilmiyor. Bu dolayı da inancı yaşamıyorlar.
“GÖNÜLLÜLÜK ESAS OLANDIR”
-İnanç pratiklerinin “gönüllülükten” çıkıp “göreve” dönüşmesi oto asimilasyonun bir göstergesi midir?
Fırat Gezici: İnanç pratiklerinin gönüllük temelli olması gerekir. Eğer göreve dönüşürse bu oto asimilasyonun göstergesi olur. İnanç insanın yüreğinden gelen bir işleyiştir. Eğer bu işleyiş farklı temellerde yürüyecekse inanç yürümez ve çıkar menfaate döner. Toplumun içinde birlikteliği böler ve koltuk meselesine gelir, rant meselesine gelir, çıkar meselesine gelir. Sistemin istediği şekilde yol almaya gelir.
-Aleviliğin kendini koruyabilmesi için önce neyle yüzleşmesi gerekiyor: dış baskılarla mı, iç çözülmeyle mi?
Fırat Gezici: Kendi inancını, kendinden başlayarak gerçekleştirmesi gerekir. Kendi içinde yaşaması lazım. Sonra aile içinde başlayarak pir û pak etmesi lazım. Ondan sonrada topluma ve dışarıya yönelmesi lazım. Kendi bölgesinde ikrarını sürdürmesi lazım. Alevilik bir doğa sevgisidir. Bir insan sevgisidir. Bir toprak sevgisidir. Bunları kendi içinde yaşaması lazım. Kendisiyle yüzleşmesi lazım.
Cem EKİNCİ- Nuray ATMACA/DERSİM
Yoruma kapalı.