PİRHA- Kobani’de süren kuşatma ve ambargoya karşı Suruç’ta bir araya gelen Alevi kurumları, Hızır felsefesinin yol göstericiliğinde savaşa, kadın düşmanlığına karşı yaşamdan, eşitlikten ve barıştan yana olduklarını ilan etti. Aleviler sınır kapılarının açılması ve insani yardımların derhal ulaştırılması çağrısı yaptı.
Alevi kurumları, Kobani’de devam eden kuşatma ve ambargoya karşı Urfa’nın Suruç ilçesinde bulunan Cumhuriyet Meydanı’nda açıklama yaptı.
Bir çok kentte Pir, Ana ve Alevi kurum temsilcisinin katıldığı açıklama öncesi Axuçan Ocağı Piri İnanç Dolu gulbang okudu, ardından çerağ uyandırıldı.
Alevi kurumları adına ortak açıklamanın Kürtçesini Mercan Gül, Türkçesini Zeynel Kete okudu.
“BUGÜN HIZIR FELSEFESİNDEN ALDIĞIMIZ GÜÇLE ROJAVA’DAKİ İNSANİ YIKIMA KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ”
Hızır; zulme karşı duruşun, dara düşene el uzatmanın, umutsuzluğa asla düşmemenin, en zor şartlarda bile umutlu olmanın, paylaşmanın ve barışın adı olduğunu vurgulayan Kete, “Bu günler; küskünlüklerin son bulduğu, lokmanın paylaşıldığı, insanın insana yoldaş olduğu günlerdir. Alevi yolu yalnızca insanı değil, doğadaki tüm canlıları da can bilerek korumayı esas alır. Soğuk kış günlerinde yaban hayvanları için doğaya lokma bırakmak bu anlayışın bir parçasıdır. İnancımızda birey, toplum ve doğa bir bütündür. Bugün Hızır felsefesinden aldığımız güçle, Urfa Suruç’ta bir araya gelerek Rojava’da ve Suriye genelinde süren savaşın yarattığı büyük insani yıkıma karşı sesimizi yükseltiyoruz” dedi.
“ŞERİATÇI, DİNCİ, TEKÇİ VE KADIN DÜŞMANI ANLAYIŞLAR YAŞAMI VE ÖZGÜRLÜĞÜ HEDEF ALIYOR”
En ağır bedeli ödeyen kadınların, soğukta donarak yaşamını yitiren çocukların, yerinden edilen Kürt, Alevi, Dürzi, Ermeni, Arap, Süryani ve bu bölgedeki mazlum halkların yanında olduklarının altını çizen Kete, “Bizler Alevi yolunun talipleri olarak şunu çok iyi biliyoruz: Savaş sadece bombalarla değil, karanlık ideolojilerle de yürütülür. Zulümat deryası el ele vererek insanlığın en kadim coğrafyasında mazlumlara zulmü reva görmektedir. Bugün Suriye coğrafyasında güçlenmeye çalışılan şeriatçı, dinci, tekçi, Selefi ve kadın düşmanı anlayışlar; yaşamı, eşitliği ve özgürlüğü hedef almaktadır. Kadını yok sayan, iradesini bastıran, bedenini ve kimliğini denetim altına almak isteyen bu zihniyetin insanlıkla, inançla ve vicdanla, ahlakla ve kültürel İslamla hiçbir bağı yoktur” diye belirtti.
“ROJAVA’DA KADINLARIN ÖNCÜLÜĞÜNDE FİLİZLENEN YAŞAM İRADESİ BÜTÜN HALKLARIN UMUDUDUR”
Alevi inancının, kadını yaşamın öznesi kabul eder, eşitliği hak bilir, inancı baskı aracı değil, yol gösterici olarak gördüğünün altını çizen Kete, “Farklılıkları Hakkın tezahürü ve yaşam haklarını Hakkın emri olarak kabul eder. Bundan dolayıdır ki, yetmiş iki millete bir nazardan bakmak inancımız için ibadetten sayılır. Bu nedenle kadın düşmanı, şiddeti meşrulaştıran, farklı halkları ve inançları yok sayan hiçbir anlayış bu topraklarda meşru değildir ve olmayacaktır. Rojava’da kadınların öncülüğünde filizlenen yaşam iradesi, yalnızca bir bölgenin değil, bütün Ortadoğu’nun hatta ezilen halkların umududur. Bu umudu hedef alan her saldırı, barışa ve birlikte yaşama yönelmiş bir saldırıdır. Bizler bu saldırılara karşı susmayacağız. Susmak bu katliama ortak olmaktır” şeklinde ifade etti.
“SAVAŞ POLİTİKALARINA SON VERİLSİN, SİLAHLAR SUSSUN, HALKLAR KONUŞSUN”
Alevi Pirleri, Anaları ve yol erkanı bilincini taşıyan canlar olarak buradan açık bir barış çağrısı yaptıklarına dikkat çeken Kete, şunları ifade etti:
“-Savaş politikalarına son verilsin.
-Silahlar sussun, halklar konuşsun.
-Kadınların ve çocukların yaşamı pazarlık konusu yapılmasın.
-Barış; tek tipleştirme değil, çoğulculuktur.
-Barış; korku değil, özgürlüktür.
-Barış; kadınların karanlığa teslim edilmediği bir yaşamdır.”
Barış bütün farklı toplumsal kesimlerin kendi inancını, kültürünü ve dilini yaşayabilmesidir. Toplumsal değerleri ile var olmasıdır. Barış toplumsallaşırsa bir anlam ifade eder. Bunun içinde toplumsal bir uzlaşıya ihtiyaç vardır.
Ortak Vatan’da eşit ve Özgür Yurttaş olarak cumhuriyetin ikinci yüzyılında yaşamamız için bir an önce toplumsal uzlaşının sağlanması barışın inşa edilmesi ve toplumsallaştırılması gerekiyor. Bunun içinde mutlaka somut adımların atılması gerekir
“ŞERİATA, SAVAŞA VE KADIN DÜŞMANLIĞINA KARŞI YAŞAMDAN, EŞİTLİKTEN VE BARIŞTAN YANAYIZ”
Hızır ayının anlamı bize şunu hatırlatır: Zulüm karşısında tarafsızlık yoktur. Yaşamdan yana olmak bir tercih değil, sorumluluktur. Bu sorumlulukla bir kez daha haykırıyoruz: Şeriata, savaşa ve kadın düşmanlığına karşı; Yaşamdan, eşitlikten ve barıştan yanayız. Lazkiye’den Rojava’ya yeni Kerbelalara hayır diyoruz.
Günlerdir yaşanan kuşatma sonucunda ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesi için kapılar açılmalı, insani yardımlar bir an önce yerine ulaştırılmalıdır.
“ZALİM NEREDEYSE KARŞISINDA, MAZLUM NEREDEYSE YANINDA OLACAĞIZ”
AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz ise, “Hızır’ın bir kalıbı yoktur. Bizim canımıza her kim yetişirse Hızır oldur. Suriye’de oluk oluk kan akmaktadır. Suriye’de mazlum halklar, kadınlar, çocuklar zulme uğruyorlar. BM’ye sesleniyoruz: Bu zulme gözlerinizi, kulaklarınızı kapatmayın. Emperyalistler, faşistler mazlum halkların kanını akıtıyor. Bu faşist kuşatmaya karşı hep birlikte ses yükseltmek zorundayız. Zalim neredeyse karşısında, mazlum neredeyse yanında olacağız” dedi.
Hızırı ayının barış mevsimi olduğunu vurgulayan Seher Şengüllü Yılmaz, “Hızır, dayanışmadır, birlikte olmaktır, el ele vermektir, zorda, darda olduğumuzda bir birimize yetişmektir. Dünyanın neresinde Kerbela yaşanıyorsa, o Yezitlerin karşısında durmaya devam edeceğiz. Tüm dünya kamuoyunu bu zulümlere sessiz kalmamaya çağırıyoruz. Alevi kurumları olarak her türlü bedeli ödemeye ve mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“SOYKIRIM VAR, SINIR KAPILARI AÇILSIN”
ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan da, Suriye topraklarında tüm halklar ve inançlara uygulanan bir zulümün olduğunu belirterek, “Suriye’de Aleviler, Kürtler, Dürziler, Süryaniler, Hristiyanlar tehdit altında. Selefi çeteleri gibi düşünmeyenlerin tamamı saykırım altında. Egemen güçlerin donattığı, eğittiği katiller Suriye halklarını, inanç topluluklarını katlediyor. Bu topraklar tek kimlikli, dilli değil. Bu topraklarda kimliğimiz, inancımız inkar edildi. Bu vatanın her karışında eşit yaşamak zorundayız. Hükümetten talebimiz; Alevilere soykırım yaşandığı günden bu yana isteğimiz sınır kapılarının açılmasıdır. Bir birmizin Hızır’ı olalım. Kerbela’da Ali Ekber nasıl katledildiyse bugün Kürt, Alevi, Dürzi çocukta aynı şekilde katlediliyor. Kerbela’da Zeynep Ana nasıl zulüm gördüyse, bugün Suriye’de kadınlar aynı zulmü yaşıyor. Buna karşı bir olmalıyız” şeklinde ifade etti.
“PİRLERİN, ANALARIN KOBANİ’YE SES OLMASI ÇOK ÖNEMLİ VE ANLAMLI”
DEM Parti Urfa Milletvekili Ömer Öcalan ise, halkların ve inançların bahçesi olan topraklarda halkları ve inançları birbirine düşmanlaştıran anlayışa karşı dayanışmanın önemli olduğunu vurgulayarak, “Pirlerin, Anaların Kobani’ye ses olması çok önemli ve anlamlıdır” dedi.
Konuşmaların ardından nefesler ve deyişler okundu.
PİRHA/SURUÇ
Yoruma kapalı.