PİRHA-Alevi kadın örgütleri, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladıkları ortak deklarasyonla savaşlara, şiddete, sömürüye, asimilasyona ve kadınlara yönelik her türlü baskıya karşı birlikte mücadele çağrısı yaptı. Kadınların barışın ve özgürlüğün sesi olduğunu vurgulayan Alevi kadınlar, yaşamı ve eşitliği savunma kararlılığını yineledi.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Alevi kadınları ortak bir deklarasyon yayımladı.
Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) , Almanya Alevi Birliklikleri Federasyonu merkez binasında yaptığı ortak açıklamada mücadelelerin birleşmesi gerektiğini ve 21. yüzyılın kadın özgürlüğü yüzyılı olması için ortak mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.
Açıklama Necla Arslan Ana’nın verdiği gulbeng ile başladı.
Necla Arslan Ana, Alevi inancında kadının tarihsel duruşuna ve kadınların yaşadığı acılara dikkat çekti.
Necla Arslan Ana konuşmasında Ortadoğu’da yaşanan savaşların en büyük bedelini kadınların ödediğini söyledi. IŞİD tarafından kaçırılan Ezidi kadınların köle pazarlarında satıldığını, istismara ve tecavüze uğradığını hatırlatan Arslan Ana, Suriye’de yaşanan savaş sürecinde de kadınların ağır saldırılara maruz kaldığını ifade etti.
Arslan Ana ayrıca son dönemde İran’da yaşanan savaş sürecinde bir okulun hedef alınması sonucu çok sayıda gencin yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, savaşların en ağır sonuçlarını sivil halkın ve özellikle kadınların yaşadığını belirtti.
Ardından ortak açıklamaya geçildi.
“KADINLARIN MÜCADELESİ ÖZGÜRLÜĞÜN SESİDİR”
FEDA Eşbaşkanı Huri Kabayel, kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesinin dünyanın dört bir yanında kararlılıkla sürdüğünü vurguladı.
Kabayel, kadınların tarih boyunca yürüttüğü mücadelenin bugün de farklı coğrafyalarda devam ettiğini belirterek, Alevi kadın örgütlerinin bu mücadelenin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği ve Arap Alevi Kadınlar Birliği olarak ortak bir duruş sergilediklerini dile getiren Kabayel, bu birlikteliğin Alevi inancının eşitlik, hakikat ve adalet değerlerinden güç aldığını söyledi.
Ortak okunan açıklamanın Almancasını Leyla Solmaz, Kürtçesini Songül Morsümbül, Türkçesini ise Özgür Demir okudu.
Açıklamada, Alevi inancının temelinde yer alan birlik ve birlikte yaşam felsefesine vurgu yapılarak erkek egemen zihniyetin yarattığı savaş, şiddet ve kaos düzenine karşı kadınların örgütlü mücadelesinin büyütüleceği belirtildi.
BİRLİK FELSEFESİ VE ALEVİLİK
Deklarasyonda, evrende yaşamın temelinin birlik olduğu vurgulanarak, “Evrenin içinde birlik varsa hayat vardır; birlik yoksa kaos vardır” denildi. Bugün yaşanan kaos düzeninin, birlikte yaşamayı bilmeyen erkek egemen aklın ürünü olduğu ifade edildi.
Alevi inancının temel ritüellerinden olan Cem’in birlik ilkesi üzerine kurulduğu belirtilen açıklamada, Kırklar Meclisi’nin de birlikte yaşamın ve eşitliğin sembolü olduğu hatırlatıldı. Kırklar Meydanı’nın “hiçleşmenin meydanı” olarak tanımlandığı metinde, kişinin kendi hiçliğini bilmesinin birliğin kapısını açtığı, bunu kavrayamayan anlayışın ise ikiliği ve çatışmayı yarattığı ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, erkek egemen zihniyetin doğa ve kadın üzerinde kurduğu tahakkümün insanlık tarihindeki kırılmalardan biri olduğu vurgulandı. Erkek egemen anlayışın kendisini doğadan ve kadından üstün görerek dünyanın birlik yasasını bozduğu ve bunun sonucunda kaos ve yıkım düzeninin ortaya çıktığı belirtildi.
ERKEK EGEMEN ANLATILARA ELEŞTİRİ
Deklarasyonda, insanlık tarihine yön veren mitolojik anlatıların da erkek egemen bakış açısıyla şekillendirildiği ifade edildi. Âdem ve Havva anlatısının bu anlayışın bir ürünü olduğu belirtilerek, Havva’nın Âdem’in bedeninden yaratıldığı iddiasının erkeği insanlığın “babası” ilan eden bir ideolojik kurgu olduğu vurgulandı.
Hâbil ile Kâbil anlatısının da kardeş kanı dökme fikrini meşrulaştırdığı ifade edilen açıklamada, bu anlatıların birlikte yaşam yerine çatışmayı kutsayan bir zihniyet yarattığı dile getirildi.
Alevi inancında ise pirlerin yüzyıllardır cemlerde Kırklar Meclisi’ndeki birliğin ruhunu anlattığı belirtilerek, birlikte yaşamayı bilmeyenlerin toplumdan dışlandığı hatırlatıldı. Ancak bugün Alevi toplumunun erkanının büyük ölçüde dağıtıldığı ve bu birliğin korunmakta zorlandığı ifade edildi.
Açıklamada, Alevilerin tarih boyunca ağır zulüm, katliam ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekilerek, buna rağmen inançlarını terk etmedikleri ancak Aleviliği yaşamanın giderek zorlaştığı belirtildi. Günümüzde Aleviliğin yalnızca yaşanan bir inanç değil, aynı zamanda uğruna mücadele edilen bir dava haline geldiği ve bunun toplum içinde bazı dengesizlikler yarattığı ifade edildi.
ALEV KOÇ CİNAYETİNE TEPKİ
Deklarasyonda, kısa süre önce yaşanan Alev Koç cinayetine de dikkat çekildi. Açıklamada, ocak evladı olarak hizmet yürüttüğü belirtilen Alev Koç’un, Hızır ayında mezarlıkta Hasan Hüseyin Subaşı tarafından vahşice katledildiği ifade edildi.
Metinde, bu saldırının yalnızca bir cinayet olmadığı, aynı zamanda Alevi inancına, kutsal ocaklara ve toplumun değerlerine yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı. Hızır ayında gerçekleşen bu cinayetin, kutsal mekânları ve ölülerin makamlarını kana buladığı belirtilerek, failin tekil bir olay olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi.
Açıklamada, daha önce de öldürülen Alevi kadınların cenazelerinin cemevlerinden Hakk’a uğurlandığı hatırlatılarak, bu tür saldırılarla toplumsal olarak yüzleşilmemesi halinde benzer katliamların devam edeceği uyarısı yapıldı.
Alevi kadınları, “Bizde kadın erkek eşittir” söylemine sığınarak sorunu görmezden gelmenin yeni cinayetlerin önünü açacağına dikkat çekerek, bu katliamlar karşısında örgütlü mücadeleyi büyütme sözü verdiklerini açıkladı.
KADINA KARŞI SAVAŞ, KIRIM SAVAŞIDIR
Deklarasyonda, kadınların tarih boyunca adaletsiz düzenlere karşı mücadele ettiğine dikkat çekildi. Kadınların erkek egemenliğine karşı birlikte yaşamı örgütlediği ifade edilerek, 8 Mart 1857’de New York’ta eşit işe eşit ücret talebiyle mücadele eden tekstil işçisi kadınların bu mücadelenin önemli dönüm noktalarından biri olduğu hatırlatıldı.
Deklarasyonda ayrıca Ortadoğu’daki savaşlara da dikkat çekildi. Alevilerin yaşadığı coğrafyayı da kapsayan bölgede üçüncü dünya savaşı niteliğinde bir çatışma yaşandığı ifade edilerek, bu savaşın kadınlara karşı bir kırım savaşı olduğu vurgulandı.
Gazze, Lazkiye ve Rojava’da kadınlara yönelik saldırıların sürdüğü belirtilen açıklamada, savaşın yalnızca cephede değil kadınların yaşamı ve bedenleri üzerinde de yürütüldüğü dile getirildi.
Metinde, bir kadının kesilmiş saç örgüsünün dünyaya güçlü bir mesaj verdiği ifade edilerek, kadınların birbirlerinin saçlarını örerek özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini gösterdiği belirtildi.
Alevi kadınları deklarasyonun sonunda, mücadelelerin birleşmesi gerektiğini ve 21. yüzyılın kadın özgürlüğü yüzyılı olması için ortak mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.
Açıklama çerağların sırlanması ile sona erdi.
PİRHA-KÖLN
Yoruma kapalı.