PİRHA- Suriye İnsan Hakları Topluluğu (Gesellschaft für Menschenrechte in Syrien – AHRS), 8 Ocak 2026 tarihli açıklamasında, Suriye’nin 2025 yılının son haftasına ve 2026’nın ilk günlerine HTŞ rejiminin artan insan hakları ihlalleriyle girdiğini duyurdu. Açıklamada, özellikle Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar ve Dürzilerin hedef alındığı vurgulandı.
AHRS, Homs’ta bulunan İmam Ali ibn Abi Talib Mescidi’nin bombalanması sonucu 8 Alevi sivilin hayatını kaybettiğini, 27 kişinin yaralandığını hatırlattı. Kurumun açıklamasına göre, bu saldırıyı bombalamayı protesto eden Alevi sivillere yönelik yaygın ve koordineli saldırılar izledi. Yeni yıl ise Halep’te Kürtlere ve Hristiyanlara yönelik yeni bir şiddet ve sindirme dalgasıyla başladı.
ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILAR VE TUTUKLAMALAR
AHRS’nin aktardığına göre, 1 Ocak 2026’da askeri zırhlı araçlar ve güvenlik araçlarından oluşan bir konvoy Lazkiye kırsalında bir köyü kuşattı, en az on kişiyi tutukladı ve köy halkını terörize etti.
2 Ocak’ta, HTŞ güçleri engelli bir Alevi olan Bassam Mahrez’i tutukladı. Açıklamada, bu tutuklamanın El-Qardahah kenti ve çevresindeki aktivistleri hedef alan daha geniş bir kampanyanın parçası olduğu belirtildi. Burada ondan fazla gencin “eski rejimin kalıntıları” olmakla suçlanarak tutuklandığı ifade edildi.
AHRS, 6 Ocak’ta HTŞ güçlerinin Banyas kırsalındaki El-Anazah köyünde geniş çaplı bir sindirme kampanyası yürüttüğünü ve iki önde gelen Alevi’yi, Şeyh Ahmed İssa ve kardeşini, tutukladığını bildirdi. Bu yasadışı tutuklamaların; Tartus’taki Aleviler Konseyi Başkanı Şeyh Ali Helhel’in, Tartus’taki Alevi Konseyi Genel Sekreteri Şeyh Asif Mahna’nın ve Lazkiye’deki Alevi İslami Konseyi Başkanı Şeyh Ahmed Habib’in tutuklanmasını izlediği aktarıldı. Açıklamada, bu ihlallerin önde gelen Alevi din liderlerini hedef alan kampanyanın tekrarlanan örnekleri olduğu vurgulandı.
Aynı gün HTŞ güçlerinin Tartus şehri, Banyas şehri ve Safita kırsalında geniş çaplı bir operasyon başlattığı kaydedildi. Sindirme kampanyasının, 26 Aralık’ta gerçekleşen barışçıl gösterilerin katılımcılarını hedef aldığı, onlarca sivilin “eski rejim kalıntılarını yargılama” bahanesiyle tutuklandığı belirtildi. Tutuklanan siviller arasında dini liderlerin de bulunmasının, sakinler arasında panik ve endişe yaratma amacı taşıdığı ifade edildi. Yoğun asker konuşlandırması ve keyfi tutuklamalar için kurulan kontrol noktalarının Alevi topluluğunun endişelerini daha da artırdığı kaydedildi.
HRİSTİYANLARA VE DÜRZİLERE YÖNELİK TEHDİT YAZILARI ZORLA YERİNDEN EDİLME
AHRS açıklamasında, 5 Ocak 2026’da HTŞ güçlerinin, Rif Dimashq eyaletinin Qatana bölgesinde Hristiyanlar ve Dürzilerin yaşadığı mahallelerde duvarlara yazı yazan silahlı çeteleri koruduğu belirtildi. Grafitilerde sakinlere yönelik tehdit ve şiddet çağrısı yapan sloganların yer aldığı, bunlar arasında “Rejimin kalıntılarına son” ve “Sıra sana geliyor, kalıntı” ifadelerinin bulunduğu aktarıldı.
6 Ocak’ta HTŞ güçlerinin Halep’teki Kürt mahallelerine saldırdığı, Suryani Hristiyan nüfusun evlerini terk etmek zorunda kaldığı ve bu evlerin askeri üs olarak kullanılmaya başlandığı ifade edildi. Yerel Kilise’nin, İhtiyaçlı Kilise’ye Yardım (ACN) ile iş birliği içinde şiddetten etkilenen insanlar için dua çağrısı yaptığı belirtildi.
HALEP’TE AĞIR SİLAHLAR SİVİL KAYIPLAR
AHRS, 6 Ocak 2026’dan itibaren HTŞ rejiminin Halep şehrinde Kürt nüfuslu Şeyh Maqsoud ve El-Eşrefiye mahallelerine askeri saldırı başlattığını bildirdi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre HTŞ güçleri, sivil nüfusu bombalamak için ağır silahlar ve roketatarlar kullandı.
Bu saldırılar sonucunda en az 10 sivilin öldüğü, bunlar arasında iki kadın ve bir çocuğun bulunduğu; kadınlar ve çocuklar dahil en az 60 sivilin ağır yaralandığı aktarıldı.
Açıklamada, Halep’te Kürtlere yönelik şiddetin iki gelişmenin ardından tırmandığı belirtildi:
HTŞ rejimi ile Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 10 Mart 2025’te imzalanan entegrasyon anlaşmasının uygulanması konusundaki müzakerelerin başarısızlığı ve Türk kuvvetlerinin kuzeyden Halep’e doğru ilerlemesi. Bu arka planın, HTŞ’nin Halep’teki Kürtlere yönelik saldırılarının daha da şiddetlenme olasılığının yüksek olduğunu ve mahallelerdeki Kürt ve Hristiyan nüfusun kitlesel katliamlara ve zorla yerinden edilmelere maruz kalabileceğini gösterdiği ifade edildi.
“ŞİDDET DIŞINDA SUNACAK HİÇBİR ŞEYİ OLMAYAN BİR REJİM”
AHRS açıklamasında, HTŞ rejiminin bölgedeki sömürge güçleri ve otoriter Sünni rejimler tarafından iktidara taşındığından bu yana Suriye halkına şiddet dışında sunacak hiçbir şeyinin olmadığını gösterdiği belirtildi. Rejimin sindirme ve otorite inşa etme aracı olarak şiddete bağımlı olduğu vurgulandı.
Bugüne kadar yaklaşık 9 bin sivilin öldüğü, Suriyelilerin yüzde 97’sinin yoksulluk sınırının altına itildiği ifade edildi. Freedom House verilerine göre HTŞ rejiminin siyasi haklar puanının 40 üzerinden -3 seviyesinde olduğu hatırlatıldı.
ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI
Açıklamanın sonunda AHRS, Birleşmiş Milletler’den Halep, Homs, Süveyda ve Kıyı Bölgesi’ne bağımsız bir bilgi toplama misyonu gönderilmesini, tüm azınlıklara karşı düzenlenen saldırılar hakkında kapsamlı bir rapor yayımlanmasını ve etnik-dini temizlik riski altındaki tüm Suriyeli azınlıklara doğrudan insani yardım sağlayacak bir koridor oluşturulmasını talep etti.
Batılı ülkelerin ve bölge devletlerinin HTŞ rejiminin tüm azınlıklara yönelik saldırılarını kınaması ve ihlal faillerinin yargılanmasını istemesi çağrısı yapıldı. Açıklamada ayrıca Batı medyasının devam eden etnik ve dini temizliği Esad rejiminin mirasıyla ilişkilendirmeye son vermesi gerektiği vurgulandı.
HABER MERKEZİ
Yoruma kapalı.