Alevi Haber Ajansi

Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım: Barış sürecinde Aleviler izleyici değil, özne olmalı-VİDEO

PİRHA- Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyetin cemevi başkanlarıyla gerçekleştirdiği toplantıyı değerlendirdi. Alevilerin barış ve çözüm sürecinin dışında bırakılamayacağını vurgulayan Yıldırım, “Barış sadece Diyarbakır’dan geçmez; Dersim’den de Hacıbektaş’tan da geçer. Kürtler bu ülkede haklarını alacaksa Aleviler almadan Kürtler hakkını alamaz” dedi. Yıldırım, Alevilerin sürecin izleyicisi değil, sahiplenicisi olması gerektiğini belirterek, “Kim bu ülkede barış için bir adım atıyorsa, partisine bakmaksızın onun yanında durmaya hazırız. Yeter ki samimi olsun” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de yeniden tartışılmaya başlanan barış ve çözüm süreci, yalnızca Kürtlerin değil, bu topraklarda kendisini öteki hisseden bütün toplumsal kesimlerin eşit yurttaşlık ve özgürlük taleplerini de gündeme getiriyor. Yüzyıllardır inkar, asimilasyon ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalan Aleviler açısından da barışın nasıl kurulacağı, hangi toplumsal kesimlerin sürecin öznesi olacağı ve inançsal hakların nasıl güvence altına alınacağı önemli sorular arasında yer alıyor.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyetin cemevi başkanlarıyla gerçekleştirdiği toplantıya katılan Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, görüşmenin Alevilerin kaygılarını ve beklentilerini doğrudan ifade edebilmeleri açısından önemli olduğunu söyledi. Bugüne kadar siyasi parti temsilcilerinin Alevi kurumlarını çoğunlukla muhatap almadığını belirten Yıldırım, toplantıda cemevi başkanlarının sorularını özgürce yöneltebildiğini ve samimi bir diyalog kurulduğunu ifade etti.

Toplantıya yalnızca kendi kişisel düşünceleriyle değil, Okmeydanı’nda yaşayan Alevilerin çözüm sürecine ilişkin kaygılarını da taşıyarak katıldığını belirten Yıldırım, özellikle AKP iktidarının geçmiş politikalarının yarattığı güvensizliğe dikkat çekti. Alevilerin, geçmişte kendilerini yok sayan ve hak taleplerini karşılamayan bir iktidarla bugün yürütülen sürece ilişkin soru işaretleri bulunduğunu söyleyen Yıldırım, bu kaygıların açıkça konuşulmasının önemli olduğunu vurguladı.

“ALEVİLER YİNE BİR OYUNUN KURBANI MI OLACAK KAYGISI VAR”

Yıldırım, toplantıda Hatimoğulları’na yönelttiği sorunun Alevi toplumunda karşılık bulan temel bir kaygıdan kaynaklandığını belirtti. AKP’nin geçmişte uyguladığı politikalar nedeniyle toplumda ciddi bir güvensizlik oluştuğunu ifade eden Yıldırım, Alevilerin Kürt hareketi ile siyasal İslamcılar arasında kurulabilecek olası bir siyasi yakınlaşmada yine kaybeden taraf olacakları endişesi taşıdığını söyledi.

Bu kaygıların oluşmasında geçmişte kullanılan siyasi dilin ve Alevileri inciten açıklamaların da etkili olduğunu belirten Yıldırım, Tuncer Bakırhan’ın daha önce kullandığı ve tepki çeken ifadeler nedeniyle öz eleştiri yaparak özür dilemesini önemli bulduğunu belirtti.

Hatimoğulları’nın da toplantıda Alevi kurumlarının temsilcileri önünde yaşanan incinmeler nedeniyle özür dilemesinin ve soruları açık biçimde yanıtlamasının kıymetli olduğunu söyleyen Yıldırım, bir siyasi parti eş genel başkanının eleştirileri dinlemesini ve kendi sorumluluğunu kabul etmesini önemli bir tutum olarak değerlendirdi.

Hatimoğulları’nın kendisinin de Arap Alevi olduğunu ifade ederek Alevilerin kaygılarını anladığını belirtmesini de önemli bulduğunu dile getiren Yıldırım, “Kürtler bu ülkede haklarını alacaksa Aleviler almadan Kürtler hakkını alamaz” sözünün toplantının öne çıkan mesajlarından biri olduğunu söyledi.

“BARIŞ SADECE DİYARBAKIR’DAN GEÇMEZ”

Barışın yalnızca Kürtlerin haklarının tanınmasıyla sınırlı düşünülemeyeceğini vurgulayan Yıldırım, Türkiye’de demokratik ve laik bir düzenin kurulabilmesi için kendisini öteki hisseden bütün toplumsal kesimlerin haklarının güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

Yıldırım, “Barış sadece Diyarbakır’dan geçmez. Barış Dersim’den de Hacıbektaş’tan da geçer” diyerek Alevilerin de kendi kimlikleri, inançları ve talepleriyle sürecin içerisinde yer alması gerektiğini söyledi.

DEM Parti’nin Alevilerin sürece dahil edilmesi konusunda samimi bir yaklaşım sergilediğini düşündüğünü belirten Yıldırım, Hatimoğulları’nın Aleviler sürece dahil edilmeden bir sonuca ulaşılamayacağını ifade ettiğini aktardı. Ayrıca Meclis’te kurulan komisyonda DEM Parti’nin İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın Alevi temsilci olarak yer aldığının belirtilmesini de önemli bulduğunu belirtti.

Alevilerin barış sürecinin yalnızca takipçisi olmaması, aynı zamanda sürecin gelişimine katkı sunması gerektiğini dile getiren Yıldırım, toplantıda edinilen bilgilerin cemevleri aracılığıyla topluma aktarılmasının önemine işaret etti.

“BARIŞIN YANINDA YER ALMAK İNANCIMIZIN FELSEFESİDİR”

Alevi inancının merkezinde insanın ve yaşamın bulunduğunu belirten Yıldırım, barışın Aleviler açısından yalnızca siyasi bir tercih değil, inancın temel felsefesiyle de doğrudan ilişkili olduğunu söyledi.

“Bizim inancımızda merkezde insan var. Kurdun, kuşun, börtü böceğin hakkını savunan bir inancın silahların bırakılmasını kabul etmediği bir durum olabilir mi? Mümkün değil” diyen Yıldırım, çözüm sürecinin nereye evrileceğinden bağımsız olarak barış için atılan adımların desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Yıldırım, “Kim bu ülkede barış için bir mücadele sarf ediyorsa, kim barış için bir adım atıyorsa partisine bakılmaksızın biz Aleviler olarak onun yanında durmaya, onunla birlikte yol yürümeye, onunla birlikte yoldaşlık yapmaya hazırız. Yeter ki samimi olun” diye konuştu.

“ÇOCUĞUNA İNANCINI ÖĞRETEN ANNE, DIŞARI ÇIKTIĞINDA SÖYLEME DİYOR”

Barışın nihai amacının kimsenin kimliğinden, inancından ve dilinden dolayı kendisini gizlemek zorunda kalmadığı bir toplum yaratmak olduğunu vurgulayan Yıldırım, Alevilerin gündelik yaşamda karşı karşıya kaldığı ayrımcılığa dikkat çekti.

Birçok Alevi ailenin çocuklarına evde inançlarını, ibadetlerini ve geleneklerini öğrettiğini ancak dışarıda inançlarını açıklamamaları konusunda uyardığını belirten Yıldırım, bunun toplumdaki eşitsizliğin ve güvensizliğin göstergesi olduğunu söyledi.

Yıldırım, “Bir anne baba evde çocuğuna inancını öğretiyor. Bizde lokma vardır, perşembe akşamları çıra yakmak vardır, semah vardır diyor. Ama o çocuğu dışarı gönderdiğinde ‘Aman oğlum, Alevi olduğunu söyleme’ diyor. Bu çok kötü bir durum” ifadelerini kullandı.

Kimsenin inancından, dilinden ya da kimliğinden dolayı kendisini öteki hissetmediği bir Türkiye özlemini dile getiren Yıldırım, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“Yaşadığımız toprakları cennete çevirelim. Cennet de burada, cehennem de burada. Herkesin birbirini hoşgörüyle karşıladığı, farklılıklarını zenginlik olarak gördüğü bir Türkiye özlemini hep beraber inşa etmek en büyük arzumuz.”

Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.