PİRHA – PSAKD’nin Hacıbektaş’ta düzenlediği Danışma Kurulu toplantısını değerlendiren Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, Alevi kurumlarının değişime kendilerinden başlaması, eşit yurttaşlık taleplerini yükseltmesi ve barış sürecinde ortak tutum geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), 17. Dönem 5. Danışma Kurulu toplantısını 19-20 Eylül tarihlerinde Hacıbektaş’ta gerçekleştirdi. Toplantıyı değerlendiren PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, yeni dönemin ihtiyaçlarını, örgütün bu döneme nasıl hazırlanacağını ve inanç alanındaki çalışmaların nasıl ortaklaştırılacağını ele aldıklarını söyledi.
Gülüm toplantıda siyasetteki sıcak gelişmelere değindiklerinin de altını çizdi.
Gülüm, AKP’nin yeni dönemi kendi muhalefet anlayışı doğrultusunda biçimlendirmek ve bir dönem daha iktidarda kalmak istediğini belirtti. CHP’ye ilişkin “mutlak butlan” tartışmasını da bu kapsamda değerlendiren Gülüm, PSAKD’nin CHP’nin bölündüğü yönünde bir kanaati olmadığını söyledi.
Gülüm, bu tartışmaların Alevilere etkisine ilişkin şunları söyledi:
“Biz, oradaki demokrasi güçlerini, demokrasiden, adaletten, eşitlikten ve barıştan yana kesimleri bölmeye, orayı zayıflatmaya yönelik bir hamle olduğunu düşünüyoruz. Bunun içerisinde, Alevileri Kılıçdaroğlu üzerinden bölmeye yönelik bir hamle de var. Bu nedenle Yeni Parti ve CHP arasındaki bu bölünmenin bizim açımızdan nasıl anlaşılması gerektiğini üyelerimize ve derneklerimize de anlatmalıyız. Siyasetin Aleviler üzerindeki etkisinin bugüne kadar olduğu gibi sürdürülmesine müsaade etmememiz gerektiği yönünde ortak bir noktaya gelindi. Bu çok değerliydi.”
“PİR SULTAN ÖRGÜTLÜLÜĞÜNÜN DEĞİŞİME İHTİYACI VAR”
Toplantıda Pir Sultan Abdal örgütlülüğünün kendisini yenilemesi gerektiğinin de ortaya çıktığını belirten Gülüm, şöyle devam etti:
“Örgütlerimiz, sorunları ele alırken geçmişin araç ve yöntemleriyle devam eden bir çizgi izliyor. Bunun değiştirilmesine ihtiyaç var. Değişen sürecin ihtiyaçları bunlar. Örgütlerimizin de biraz değişmesine ihtiyaç var.”
Bu konuda yaklaşık iki yıldır hazırlık yaptıklarını belirten Gülüm, planlanan değişim ve dönüşüme ilişkin şunları söyledi:
“Önümüzdeki günlerde, sözünü ettiğimiz değişim önerileri örgütün yeni dönemdeki ihtiyaçları doğrultusunda sunulacak. Dedelerin örgüt yönetimlerinde çok fazla yer almaması, kendi alanlarında bulunması, örgüt yöneticilerinin görevde çok uzun süre kalmaması, yönetim kurullarında kadınların, gençlerin ve farklı yapıların yer alması gerekiyor. Üyelerin yöneticileri doğrudan seçmesi, delege ve benzeri yapıların tamamen kaldırılması, yani doğrudan demokrasinin örgüt içerisinde hakim hale gelmesi gerekiyor. Yerellerin kendi yöneticilerini seçmesi, kendi politik tutumlarını belirlemesi ve üst düzeyde temsile dayalı bir mekanizmanın oluşturulması. Uzun yıllardır örgütümüzde tartıştığımız ancak yerleştiremediğimiz bu yapıyı hayata geçireceğiz.”
“ALEVİLER HAK MÜCADELESİNİ YÜKSELTMELİ”
Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Aleviler arasında etkisini artırmaya dönük bir girişime dönüştüğünü kaydeden Gülüm, inanç alanının yönetilmek istendiği bir dönemden geçildiğini söyledi. Bu nedenle Alevilerin kendi ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda demokratik siyasette daha etkin yer alması gerektiğini ifade etti.
Aleviler için önemli bir inanç merkezi olan Hacı Bektaş Veli Dergahı’na ücret ödeyerek veya izin alarak girilmesini de değerlendiren Gülüm, Alevilere ait dergahların geri verilmesi gerektiğini belirtti. Cemevlerinin yasal statüye kavuşması ve eşit yurttaşlık taleplerinin yeni dönemde en güçlü biçimde dile getirilmesi gerektiğini söyledi.
Siyasal iktidarın ciddi bir kriz yaşadığını belirten Gülüm, bu süreçte Alevilerin hak mücadelesini yükseltmesinin önemine dikkat çekti. Alevilerin taleplerini diğer ezilen halkların ve inanç topluluklarının talepleriyle buluşturmasının, hak mücadelesinde kazanımların önünü açabileceğini ifade etti.
“EŞİT HAKLAR MÜCADELESİ ORTAK PAYDADA SÜRMELİ”
Barış sürecinin de toplantıda değerlendirildiğini belirten Gülüm, sürece ilişkin Aleviler arasında yaşanan iç tartışmanın kendi açılarından sona erdiğini söyledi. Sürecin ilerleyişi, parti genel başkanının açıklamaları ve bazı milletvekilleri ile yazarların Alevilere yönelik sözleri üzerinden yürütülen tartışmaların, Alevileri ayrıştırmak için kullanılmasına karşı çıktı.
“Aleviler barışın tarafı mıdır?” sorusunu değerlendiren Gülüm, şunları söyledi:
“Bu, Alevilere bir haksızlık aslında. Çünkü bu ülkede Kürtlerin demokratik eşit haklar mücadelesinde ödediği bedeller neyse, Aleviler de bu topraklarda büyük bedeller yaşamıştır. Bu nedenle herhangi bir sınıfın, kimliğin veya ulusun eşit haklar elde etmesi Alevileri rahatsız etmez. Aksine, Alevilerin kendi eşit haklar mücadelesini destekleyebilir ve bu mücadelelerin birlikte yürütülmesine katkı sunabilir. Bizim biraz buna bakmamız gerektiğini düşünüyorum.”
Ortak mücadelenin önemine değinen Gülüm, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çünkü siyasal iktidara karşı mücadele ederken kendiniz dışındaki kesimlerle birleştiğinizde, ortak hareket ettiğinizde bu mücadelenin hem kazanımlarını hem de ortak faydalarını görebilirsiniz. Üstelik yetmiş iki millete aynı nazardan bakan bir inancı temsil eden Alevilerin, kendileri dışındaki ezilenlere yönelik tutumunun da bu çerçevede anlaşılması lazım.”
İdris-i Bitlisî’nin 1500’lü yıllarda Alevilere yönelik sözlerinin kabul edilemeyeceğini ve bunu daha önce açıkça ifade ettiklerini belirten Gülüm, bu konudaki tepkinin Kürtlere yönelik bir tutuma dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi. Tartışmanın bu yönünün öne çıkarılmak istendiğini savunan Gülüm, bütün tartışmalara rağmen Alevilerin barıştan yana tutumlarından vazgeçmemesi gerektiğini vurguladı. Alevilerin kendi hak ve özgürlük mücadelelerini de bu süreçle birlikte yürütmesi gerektiğini ifade etti.
“ALEVİLERİN HAK MÜCADELESİNDE MECLİS ÖNEMLİ BİR YERDİR”
Alevi kurumlarının Meclis’teki siyasi partilerle yaptığı görüşmeleri değerlendiren Gülüm, barış sürecinde ele alınacak ve yasalaştırılacak hak talepleri arasında Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin de bulunması gerektiğini belirtti.
Gülüm devamında şöyle konuştu:
“Bu ülkede güvenceniz, talepleriniz yasallaştığında oluşuyor. Bizim eşitsizliğimiz de aslında buralardan başlıyor. Kimliğimizi zaten biliyoruz. Ancak bunun toplum nezdinde ve kamuda karşılığının olmaması, kimliğin toplum içerisinde yeterince anlaşılmaması ve haklar açısından yer bulamaması gibi sorunlar var. Tam da böyle bir dönemde Alevi kurumları bir araya gelerek Alevilerin de eşit yurttaşlık mücadelesi ve talepleri olduğunu ortaya koydu.”
Taleplerin siyasi partilere iletilmesi için ortak karar aldıklarını aktaran Gülüm, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Oluşturulan taleplerin Meclis’te bulunan bütün siyasi partilere ifade edilmesi ve kendimiz dışındaki kesimlerle birlikte yürütülen mücadeleyle birleştirilerek sürdürülmesi gerektiği belirtildi. Bu anlamda Meclis, sürecin bir tarafı ve önemli bir yeridir. Alevi kurumları da bunu yerine getirmek amacıyla ortak bir karar aldı. Bu kapsamda Meclis’te bulunan bütün siyasi partiler ziyaret edilerek Alevilerin mücadelesi ve talepleri anlatıldı.”
“SİVAS İÇİN ADALET, HERKES İÇİN ADALET”
Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda “Madımak Katliamı’nın firari sanıkları yargılansın” talebiyle başlatılan imza kampanyasını değerlendiren Gülüm, eşit haklar mücadelesinin bir ayağının geçmişte yaşananlarla yüzleşmek olduğunu söyledi.
Madımak davasının Türkiye’deki adalet arayışı açısından önemli olduğunu belirten Gülüm, Sivas üzerinden diğer katliamlarla da yüzleşilmesi gerektiğini ifade etti. “Sivas için adalet, herkes için adalet” sloganıyla Sivas’ta adalet sağlanmasının herkesin adalet arayışı açısından önem taşıdığını vurguladı.
İmza kampanyasının eşit haklar mücadelesinin bir parçası olduğunu söyleyen Gülüm, kampanyayı il ve ilçelerde, dernek şubelerinde sürdürmek, toplanan imzaları Meclis’teki bütün siyasi partilere iletmek istediklerini belirtti.
“ALEVİ KURUMLARI ORTAK BİR TUTUM GELİŞTİREMEDİ”
Alevi toplumunun kurumsal temsiliyetinin zayıf olduğunu ifade eden Gülüm, buna karşın Alevi kurumlarının sözünün toplumda karşılık bulduğunu söyledi. Son 20 yılda Alevi örgütlerinin büyümek yerine güç kaybettiğini ifade eden Gülüm, 1990’lı yıllarda Alevi hareketinin daha güçlü olduğunu belirtti. Bunun önemli nedenlerinden birinin, farklı kesimlerin bir arada ve demokrasi güçleriyle birlikte hareket etmesi olduğunu söyledi.
Alevi hareketinin demokrasi güçleriyle birlikteliğinin azaldığına dikkat çeken Gülüm, barış sürecine ilişkin Alevi kurumlarının farklı tutumlar ortaya koymasının örgütlü yapıyı zayıflattığını kaydetti. Gülüm’e göre bunun nedenlerinden biri, Alevi kurumlarının sürecin nasıl yürütüleceği konusunda ortak bir tutum geliştirememesi.
PSAKD’nin yeni dönemin ihtiyaçlarına yanıt verebilecek kurumlardan biri olduğunu belirten Gülüm, Pir Sultan’ın yalnızca sahada çalışan bir örgüt olmadığını, örgütsel tepkisi güçlü, okuyan, araştıran ve kendi dışındaki toplumsal kesimlerle hızla buluşabilen bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Gülüm, derneğin meseleleri yalnızca cemevleri ve üyelerin maddi ihtiyaçları üzerinden ele almaması gerektiğini, diğer toplumsal kesimlerle ilişkilerini ve Alevi hareketinin geçmişten gelen değerlerini de bir bütün olarak görmesinin önemini vurguladı.
“HER ALEVİ KURUMU DEĞİŞİME KENDİSİNDEN BAŞLAMALI”
Alevi kurumlarının kendi sorunlarının ve toplumdaki diğer sorunların çözümüne yönelik yöntemleri yeterince tartışmadığını belirten Gülüm, şöyle konuştu:
“Her Alevi kurumunun değişime öncelikle kendisinden başlaması gerektiğini düşünenlerdenim. Kendisini değiştirmek, bir sonraki dönemde bugünkü haliyle var olmamayı göze almak demektir. Bu biraz cesaret işidir. Ben Pir Sultan’ın buna uygun olduğunu düşünüyorum.”
Hazırladıkları çalışmanın, Alevi örgütlerinin başka toplumsal sorunları da diğer Alevi örgütleriyle birlikte ele almasını kapsadığını söyleyen Gülüm, şöyle devam etti:
“Bir hazırlığımız var. Eğer bunu hayata geçirebilirsek Alevi örgütleri, kendi dışındaki sorunları diğer Alevi örgütleriyle birlikte ele alabilecek. Bunu yaparken neden değişmeleri gerektiğini, hangi araçları değiştireceklerini de tartışacaklar. Böylece kendilerini değiştirmek için de adım atmış olacaklar. Alevi toplumunun potansiyelinin Alevi kurumlarının bulunduğu yerden daha ileride olduğunu düşünüyorum. Biz de bu duruma yanıt vermek için bir hazırlık yapıyoruz. Umarım Pir Sultan bu hazırlığını tamamlayarak ihtiyaca cevap verir ve sözünü ettiğimiz sıkıntıların çözümü için önemli adımlar atılmış olur.”
Semra ACAR/İZMİR
Yoruma kapalı.