PİRHA- Aralarında LGBTİ+ inisiyatifleri, kadın örgütleri ve sosyalist yapıların da bulunduğu otuza yakın dernek ve platform adına İHD İstanbul Şubesi’nde açıklamayı okuyan Arin, 12 Eylül’de 15 ilde başlatılan operasyonlara ilişkin tutuklananların serbest bırakılmasını ve işkence iddialarının soruşturulmasını istedi. Açıklamanın ardından söz alan LGBTİ+ annesi Emine Köygüllü ise, “Çocuklarımızı korumak suçsa, bu suçu işlemeye devam edeceğiz” dedi.
İHD İstanbul Şubesi’nde bir araya gelen çok sayıda dernek, inisiyatif ve platform adına ortak basın açıklamasını Trans Onur Haftası gönüllüsü Arin okudu. Açıklamada, 12 Eylül gecesi başlatılan ve 15 ili kapsayan “Ailem Güvende” operasyonlarına ilişkin, resmi verilere göre 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yürütüldüğü, ulaşılabilen bilgilere göre en az 83 kişi hakkında tutuklama kararı verildiği aktarıldı.
GÖZALTINDA İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE İDDİALARI
Açıklamada, gözaltına alınanların avukatlarıyla görüştürülmesinin engellendiği, işkence ve kötü muameleye dair beyanların ifade tutanaklarına geçirilmesine ilk etapta direnç gösterildiği öne sürüldü. Bir kişinin gözaltı sırasında kolunun çıktığı, bir trans kadının ise parmak izi alımı sırasında tehdit edildiği belirtilerek polis memuruna atfedilen “Parmağını kırıp yine parmak izini alırım, savcının talimatı bu yönde” sözleri aktarıldı. Sağlık kontrollerinde şiddet bulgularının yeterince kayda geçirilmediği iddiası da açıklamada yer aldı.
TRANS KADINLARA YÖNELİK AYRIMCI UYGULAMALAR
15 Eylül’de operasyonlara tepki gösteren 108 kişinin 36 saat gözaltında tutulduğu, bu süre boyunca avukatlarıyla görüştürülmedikleri ve açlık grevindeki kişilere temel ihtiyaçlarının sağlanmadığı ifade edildi. Açıklamaya göre trans kadınlar, atanmış (doğumda verilen) isimleriyle çağrıldı ve erkek koğuşlarında tutuldu. Arin, bu uygulamayı açık bir ayrımcılık olarak nitelendirerek “Trans kadınlar kadındır” vurgusunu yineledi.
Açıklamada, seks işçiliğinin bir emek biçimi olarak tanınması gerektiği savunulurken, devletin kendi denetimindeki genelevleri düzenlerken sokakta çalışan trans kadınları suç kapsamında değerlendirdiği eleştirildi. HIV’le yaşayan tutukluların statüleri gerekçe gösterilerek tecrit altında tutulduğu ve tedaviye erişimlerinin keyfi biçimde engellendiği iddia edildi. Ayrıca son bir yılda en az 95 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği, 2026’nın ilk sekiz ayında ise en az 1.509 işçinin iş kazalarında öldüğü belirtilerek “koruma” söyleminin tutarsızlığına dikkat çekildi.
ANNE KÖYGÜLLÜ: BENİM AİLEM GÜVENDE DEĞİL
Kurumsal açıklamanın ardından söz alan LGBTİ+ annesi Emine Köygüllü, operasyonların “makbul aile” tanımı üzerinden yürütüldüğünü savundu. Köygüllü, çocuğunun yaşam hakkını ve kimliğini savunan bir annenin bu tutumunun suç haline getirilmesini kabul etmediğini belirtti.
Köygüllü, çocuğunun yanında durduğu için kendisinin de güvende olmadığını ifade ederek şöyle devam etti: “Çocuklarımızın yaşam hakkını savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bizi korkutarak çocuklarımızdan, birbirimizden ve mücadelemizden koparamazsınız. Çocuklarımızı korumak suçsa, bu suçu işlemeye devam edeceğiz.”
EREN KESKİN: KENDİNE MUHALİFİM DİYENLERİN BU OPERASYONLARA SES ÇIKARMADIKLARINI GÖRÜYORUZ
Avukat Eren Keskin, Türkiye Cumhuriyeti devletinin üzerine inşa ettiği üç esas kimlik olduğunu, bunların Türk, Sünni – Müslüman ve erkek kimliklerini olduğunu söyledi. LGBTİ+ hareketinin Türkiye’nin bu faşizan tutumuna temelden karşı çıkan bir hareket olduğunu belirten Keskin sözlerinin devamında şunları söyledi:
“12 Eylül’de başlatılan bu operasyonun tarihinin bilinçli yapıldığını düşünüyoruz. Son derece militer ve erkek egemen bakış açısıyla yapılan bir operasyon. Biz her aşamada gözaltındakilere destek olmaya çalıştık. Bu devlet bu kadar anti demokratik uygulamalarını nasıl yapabiliyor. Yani kendi iç hukuk kurallarına bile aykırı. Çünkü toplumda da bir rıza bir nefret üretebiliyor. Kendine muhalif diyenlerin bile bu operasyonlara yeterince ses çıkarmadığını görüyoruz. Sorgularda sorulan sorular bile o kadar akıl dışı ki. Yani ebeveynlere hem cinsinizle ilişkiye girdiniz mi diye soru sorma hakkını nasıl buluyorlar kendilerinde? Biz bundan sonra da İHD LGBTİ+ Komisyonu olarak bu baskılara karşı dayanışma göstereceğimizi bir kez daha buradan belirtmek istiyorum.”
SERBEST BIRAKMA VE ETKİLİ SORUŞTURMA ÇAĞRISI
Açıklamayı imzalayan kuruluşlar; tutuklananların derhâl serbest bırakılmasını, avukatların görevlerini yapmasının önündeki engellerin kaldırılmasını, LGBTİ+ derneklerine yönelik baskının sona erdirilmesini ve gözaltı/cezaevi koşullarındaki iddiaların bağımsız şekilde soruşturulmasını, trans mahpusların cinsiyet kimliğine uygun barınma koşulları, HIV’le yaşayan tutukluların tecridinin kaldırılması ve ilaçlara erişimin sağlanması talep edildi.
PİRHA/İSTANBUL
Yoruma kapalı.