Alevi Haber Ajansi

Cumartesi Anneleri 1121. kez Galatasaray’da: Zamanaşımı devletin ihmali için kalkan olamaz-VİDEO

PİRHA-Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilişinin 46. yılında Cemil Kırbayır’ın akıbetini sormak için 1121. kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Açıklamayı okuyan İkbal Eren, “Gözaltında kaybetme suçunda zamanaşımı işletilemez. Bu, hukukun inkârıdır, cezasızlığın kurumsallaştırılmasıdır” dedi.

 

 

Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1121. haftalarında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek 13 Eylül 1980’de gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini yeniden sordu. Açıklamayı Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan İkbal Eren okudu.

“ZAMANAŞIMI, DEVLETİN İHMALİNİN ÜZERİNİ ÖRTEN BİR KALKANA DÖNÜŞTÜ”

Bir insan gözaltında kaybedildiğinde devletin görevinin akıbetini ortaya çıkarmak ve sorumluları belirlemek olduğunu belirten Eren, “Eğer gözaltında kayıp dosyalarında olduğu gibi etkin soruşturmalar yapılmaz, tanıklar dinlenmez, deliller toplanmaz, sorumlular hesap vermeden yıllar geçirilir ve ardından ‘zamanaşımı doldu’ denilerek dosyalar kapatılırsa, burada yalnızca bir hukuk kuralının uygulanmasından söz edilemez” dedi. Bu durumun, “zamanaşımı kurumunun devletin yıllarca yerine getirmediği soruşturma yükümlülüğünün üzerini örten bir kalkan haline getirilmesi” anlamına geldiğini vurguladı.

“OĞLUNUZ FİRAR ETTİ, BİR DAHA SORMAYA GELMEYİN”

Cemil Kırbayır’ın kaybediliş sürecini anlatan İkbal Eren, 26 yaşındaki Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisinin 13 Eylül 1980’de Ardahan’ın Okçu Köyü’ndeki evinden güvenlik güçlerince gözaltına alındığını, önce 247. Piyade Alayı’na, ardından Kars Emniyet Müdürlüğü’ne ve Kars Eğitim Enstitüsü’ne sevk edildiğini belirtti. Ailesinin onu görmek için merkezlere gidip geldiğini hatırlatan Eren, “8 Ekim’den sonra gittiklerinde ‘Oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin’ cevabını aldılar. O günden sonra Cemil’den bir daha haber alınamadı” dedi.

“BEN ÖLMEDEN OĞLUMU BUL”

Cemil’in annesi Berfo Kırbayır’ın yıllarca sürdürdüğü mücadeleye değinen İkbal Eren, “5 Şubat 2011 tarihinde, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüşen 103 yaşındaki Berfo Anne, yaşadıklarını anlattı ve tek bir talepte bulundu: ‘Ben ölmeden oğlumu bul'” dedi.

MECLİS KOMİSYONU: KAMU GÖREVLİLERİ BEDENİNİ ORTADAN KALDIRDI

Bu görüşmenin ardından kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun 350 sayfalık bir rapor hazırladığını belirten Eren, “Raporda, Cemil Kırbayır’ın gözaltında işkence sonucu hayatını kaybettiği ve bedeninin, ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı tespit edildi” dedi. Böylece kaybedilişin devletin kendi kurduğu komisyon tarafından da doğrulandığını vurguladı.

“HAKİKATE ULAŞMA UMUDU DOĞMUŞKEN CEZASIZLIK YENİDEN DEVREYE GİRDİ”

Komisyonun Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunması ve dosyanın yeniden açılmasının ardından yaşananlara değinen Eren, “25 Şubat 2020 tarihinde Adalet Bakanlığı Yargıtay’a başvurarak dosyada zamanaşımı bakımından ‘kanun yararına bozma’ kararı verilmesini talep etti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu talebi kabul etti. Böylece Cemil Kırbayır’ın kaybedilmesine ilişkin ceza soruşturmasının önü zamanaşımı gerekçesiyle kesildi” dedi.

“DEVLETİN GÖREVİ ADALETTEN VAZGEÇMEK DEĞİL, SORUŞTURMAKTIR”

Devletin kendi ihmalinden doğan süreyi gerekçe göstererek sorumluluktan kaçamayacağını vurgulayan Eren, “Devletin görevi, kendi ihmalleri nedeniyle geçen zamanı gerekçe göstererek adaletten vazgeçmek değil; etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmektir” dedi.

Açıklamasını sürdüren Eren, “Cemil Kırbayır’ın akıbeti açıklanana, onu gözaltında kaybedenler yargılanana kadar, Berfo Annemizin bıraktığı yerden sormaya devam edeceğiz: Cemil Kırbayır nerede? Cemil’i kaybedenler neden korunuyor?” dedi. Açıklamasını “Kaç yıl geçerse geçsin; Cemil Kırbayır için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten ve devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle tamamladı.

“DEVLET BM SÖZLEŞMESİNİ BİLEREK İMZALAMIYOR”

Açıklamanın ardından söz alan Cemil Kırbayır davasının avukatlarından Eren Keskin, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Gözaltında Kayıplara Karşı Sözleşme’yi imzalamamasının bilinçli bir tercih olduğunu vurguladı: “Türkiye Cumhuriyeti devleti, Birleşmiş Milletler Gözaltında Kayıplara Karşı Sözleşmeyi imzalamıyor, çünkü eğer imzalarsa zamanaşımı durumu ortadan kalkacak.” Devletin zamanaşımını bir örtbas aracı olarak kullandığını belirten Keskin, “Zamanaşımını kullanarak bu tür faili meçhul cinayetlerin, faili bulunabilecek cinayetlerin üstünü örtüyor, bunu bir kılıf olarak kullanıyor” dedi.

KARDEŞ MİKAİL KIRBAYIR: BENİM ÖLÜMÜMÜ BEKLİYORLAR AMA MÜCADELE BENDEN SONRA DA SÜRECEK

Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır, kardeşinin ve diğer kayıpların olağan bir ölümü değil, gözaltında katledilme sürecini yaşadığını vurguladı. Babası ve ağabeyinin, Cemil’in bir gün geri döneceği umuduyla yaşadığını ancak bu umutla birinin 1991’de diğerinin 1998’de hayatını kaybettiğini belirten Mikail Kırbayır, davanın şu anda Anayasa Mahkemesi’ne taşındığını hatırlattı. “Anlaşılıyor ki benim ölümümü bekliyorlar. Ama benden sonra da bu mücadele yürütülecek” diyerek sözlerini tamamladı.

Açıklama Galatasaray Meydanına gözaltında kaybedilenler için karanfiller bırakılarak tamamlandı.

PİRHA/İSTANBUL

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.