PİRHA- 10. Geleneksel Kurmeş Festivali, fidan dikimi, “Kültürlerin birlikteliği ve toplumsal hafıza” başlıklı söyleşi ve film gösterimiyle sürdü.
Sabah saatlerinde Ağbaba Türbesi’nde başlayan etkinlikte fidan dikildi. Akşam programında ise moderatörlüğünü Halil Öz’ün yaptığı “Kültürlerin birlikteliği ve toplumsal hafıza” başlıklı söyleşiye, Haydar Ber, İskender İmak ve Hüseyin Kurt katıldı.
Halil Öz, Kurmeş’in Dersim’den bağımsız değerlendiremeyeceğine dikkat çekerek, “Toplum içindeki anlaşmazlıkları pirler ve akil insanlar çözerdi. Toplumsal vicdanın ve ortaklaşmanın ürünüdür. Yazılı kanunlardan önce söz vardı. Şahitlerde, Munzur, Quzik’ti. Bin yıllar boyunca kendini böyle var etmiştir” dedi.
YENİLENME VURGUSU!
İskender İmak, merkezi sistemlere bağlı olmayan toplulukların bir yapılanma ve hukuk sistemi yarattığını belirterek, “Bu sisteme “Efendisiz zaman” diyebiliriz. Köyümüzün bu gününü anlamak için geçmişe vurgu yapmakta fayda var. Sosyolojik yapı değişiyor. Bunun önüne geçmenin imkanı yok ancak düşünsel anlamda en yakın normu yakalamak zorundayız” diye konuştu.
İnançsal anlamlada bir evrimleşme sürecinin yaşandığının altını çizen İskender İmak, “Kapitalist sisteme karşı dayanışma duygusunu çoğaltabiliriz. Paylaşımcı bir yaşamı örebiliriz. Kurmeş toplumu bunun için bedeller ödemiştir” şeklinde ifade etti.
“KURMEŞ KÜRT KIZILBAŞ ALEVİDİR”
Haydar Ber de, Kurmeş’in tarihçesini anlattı. Kurmeş’in yüzyıllar öncesine dair Kırmanşah bölgesinde geldiğini, toplumun Kürt Kızılbaş Alevi olduğunu, göçebe hayatı seçtiklerini vurgulayan Ber, şunları dile getirdi:
“Kendi adını taşıyan Kurmeşan’a bağlıdır. 3 kardeş olan Alyanlar, Reşiyan, Ozamanlar Kurmeş’i kurmuşlar. Köydeki suyu tespit ettikten sonra eşkıyalardan kendilerini koruma adına şu anki bölgeye kurarlar.
Aşağı Mezopotamya’dan geldikleri için Ağuçan’ı Pir olarak kabul ederler. Urfa Siverek bölgesinde hayvancılık yaparak uzun yıllar kalmışlar. Bir dönem 700 haneye ulaşmış. 1450’li yıllarda ise göç yaşamış. Bu göçün büyük bölümü Kayseri, Maraş, Aydın, Sivas’a yaşanmıştır. 1850’Li yıllarda ikinci göçü Ovacık ve Erzincan’a bölgesine vermiş.”
“UMARIM GENÇLERİMİZ KÜLTÜRÜMÜZÜ TAŞIRLAR”
Anılarını paylaşan Haydar Ber, “Köyümüzde Pirlerimiz gelirdi. Mahkemelere gitmezdik. Bizim meselelerimizi Ağuçanlı pirlerimiz çözerdi. Umarım gençlerimiz kültürümüzü taşırlar ve daha iyisini yaparlar” temennisinde bulunarak sözlerini tamamladı.
“KOMŞULUK HAKLARIMIZI KORUMAMIZ GEREKİYOR”
Hüseyin Kurt da, bizler köklerimize kavuşmamız gerekiyor. Kültürü ve inancımızı korumak için çaba içinde olmalıyız. Komşuluk haklarımızı korumamız gerekiyor. Geleceğimiz için bir çaba içinde olmalıyız. Herkes bu konuda sorumlu olmalı ve sorunlarımızı çözmeliyiz” ifadelerine yer verdi.
Mem Yük’ün “Zayi” adlı kısa filmi ve Murat Özçelik’in “Ölücanlar” belgesel filminin gösterimi yapıldı.
PİRHA/DERSİM
Yoruma kapalı.