Alevi Haber Ajansi

Mersin Cemevi Kadın Komisyonu: Ayrımcılığı, dışlamayı ve nefret dilini reddediyoruz!

PİRHA- Mersin Cemevi Kadın Komisyonu, Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın, CHP’nin önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için kullandığı “kripto kılıç artığı” ifadesine tepki göstererek, “Geçmişin yaralarıyla yüzleşmek, onları küçültmek ya da aşağılayıcı bir dile hapsetmekle değil; aksine onları anlamak, onarmak ve tekrarını engellemekle mümkündür. Bu yüzden kimlikler üzerinden kurulan her incitici söz, yalnızca bugünü değil, geleceği de etkileyen bir sorumluluk alanıdır” dedi.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat, CHP’nin önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında kullandığı “kripto kılıç artığı” ifadesine tepkiler gelmeye devam ediyor.

“İTİRAZI BÜYÜTELİM!”

Mersin Cemevi Kadın Komisyonu, Mine Kırıkkanat’ın “kılıç artığı” ifadesi, yalnızca bir kişiye yöneltilmiş bir söz olarak görülemeyeciğini ifade ederek, “Bu ifade; tarihsel hafızayı inciten, toplumsal yaraları yeniden açan ve birlikte yaşama iradesini zedeleyen bir dilin açık yansımasıdır. Biz Kadın Komisyonu olarak, bu tür söylemlerin sıradanlaştırılmasına karşı güçlü bir itirazı büyütmenin sorumluluğunu taşıyoruz” dedi.

“NEFRET SÖYLEMİNE KARŞI SESSİZ KALMAYIN”

Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

“Kadınlar olarak bu dili tanıyoruz. Çünkü hayatın farklı alanlarında, farklı biçimlerde ama benzer bir dışlayıcılıkla sürekli karşılaşıyoruz. Bazen bir kimliğe, bazen bir inanca, bazen de yalnızca varoluşumuza yönelen bu dil; yalnızca bireyleri değil, toplumsal dokunun tamamını etkiliyor. Bu nedenle nefret söylemi bizim için soyut bir kavram değil; gündelik yaşamda karşılığı olan, sonuçları hissedilen bir gerçekliktir.

Bu coğrafyada kadınlar, acının ve belleğin taşıyıcılarıdır. Kuşaklar boyunca aktarılan hikâyeler, yaşanmışlıklar ve kırılmalar bize şunu öğretmiştir: Geçmişin yaralarıyla yüzleşmek, onları küçültmek ya da aşağılayıcı bir dile hapsetmekle değil; aksine onları anlamak, onarmak ve tekrarını engellemekle mümkündür. Bu yüzden kimlikler üzerinden kurulan her incitici söz, yalnızca bugünü değil, geleceği de etkileyen bir sorumluluk alanıdır.

Kadın Komisyonu olarak altını çizmek isteriz ki; dil yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda bir kurucu güçtür. Kurulan her cümle ya bir arada yaşamı güçlendirir ya da ayrışmayı derinleştirir. Bu nedenle nefret söylemine karşı sessiz kalmak, onun yeniden üretilmesine zemin hazırlamak anlamına gelir. Bizler bu sessizliği kabul etmiyoruz.

Buradan açık bir çağrı yapıyoruz: Toplumsal sorumluluğu olan tüm kurumlar, özellikle de medya; kullandıkları dilin etkisini gözetmeli, ayrımcılığı besleyen söylemler karşısında açık ve net bir tutum almalıdır. Bu tür ifadelerin görmezden gelinmesi değil, aksine eleştirilmesi ve gerekli adımların atılması, toplumsal barışın korunması açısından önemlidir.

Biz kadınlar; hayatı savunan, bir arada yaşamanın imkânlarını büyüten bir yerden söz kuruyoruz. Eşit yurttaşlık, adalet, laiklik ve barış ilkeleri etrafında ortak bir gelecek inşa etmenin mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu inancı korumak ve güçlendirmek için; kimden gelirse gelsin ayrımcılığı, dışlamayı ve nefret dilini reddetmeye devam edeceğiz.

Sözümüz nettir: Yaraları derinleştiren değil, onları onaran bir dil mümkündür. Ve biz, o dili kurmakta ısrarcıyız.”

PİRHA/MERSİN

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.