PİRHA- Muş’un Varto ilçesine bağlı Hemug (Küçüktepe), Xwarîk (Çalıdere), Qasima (Köprücük), Tata (Güzelkent) ve Badan (Teknedüzü) köylerinde yaşayan yurttaşlar, bölgede planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine tepki gösterdi. Köylüler, JES’in doğayı, hayvancılığı ve kutsal alanlarını yok edeceğini belirterek projeye karşı çıktıklarını duyurdu.
Varto’da planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi, köylülerin tepkisine yol açtı. Yurttaşlar, JES’in doğayı, hayvancılığı ve kutsal alanları yok edeceğini belirterek projeye karşı çıktı.
Varto’ya bağlı Hemug (Küçüktepe), Xwarîk (Çalıdere), Tata (Güzelkent) ve Badan (Teknedüzü) köylerinde yaşayan yurttaşlar, bölgede yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali’ne (JES) karşı birleşti. Köylüler, toprağın, suyun ve havanın zehirleneceğini, hayvancılığın biteceğini ve Alevi inanç mekânlarının yok olacağını söyleyerek projeye izin vermeyeceklerini ifade etti.
“BU TOPRAKLARDA TALANA GEÇİT VERMEYECEĞİZ”
Yıllardır Hemug(Küçüktepe) köyünde yaşadıklarını belirten Hüseyin Tepe, “Jeotermal istemiyorum. Çünkü toprağımız, havamız, insanımız, evimiz, hayvanımız yok olacak. Her şeyimiz yok olacak. Bu yüzden JES istemiyoruz” dedi.
Hemug(Küçüktepe) köyünde yaşayan engelli yurttaş Deniz Tepe, “Eğer JES olursa toprağımız, suyumuz, havamız zehirlenecek. Her şey zehirlenecek” dedi.
Xwarîk(Çalıdere) köyünde yaşayan ve hayvancılıkla geçimini sağlayan Deniz Durmaz, “Kısa ve net olarak tek bir şey söyleyeceğim. JES projesi hayata geçerse burada yaşayan ve yaşayacak çocukların geleceği yok edilecek. Her konuda etkilenecek, yağmurundan etkilenecek, rüzgârından etkilenecek, sesinden etkilenecek. Bu yüzden JES projesini istemiyoruz. 1966 depreminde Varto’da onlarca insan öldü. Tekrardan Varto’nun ölmesini istemiyoruz. Zaten yağmur yağınca bile bunun etkileri bize çok olacak. O da bizim su kaynaklarımızın hepsini tek tek kötü edecek. Ve bundan da bizim halk olarak bir rızamız yoktur. Dedelerimizin ve atalarımızın bıraktığı bu topraklarda kesinlikle Jeotermal istemiyoruz” dedi.
“DEVLETİN BİZE DAYATTIĞI BU SİSTEM KABUL EDİLEMEZ”
Hayvan üreticisi Meryem Kasımhan ise, “Devletin bize dayattığı bu sistem kabul edilemez. Çünkü bir taraftan kadınları kırsalda kalkındıralım projeleri yapılırken diğer taraftan da JES yapılıp bütün hayvancılık ve doğayı katlediyorlar. Biz bunu kesinlikle istemiyoruz. Geldiğimiz noktada bizim fikirlerimiz sorulmadı, bize hiç danışılmadı. Gizli saklı bir şekilde bu proje yapıldı. Biz hayvancılık yapmazsak geçinemeyiz. Ben kendi çocuklarımı okutamam. Benim geçim kaynağım sadece hayvancılık” diyerek JES projesini istemediklerini dile getirdi.
Tata(Güzelkent) köyü sakini Ali Beyazgül, “Güzelkent köyünün topraklarında tarım ve hayvancılık yapıyorum. Aynı zamanda da Varto’da esnaflık yapıyorum. Bildiğiniz üzere bizim köy ve civar köylerde JES ile ilgili çalışmalar yapılmaya başlanacak. Ve bizler JES’in ne kadar kötü olduğunu biliyoruz. JES santralinin doğaya saldığı gazların ne kadar kötü olduğu aşikar. Deprem üzerindeki etkileri yine aşikar. Tabii bunları araştırarak daha detaylarına inebiliyoruz. Bu tehlikelerinden dolayı JES istemiyoruz” dedi ve mücadele mesajı verdi.
“JES PROJESİ İNŞA EDİLİRSE FELAKET YAŞANIR”
Badan(Teknedüzü) köyünden Yılmaz Bal ise JES’İN yapılacağı alanın üretim alanı olduğunu belirterek, “Biz bu bölgede hayvancılık yapıyoruz. Eğer Jeotermal santrali yapılırsa buradaki hayvancılık ve tarım faaliyetleri bitecek. Bunun dışında bu topraklar kutsaldır. Neden kutsaldır? Bizler burada yaşıyoruz, evimiz burada, toprağımız burada, köylerimiz ve ziyaretlerimiz buradadır. JES yapılırsa bizim yaşam alanlarımız, inanç alanlarımız yok olacak. Bu yüzden JES’i istemiyoruz. Burada JES’e izin vermeyeceğiz” dedi.
“JES BU HALKIN, DOĞANIN BİTİŞİ DEMEKTİR”
Hemug(Küçüktepe) köyünden Mehmet Ali Büyükgöl, JES projesinin kendileri için faydalı bir proje olmadığını belirterek, “Jeotermal Enerji Santrali, burada yaşayan bizler için, doğa için, canlılar için iyi bir şey değil. Bizler burada hayvancılıkla geçinen insanlarız. Eğer JES yapılırsa hepsi yok olur. Biz kendi topraklarımızı bırakıp nereye gidelim. JES’in yapılmasını kabul etmiyoruz. Bu bölge Alevilerin kutsal mekanlarından biridir” dedi ve konuşmasına şöyle devam etti: “Xizir, Qalo Sipî, Tujik Baba ziyaretlerimiz var. Atalarımızın, analarımızın mezarları var. Çeşmelerimiz var, JES olursa bunların hepsi etkilenir” dedi ve topraklarını sonuna kadar savunacaklarını söyledi.
Orhan Koç ise, “JES bu halkın, doğanın bitişi demektir. Bu halkı yok etmek demektir. Göçe zorlamak demektir. JES adı altında başka madenleri çıkarmak istiyorlar. Bu elementler zehirli olduğu için çevreye büyük zararı vardır. Varto halkının geçmişi de, tarihi de bellidir. Sonuna kadar direneceğiz” dedi. Akabinde söz alan Remziye Koç’da şunları ifade etti: “Halkımız bu projeler karşısında hiç kaybetmedi ve kaybetmeyecek. Biz istiyoruz ki havamız, suyumuz, doğamız temiz kalsın. Vicdanı olan varsa bize bu kötülüğü yapmaz. Kendi topraklarımızda huzurla, sağlıkla yaşamak istiyoruz” diyerek, JES projesinin durdurulmasını istediklerini belirtti.
Köylüler, JES projesine karşı mücadelelerini sürdüreceklerini açıkladı.
PİRHA/VARTO
Yoruma kapalı.