PİRHA- FEDA Eşbaşkanı Şahin Polat, Ortadoğu’daki çatışmaların iki ülke arasındaki bir savaş olarak tanımlanamayacağını belirterek, sürecin küresel kapitalist güçlerin müdahalesiyle şekillenen yeni bir jeopolitik dizilim olduğunu vurguladı.
Ortadoğu’da İran ile İsrail arasındaki savaş genişleyerek Irak’tan Suudi Arabistan’a kadar yayılıyor. Karşılıklı füze ve İHA saldırıları sürerken, stratejik önemdeki Hürmüz Boğazı İran tarafından gemi geçişlerine kapatıldı. Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün geçtiği boğaz, savaşın seyrini etkileyebilecek kritik bir faktör olarak görülüyor.
ABD Başkanı Donalt Trump, petrol ticaretinden yararlanan ülkelere güvenlik için gemi gönderme çağrısı yaptı ancak yanıt alamadı. Ayrıca İran’ın bölge ülkelerine saldırmasını beklemediklerini ve İran’da lider kadronun etkisiz hale getirildiğini iddia etti. Savaş, hem bölgesel yayılma hem de enerji hatları üzerindeki etkisi nedeniyle küresel risk oluşturuyor.
FEDA Eşbaşkanı Şahin Polat, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Polat, mevcut çatışmaların dar anlamda iki ülke arasındaki bir savaş olarak ele alınmasının eksik bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Polat, “Esas tanımlama üçüncü dünya savaşının Ortadoğu’da bir üst aşamaya ulaştığıdır” dedi.
Polat, sürecin kapitalist modernite güçleri ve onların bölgedeki temsilcilerinin Şii ulus devlete doğrudan müdahalesi olduğunu belirterek, bu durumun yaklaşık 40 yıllık bir arka plan ve hazırlığın sonucu olduğunu dile getirdi.
“AMAÇ YENİ BİR JEOPOLİTİK DİZİLİM”
Savaşın temel hedeflerinden birinin bölgesel ve ileride küresel ölçekte yeni bir jeopolitik düzen kurmak olduğunu ifade eden Polat, bu sonucun kaçınılmaz göründüğünü söyledi. Polat, “ulus üstü küresel kapitalist sermayenin bu sermayeyi sınırlandıran köhnemiş ulus devletlere karşı müdahalesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Sürecin gidişatına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Polat, mevcut tablonun kapitalist modernite güçlerinin lehine ilerlediğini belirterek, İran’ın uzun süre direnmesinin ya da bu mücadeleyi kazanmasının zor göründüğünü ifade etti. Saddam Hüseyin’in akıbetine de değinen Polat, bunun demokratikleşmeyen ulus devletlerin geleceğine dair bir örnek olduğunu söyledi.
“KÜRTLER VE EZİLEN HALKLAR İÇİN HEM FIRSAT HEM RİSK”
Polat, yaşanan gelişmelerin Kürtler ve ezilen halklar açısından hem fırsatlar hem de ciddi riskler barındırdığını belirtti. Kürtlerin birlik oluşturmasının önemli olduğunu vurgulayan Polat, bunun tek başına yeterli olmadığını ifade ederek, diğer halklar ve inançlarla demokratik ve stratejik ittifakların kurulması gerektiğini söyledi.
Demokratik ulus modeline işaret eden Polat, bu çerçevenin Kürt halkı ve tüm ezilen kesimler için en doğru ve ispatlanmış model olduğunu belirtti. Bu modelle “üçüncü yol” alternatifinin hayata geçirilebileceğini ifade eden Polat, ne kapitalist moderniteye ne de köhnemiş ulus devlet anlayışına mahkum olunmaması gerektiğini vurguladı.
İran’ın çok dilli ve çok inançlı yapısına da değinen Polat, en uygun çözümün demokratik ulus temelinde geliştirilecek üçüncü yol modeli olduğunu sözlerine ekledi.
PİRHA/KÖLN
Yoruma kapalı.