PİRHA – Dede Nihat Saltuk, hızır ayının önemini anlattı. Hızır ritüelini “Ruhun aydınlanması” şeklinde özetleyen Saltuk, bu geleneğin tüm dünyaya anlatılması gerektiğini de söyledi. Nihat Saltuk, Muharrem Ayı gibi Hızır’ın da tüm cemevlerinde karşılanması gerektiği notunu düştü.
Sarısaltuk Ocağına mensup Nihat Saltuk, Hızır inancının, Alevi toplumundaki karşılığını anlattı. Hızır’ın, toplum tarafından “kutsal” görüldüğünü belirten Saltuk, bu geleneğin, Alevi inancının en büyük parçası olduğunun altını çizdi.
Dede Nihat Saltuk, şubat ayıyla birlikte pirlerin, köylere uğradığını belirterek “Pirlerin, talibiyle buluşması ise Hızır’ın gelmesi demekti. Kimin evine pir gitmişse Hızır’ı gelmiştir” dedi.
KUTSAL AYA DÖNÜK HAZIRLIKLAR
Nihat Saltuk dede, Hızır ayı yaklaşırken yapılan hazırlıkları da özetledi. Pirlerin köylere gelmeden önce lokmaların hazırlığına başlandığını anlatan Saltuk, şunları söyledi:
“Cemler olacak, küskünler barışacak, evlerimize bereket, huzur gelecek. Bir köye eğer piri gitmemişse Hızır uğramamıştır. Fakat Alevi inancı Şah-ı Merdan Ali ile Hızır’ı bütünleştirir. Onun için Hızır’ı her yerde hazır ve nazır görmek, Hızır’ın özelliğidir. Onu, gönlümüzde her zaman ‘Bozatlı’ ve ‘Aksakallı pir’ olarak görürüz. Hızır, dondan dona bürünendir. Bir kalıba da sokamayız. Belki kapımıza gelen bir dilencidir. Bazen bir yetimdir. Hızır’ demek, insanın farkında olması, ruhun aydınlanması, karanlığa kalmış gönüllerin aydınlanması demektir.”
“HIZIR, İNSANA GİZLENMİŞTİR”
Dede Nihat Saltuk, Hızır’ın, bir umut kaynağı olduğunu da anlattı. Alevilikte Hızır’ın ölümsüz olduğuna dair bir inanış olduğunu söyleyen Saltuk, bu geleneği şu cümlelerle anlattı:
“Hızır ölmedi diyoruz çünkü ölüm ölür biz ölmeyiz deriz. Hakk’ın cemali de Hızır da zamana, mekana tabi değildir. Güneşin nasıl yeniden doğduğuna inanıyorsak Bozatlı Hızır’ın da carımıza yetişeceğine inanıyoruz. Hızır çaredir, dosttan kesilmeyen umuttur. Hızır, insan ile Tanrı’nın buluşmasıdır. Hızır karşılık beklemeden yardıma koşandır. Hızır, tükenmez umuttur bizim inancımızda. Onun için Hızır, insana gizlenmiştir. Hızır, insanlarla el ele el Hakk’a, hala haldaş, Yol’a yoldaştır. Hızır bizim güneşimiz, ayımız, dolunayımız, bağımız, köşkümüz, orucumuz, sabrımız ve kurbanımızdır. Hızır zahiri değil batınidir. Yani görüneni değil görünmeyeni temsil eder.
Darda olduğumuzda kimi zaman İmam Ali’yi, kimi zaman Hızır’ı çağırırız. Onlara verdiğimiz ikrarımızda sadık kalırız. Zalimin karşısında, mazlumun yanında, haksızlığın karşısında, adaletin yanında, Şah-ı Merdan Ali’nin Yol’unu Yol ederiz. Savaşa karşı barış, kötülüğe karşı iyilik, çaresizliğe karşı yardımlaşma bizim Yol’umuzdur. Sevgi ve umudun Bozatlısı Hızır’ın darda kalanlara yardım etmesini, bütün insanlarda vücut bulmasını diliyoruz. Ali kardeşimiz, Hızır da yoldaşımız olsun.”
“BİR ÜZÜM TANESİNİ 40 KİŞİYE PAY ETTİK!”
Dede Nihat Saltuk, Hızır anlayışının bugün ne oranda yaşatıldığına da değindi. Günümüzde Hızır’a yeterince anlam verilmediğini söyleyen Saltuk, inanç önderlerinin bu konuda eksik kaldığını söyledi. “Bizler anlatamadık. Bizim anlattığımızla halkın anladığı da farklı oldu” diyen Dede Saltuk, şöyle devam etti:
“Kendi ihtiyacın varken yetime, yoksula el uzatabiliyor musun? Hepimiz Hızır gibi insanlara yardım etmeliyiz, darda olanın yardımına koşmalıyız. Haksızlığın karşısında dik durmalıyız. Hazreti Hüseyin ‘Ne aradığını bilmezsen bulduğunda onu tanıyamazsın’ diyor. Biz daha ne aradığımızı bilmiyoruz! Bir lokmayı bölüşmenin önemini bilmeliyiz. O zaman Hızır’ı anlamış olacağız. ‘Kırklar Cemi’nde bir üzüm tanesini 40 kişiye pay ettik’ diye hep anlatırız ama biz dünyayı götürüyoruz hala bir lokmayı pay edemiyoruz! Günümüzde ise bir tek Hızır’da lokma dağıtılıyor. O da cemsiz, cemaatsiz, sadece semah yapıyor. Hızır’ı anlayıp dünyaya da anlatmak lazım. Bizler neden eli kolu bağlı, çaresiz şekilde Hızır’ı bekliyoruz? Bir de sen herkese Hızır ol. Hızır, ruhun aydınlanmasıdır. Ruhun aydınlanmamışsa, ruhun karanlığında kalmışsan kusura bakma, Hızır’ı anlamamışsındır.”
HIZIR RİTÜELİ CEMEVLERİNDE YAŞATILMIYOR!
Dede Nihat Saltuk, geçmiş yaşanan Hızır ritüellerini de hatırlattı. Şubatın ikinci salısından itibaren Hızır orucunun başladığını belirten Saltuk, kimi bölgelerde ise Pazar günü başladığını aktardı. Bu orucu geçmişte en çok da bekar bireylerin tuttuğunu söyleyen Dede Saltuk, Hızır’a dair şunları anlattı:
“Oruçların son günü gençler biraz daha tuzlu yerler, su içmezlerdi. Oruç sonunda kim su vermişse onunla evlenileceğine inanılırdı. Evimize Hızır gelsin diye buğday kavrulurdu. O kavutları hiç kimsenin değmediği yüksek bir yere koyardık. Eğer ona bir el değmişse ‘Hızır evimize uğramış’ denirdi. Ayrıca aileler, yoksulluklarını göz önünde bulundurmadan kurban keserdi.
Anadolu’ya gittiğiniz zaman kimi köyler bir hafta önce tutar bir diğeri sonra tutar. Çünkü o pir, her hafta bir köydedir. Çünkü perşembe akşamı cem olurdu muhakkak. Hızır orucunun dağınık şekilde tutulmasının nedeni de budur.
Ancak hizmet yürüttüğüm Yunus Emre Cemevi’nde maalesef bu yönlü bir hazırlığımız olmuyor. Cemevleri aslında bu gelenekler için olmalı. Muharrem ayı için hazırlık yapılıyor ancak Hızır için yapılmıyor. 3 Gün Hızır orucu tutuyorsak aynı Muharrem ayı gibi burada birlikte oruçlarımızı açabiliriz. Ancak cemevleri, yöneticilerin himayesinde kaldığı için bu işleri dedelere bırakmıyorlar. Dedeler biraz geriye atıldılar. Aleviliğin yaşadığı sorunlar da dedelerin geriye atılmasından kaynaklı oluyor.”
Eren GÜVEN/İSTANBUL
Yoruma kapalı.