PİRHA- Dortmund Alevi Kültür Merkezi (DAKME), Almanya’da inanç, kültür ve anadil eksenli çalışmalar yürüten önemli merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Eşbaşkan Alişan Tekin, “Bu bina sadece dört duvar değil, halkın evidir, geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimizdir” diyerek DAKME’nin dayanışma ve ortaklaşma ruhunu anlattı.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ağırlıklı olarak Almanya’da olmak üzere Avrupa’nın bir çok ülkesinde faaliyet yürütüyor. FEDA’ya bağlı 8 dernek/dergah bulunuyor. Bazı bölgelerde ise temsilcilikler düzeyinde faaliyet yürütülüyor. Dortmund ve Çevresi Alevi Derneği (DAKME) de bunlardan biri.
1993 yılında Sivas Katliamı sonrası kürtçe bir isim olan Dakamin ismiyle kurulup, daha sonra DAKME ismini alan derneğin 400 kadar üyesi bulunuyor.
DAKME Eşbaşkanı Alişan Tekin faaliyet yürüttükleri binayı PİRHA’ya tanıttı.
Tekin, “Sivas’tan sonra gördük ki, gittiğimiz bazı kurumlarda gerçek bir sahiplenme yoktu. Biz Aleviler olarak, Kürt Alevileri olarak örgütlenmemiz ve birleşmemiz gerekiyordu” dedi.
Tekin DAKME’nin kuruluş sürecini ise şöyle anlattı:
“DAKME’nin temelleri üç kişiyle atıldı: Ali Dağdeviren, Kal Fırat ve Hevalcan. Bu üç isim, tüzük çalışmalarını yaparak altyapıyı oluşturdu. Kısa sürede büyüyen çalışma, 10-20 kişilik bir ekibe dönüştü.
Merkezin ilk adı Kürtçede “annem” anlamına gelen Dakamin idi. Ancak Ali Dağdeviren’in önerisiyle isim, Almanya’daki toplumsal ve siyasal koşullara uyumlu olması için DAKME (Dortmund Alevi Kültür Merkezi) olarak değiştirildi. Kökümüz Dakamin’dir, yani anneden, yaşamdan, kaynaktan geliyoruz.”
“YENİ BİNA BİR İHTİYAÇTI”
Tekin, yıllar boyunca kullanılan eski dergâhın bir noktadan sonra yetersiz kaldığını belirterek, sekiz yıl önce mevcut binanın alındığını söyledi. Bu sürecin halkın katkılarıyla gerçekleştiğini vurgulayan Tekin, “Güzel bir kampanya yaptık. Canlarımızdan, yoldaşlarımızdan lokmalar topladık. Bu bina sadece satın alınmış bir yapı değildir; burası halkın evidir” dedi.
Derneğin kapılarının herkese açık olduğunu ifade eden Tekin, yaşanan bir taziye olayını şöyle aktardı:
“Burada bir taziye vardı. Hafta içi olduğundan dolayı gündüz kapı kapalıydı. Aile biraz paniklenmiş kapının önüne gelmişler. Biz dışarıya çelik kasa kurduk. Şifresi var. Şimdi sonuçta bu bina toplumun, halkın. Biz burayı mülkiyet olarak benimdir, şunundur diye, görmüyoruz. Telefon üzerine şifreyi verdik. ‘Canlar hiç kendinizi yabancı hissetmeyin’ dedik. Öyle bir mutlu olmuşlar ki, öyle bir teşekkür etmişler. Neden? itikadımız budur. Birçok kurumda bu kalmamış. Mülkiyet kavgası başlamış. Bunlar doğru şeyler değil. Bu bizim inancımız, itikadımız değil. “
İNANÇ, KÜLTÜR VE ANADİL EKSENLİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜLÜYOR
DAKME’de cemler yürütülürken, diğer taraftan semah kursları, bağlama, şan ve gitar kursları düzenleniyor. Ayrıca anadil çalışmalarına büyük önem veriliyor. Tekin, “Anadilimiz kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya. Ben konuşabiliyorum ama benden sonraki kuşaklar konuşamıyor. Bu gerçeği görüyoruz” dedi.
Bu noktada Rızaşehir Akademisi’nin yürüttüğü “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” projesine dikkat çeken Tekin, çalışmanın tarihsel ve kültürel hafıza açısından hayati olduğunu vurguladı.
BAKANLIK ZİYARETİ VE AKADEMİK DESTEK
Kuzey Ren-Vestfalya Kültür Bakanı Ina Brandes’in DAKME’yi ziyaret ettiğini aktaran Tekin, görüşmede kurumun çalışmaları ve ansiklopedi projesinin anlatıldığını söyledi. Tekin, “Bakan, bunun akademik bir çalışma olduğunu ifade etti ve üniversitelerle işbirliği için kapıları açabileceğini belirtti” dedi.
DORTMUND’TA 55 BİN ALEVİ YAŞIYOR AMA 400 ÜYEMİZ VAR
Dortmund’da yaklaşık 55 bin Alevinin yaşadığına dair veriler olduğunu hatırlatan Tekin, buna karşın DAKME’nin yaklaşık 400 üyesi bulunduğunu söyledi. Son yıllarda üye sayısının hızla arttığını belirten Tekin, mevcut yönetim modelinin yetersiz kalabileceğini ifade ederek meclis tipi bir örgütlenmenin tartışıldığını aktardı.
“SAĞCI VE IRKÇI ANLAYIŞLARA KAPALIYIZ”
DAKME’nin herkes için açık bir mekân olduğunu vurgulayan Tekin, tek istisnanın ırkçı ve sağcı anlayışlar olduğunu belirtti. DAKME bugün, inancın, kültürün, anadilin ve toplumsal dayanışmanın yaşatıldığı bir merkez olarak çalışmalarını sürdürüyor. Tekin’in ifadesiyle:
“Bu bina sadece dört duvar değil; geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimizdir.”
Elif SONZAMANCI PİRHA-DORTMUND
Yoruma kapalı.