PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Tarsus Kapalı Hapishanesi’nde yaşanan ağır hak ihlallerini gündeme getirdi. Dernek, mahpusların sağlık hakkı, infaz erteleme uygulamaları ve işkenceye varan kötü muamelelerle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, cezaevi koşullarının derhal iyileştirilmesi gerektiğini belirtti.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında dernek binasında hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri ve mahpusların karşı karşıya kaldığı ağır koşullara dair basın toplantısı yaptı. Bu toplantıda İHD Mersin şubesine yapılan başvurular ve Hapishane Komisyonuna bağlı avukatların yürüttüğü hapishane ziyaretleri ile elde edilen veriler ve ayrıca, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Mersin Şubesi ile Çukurova Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği üyesi avukatlar tarafından Tarsus Kapalı Hapishanesinde yapılan ziyaret notlarından yararlanılarak hazırlanan rapor kamuoyuna sunuldu.
Raporda, özellikle Tarsus Kapalı Hapishanesi’nde yaşanan hak ihlalleri, mahpusların sağlığa erişim hakkı, infaz yakma uygulamaları ve işkence gibi ağır suçlamalar gündeme getirildi.
“HASTA MAHPUSLAR TEDAVİ EDİLMİYOR”
Raporun detaylarını basın toplantısında aktaran Hapishane Komisyonu Sözcüsü Muammer Derince, cezaevlerinde yaşanan temel hak ihlallerini şu şekilde özetledi:
“Hapishanelerdeki hak ihlalleri, her geçen gün daha da derinleşiyor. Mahpusların, sağlık hizmetlerine erişimleri engelleniyor, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerden mahrum bırakılıyorlar. Sağlık sorunları nedeniyle tedavi edilmedikleri gibi, bu süreçte ciddi işkencelere ve kötü muameleye tabi tutuluyorlar. Hastalanan mahpuslar ya doktora götürülmemekte ya da ağız içi arama, kelepçeli muayene ve özellikle kadın mahpuslar, ahlaka aykırı bir şekilde kolluk kuvvetlerinin yanında muayeneye zorlanmaktalar. Başta Yüksek Güvenlikli Hapishaneler olmak üzere, bölgede bulunan tüm hapishanelerde durum bu şekildedir. Tarsus Kadın Hapishanesinde kalan A.A. , H.T. Z.Y. Ş.A. ve M.Ö.’nün, Tarsus T-1 Kapalı Hapishanesinde kalan A.Ç. , H.Ç. , H.A. , A.A. , ve A.T.’nin, Tarsus T-2 Kapalı Hapishanesi’nde kalan Ş.K. , A.A. , F.G. , A.A. ve K.E.’nin, Tarsus T-3 Kapalı Hapishanesinde kalan A.A ve A.Ç.’nin birçok mahpusun bu şekilde sağlığa erişim haklarının ihlal edildiği, başvuru ve avukat görüşmelerinden de anlaşılmaktadır. Bahsettiğimiz uygulamalara bağlı olarak, özellikle hasta mahpusların yaşamlarını çekilmez hale getirdiği, ağır kronik rahatsızlıkları bulunan mahpuslara makul yaşam ve tedavi koşullarının sunulmadığı, sağlığa erişim haklarının ihlal edildiği gözlemlenmiştir.”
CEZAEVLERİNDE “İNFAZ YAKMA” İHLALLERİ
Derince, cezaevi idarelerinin hapishane koşullarını iyileştirmek yerine, mahpuslara yönelik insan onurunu zedeleyen uygulamaları arttırdığını belirtti. Özellikle, mahpusların infazlarının, verilen haksız disiplin cezaları gerekçe gösterilerek altışar ay süreyle ertelendiğini vurgulayan Derince, bu uygulamanın şartlı tahliye haklarını ihlal ettiğini ifade etti.
İHD’nin raporuna göre, cezaevi idareleri, mahpusların infazlarının ertelenmesi bahanesiyle, şartlı salıverme haklarını ihlal ediyor. Cezaevi idareleri tarafından verilen haksız disiplin cezaları, mahpusların cezalarının altışar ay süreyle ertelenmesine yol açıyor. Bu durum, özellikle Tarsus Kapalı Hapishanesi’ndeki L.K., B.K., H.A., A.T., İ.A., A.Z., K.E., S.F. ve M.Ç. gibi mahpuslar üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor.
İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE
Raporda, mahpusların sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katılımının, ceza tehdidi ile engellendiği ve bu faaliyetlere katılmak isteyen mahpuslara cezaevi idaresi tarafından baskı yapıldığı belirtildi. Mahpusların bu haklarını kullanmak istemeleri durumunda, cezaevi idaresi tarafından şiddet ve psikolojik baskılarla karşılaştıkları kaydedildi. Ayrıca, infaz yakma tehdidinin, cezaevi yönetimleri tarafından sürekli olarak gündemde tutulduğu, mahpusların bu tehditler nedeniyle ciddi bir psikolojik baskı altında oldukları ifade edildi.
Tarsus Kapalı Hapishanesi’nde kalan mahpusların, özellikle yüksek güvenlikli cezaevlerinde, diğer mahpuslardan izole edilerek, her türden hak mahrumiyetine tabi tutuldukları belirtildi. Yüksek güvenlikli hapishanelerde, mahpusların giysi ve yataklarının, havalandırmaya ve güneşe çıkarılmalarına izin verilmediği, bu sebeple bu hapishanelerin “Güneş Görmeyen Cezaevi” olarak adlandırıldığı ifade edildi. Mahpuslar, bu koşulların sağlıklarını olumsuz etkilediğini belirttiler.
YETERSİZ BESLENME, HİJYEN SORUNLARI VE KANTİN FİYATLARI
Basın toplantısında, hapishanelerdeki beslenme sorunlarına da dikkat çekildi. Mahpusların yemeklerinin ya çok az verildiği ya da yenilemeyecek kadar sağlıksız olduğu belirtilerek, mahpusların beslenme ihtiyaçlarının karşılanmadığı kaydedildi. Ayrıca, cezaevi kantinlerinde fiyatların çok yüksek olduğu ve mahpusların bu fiyatlarla yaşamlarını sürdürmeye çalıştıkları ifade edildi. Hijyen kurallarına uymayan gardiyanların, mahpusların sağlığını tehdit eden koşulları artırdığı, temizlik malzemeleri ve kişisel hijyenin sağlanamaması gibi sorunların da raporda yer aldığı vurgulandı.
AİLE İLİŞKİLERİNİN ENGELLENMESİ
Mahpusların, ailelerinin bulunduğu cezaevlerine sevk talepleri sıklıkla reddediliyor. Bu durum, mahpusların aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak değerlendiriliyor. Aile ile görüşme haklarının engellenmesi, mahpusların psikolojik ve duygusal durumlarını olumsuz etkiliyor. Ayrıca, mahpusların koğuş değiştirme taleplerinin gerekçesiz bir şekilde reddedilmesi de cezaevi idaresinin keyfi uygulamaları arasında yer alıyor. Muammer Derince, ” dedi.
EĞİTİM, KÜLTÜREL VE SOSYAL HAKLARIN KISITLANMASI
Raporda, cezaevlerinde mahpusların eğitsel, kültürel ve sosyal faaliyetlere katılımının engellendiği, kitap, dergi ve gazete alımlarının sınırlı hale getirildiği belirtildi. Mektup ve telefonla iletişim haklarının ihlal edildiği, mahpusların dış dünyadan koparıldığı ifade edildi. Özellikle Kürtçe yazılmış mektupların verilmediği ve bu durumun ırkçı bir yaklaşımla engellenmesi, mahpusların özgürlüklerine ve ifade haklarına ciddi müdahaleler olarak değerlendirildi. Muammer Derince, “Eğitim, kültürel faaliyetler ve sosyal hakların engellenmesi, mahpusların topluma yeniden kazandırılmalarını zorlaştırmakta, aynı zamanda bir insan hakkı ihlali oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.
DİYALOG EKSİKLİĞİ VE YÖNETİMSEL SORUNLAR
Son olarak, cezaevi idarelerinin, mahpuslarla diyalog kurmaktan kaçındığı ve onların temel haklarını sürekli olarak ihlal ettiği ifade edildi. Cezaevi idaresinin, mahpusları sürekli olarak cezalandırması ve haklarının ihlal edilmesi, hapishane yönetimindeki büyük bir sorun olarak gündeme getirildi. Mahpuslar, idarelerin uyguladığı keyfi ve adaletsiz tutumlar nedeniyle sık sık mağduriyet yaşamaktadırlar.
TALEPLER VE ÇAĞRILAR
İHD, raporunda mahpusların temel haklarının ihlal edilmesine son verilmesi için çağrıda bulundu. Cezaevi yönetimlerinin, mahpusların onurlu bir yaşam sürmelerini engelleyen uygulamalara son vermesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca, Adalet Bakanlığı, TBMM İnsan Hakları Komisyonu, Valilik İnsan Hakları Birimi, Hapishane İzleme Kurulu gibi ilgili birimlerden somut adımlar atılması talep edildi.
İHD, cezaevlerinde uygulanan hak ihlalleri ve işkenceye karşı tüm kamuoyunu bilinçlendirmeye ve bu ihlallerin son bulması için mücadele etmeye devam edeceğini belirtti.
PİRHA/ MERSİN
Yoruma kapalı.