PİRHA- Gazeteci Çilem Küçükkeleş, 2024 yılının Aleviler açısından zor geçtiğine, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı faaliyetleriyle asimilasyon, inkar ve imha politikalarının devreye sokulduğu bir yıl olduğuna dikkat çekti. Örgütlenmenin önemine vurgu yapan Küçükkeleş, “2025’te Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına karşı neler yapılacağı doğru organize edilirse iyi sonuçlar elde edilebilir” dedi.
2024 yılı dünyanın birçok yerinde savaşların yoğun bir biçimde sürdüğü, kadınlara ve çocuklara yönelik erkek şiddetinin artış gösterdiği, Alevilere ve azınlık gruplarına yönelik hak ihlallerinin devam ettiği, kayyım politikalarının yeniden devreye sokulduğu bir yıl oldu.
Öte yandan 2024 yılı, bir önceki yıllar gibi iktidarın Alevilere karşı yürüttüğü kültürel ve inançsal asimilasyon saldırılarına, Alevi toplumu ve kurumlarının da bu saldırılara karşı mücadelesinin sürdüğü bir yıl oldu.
CAN TV Yayın Kurulu Üyesi ve Gazeteci Çilem Küçükkeleş, 2024 yılını PİRHA için değerlendirdi.
“SAVAŞ YENİ KAOSLARA YOL AÇTI”
Ortadoğu’daki savaşların toplumları çok büyük bir şekilde etkilediğini belirten Küçükkeleş, 2024’ün toplumların hak mücadelesinin terörize edildiği, toplumların rızasının alınmadığı, devletlerin halklara büyük baskılar uyguladığı bir yıl olduğunu söyledi.
Özellikle İsrail’in Filistin’e uyguladığı soykırım ve yerinden etme savaşıyla başlayan Lübnan’a uzanan ve son olarak Suriye’yi HTŞ’nin ele geçirdiği bir düzenin, yeni kaoslara yol açtığını kaydeden Küçükkeleş, “Bu yıl, sivil halklara en büyük saldırıların yaşandığı bir yıl oldu ve HTŞ’nin Suriye’de yönetimi ele geçirmesi özellikle Aleviler açısından çok kaygı verici. Çünkü bu zihniyet, uzun zamandır toplumların reddettiği, mücadele ettiği akıllardı ama bu akıllar devletler tarafından silahlandırılıp halkların üstüne salındı.İslamiyetin iddia ettiği karşıt mücadeleyi gösteriyormuş gibi gözüken, İslami tüm kimliklerin bundan nemalanmaya çalıştığı yer, eninde sonunda İsrail’e hizmete dönüştü. Arap Baharı toplumların demokrasi talebi üzerinden geliştirdiği bir mücadeleyken devletler toplumların elinden zor gücüyle bu mücadeleyi ellerinden alıp kaos ve trajediye dönüştürdü” diye konuştu.
Ortadoğu’daki kaosun; devletlerin zor kullanma, yolsuzluk, suç konusunda cesaretlendiren ikili bir hukuka yol açtığını ve Türkiye’de de böyle bir rejimin var olduğunu vurgulayan Küçükkeleş, “Devletlerin çürüdüğü, kirlendiği ve toplumu da çürümeye ittiği rejimler ortaya çıktı. Türkiye’de de bu böyle. Her gün toplum en olmayacak denilen olaylarla karşılaşıyor, korkunç bir yoksulluk var. Maalesef ki toplumun itirazının göründüğü bir yere dönüşemiyor devletin baskı kurması sebebiyle” sözlerini kullandı.
“ALEVİLER İÇİN ZOR BİR YILDI”
2024’ü Aleviler açısından da değerlendiren Çilem Küçükkeleş, en büyük sorunlardan birinin Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘nın faaliyetleri olduğuna dikkat çekti.
Küçükkeleş, şunları dile getirdi:
“2024 zor bir yıldı Aleviler açısından. Bu başkanlığın ideolojisi hepimizi Türklüğe örgütlemek şeklinde tespitlerde bulundu Alevi camiası, gerçekten de bu başkanlığın 2024’teki eylemleri bu yönde oldu. Bu başkanlık Aleviliğe bir kayyıma dönüştü ve Aleviliği tarif etmek, nasıl bir din olduğunu anlatmak, resmi devlet eliyle bir Alevilik yaratmak istedi. Devlet gücünü kullanıyor bu başkanlık. Ele geçirmek, tabela asmak, sandalye almak gibi küçük köylerdeki cemevlerinin ihtiyaçlarını görme şeklinde çeşitli faaliyetler yürüterek buraları kendine bağlanmaya zorluyor. Damal’da bir muhtar, aynı zamanda bir cemevi başkanı gözaltına alındı ve yerine kayyım atandı. Devletin güçlü olma halini Alevi toplumu üzerinde kullanmak ve mekanlarına el koymak, nasıl Alevilik yaşanacağını tasvir etmek istiyor.
ALEVİ ÖRGÜTLENMESİ DAHA DA GÜÇLENMELİ
Öte yandan Alevi kurumları öncelikli hedeflerini bu yapılanmaya aldılar, neye hizmet ettiğini çok net anlattılar ve bu kurumu net bir şekilde reddettiler. Bu duruş çok kıymetliydi. Ancak henüz nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzun pek de farkında değiliz bence. Anayasalarla yok hükmündeyiz hala. Bir plastik sandalyeye, bir tadilata vs. hiç tenezzül etmemek gerek. Tenezzül etmek bu suça bulaşmak demektir. Çünkü devlet sizi de kendisine benzeterek çürütüyor. Bunlara karşı dikkatli olmak ve daha güçlü bir örgütlenme yaratmamız gerekiyor. Sadece sokağa çıkıp eylem yapmakla değil, köy köy gezerek bu tehlikeler anlatılabilir. 2025 yılında Alevi örgütlerinin geçmiş yıllarda yürüttüğü tüm faaliyetler dışında farklı faaliyetler yürütmesine ihtiyaç var. Bu mücadeleye toplumu katarak çok güçlü sonuçlar elde edilebilir. 2025’te Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına karşı neler yapılacağı doğru organize edilirse iyi sonuçlar elde edilebilir. Yoksa bugün Diyanet’in ürettiği politikanın yarın bizi beklediğini unutmamak gerekir.”
Küçükkeleş, 2025 yılının Alevi örgütlenmesinin daha da güçlendiği, Alevi kurumlarına sahip çıkıldığı, farklılıklarla zenginleşilen bir yıl olmasını dileyerek, tüm Alevilerin yeni yılını kutladı.
Fatoş SARIKAYA-Devrim FINDIK/ İSTANBUL
Yoruma kapalı.