Alevi Haber Ajansi

‘Analar posta oturamaz tepkileri aldım; pirler ve sistem kadınları geri itti’-VİDEO

PİRHA-  Seyit Sabun Ocağı Analarından Zehra İncesu, analık makamını yürütmek adına sarf ettikleri çabanın önünde ilk engel olarak pirlerin durduğu eleştirisini yöneltti. İncesu, “Yolu yürütmek için çaba sarf ediyorum. ‘Adana’da bir cemde kadın posta oturamaz’ diye çok ciddi tepki almıştım. Dersim’de yine bir cem yaptık, posta oturduk. Fakat pirlerimiz konuştu ve her zaman ki gibi bize söz vermediler. Bu baskı bizi geriye itti” diye konuştu.

Seyit Sabun Ocağı mensubu Zehra İncesu Varto’nun Köprücük (Qasiman) Köyü’nden. Küçük yaşlarda ayrılmak zorunda kaldıkları köylerinden metropollere göçe etmişler ve ömrünün büyük kesimini metropollerde geçirmiş. Kendi deyimi ile ‘Yol yürütmek için çaba sarf ediyorum” diyen İncesu, 13-14 yıldır Yol’ a hizmet için daha fazla bir uğraş içerisine girmiş.

İlk cemini Adana’da yürüten İncesu, anaları postta göremediği için yönelttiği eleştirilere dair ise pirlerden, “ Nasıl öyle konuşursun, analar posta oturamaz’ gibi ciddi tepkileri almış. Fakat bir ana olarak cem yürütmesine karşı olanlar olduğu için zor dönemler geçirmiş, sıkıntılar yaşamış.

“Erkeğin kadın üzerindeki baskısı bizi geri plana itti. Aslında bu biraz da sistemin isteğiydi” diyen İncesu,  pirler ve özelde de sistemin Alevi kadınını inançta ve yaşamda daha da geriye düşürdüğünü belirterek, anaların Yol’u yürütmekte daha çok mücadeleci olmaları çağrısında bulundu.

İncesu, şimdiler ise Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Adana Şubesi’nde hizmet yürütüyor.

“ANNEMİN DUALARI HALA AKLIMDA, HATIRLIYORUM”

Dersim merkezli Seyit Sabun Ocağı’ndan oldukları bilgisini paylaşan İncesu, taliplerinin Dersim’den Varto’ya, oradan da Hınıs’a kadar yayıldıklarını belirtti.

İncesu, “Ocağımızın merkezi Dersim. Taliplerimizin bir çoğu Hınıs’ta. Birçoğu farklı metropollere dağılmış durumdalar. Şu anda bizde pirlik yapan kimse yok. Pirlerimiz Hakk’a yürüdükten sonra kimseyi yetiştiremediler. Bir canımız yeniden yetiştirmeye çalışıyorlar. Farklı yerlere göç ettiğimiz için birbirimizden de koptuk. Çocukluğumda Dersim’de çok büyüyemedim, şehirlere gelmiştik. Ama annelerimizin yaptığı duaları hatırlıyorum. Annem, güneş doğmadan önce Ana Fatma’yı, Hızır’ı, Hak-Muhammed-Ali’yi söylerdi. Geceleyin kalktığımda annem ağıt yakarak ağlıyordu. O zaman neden ağladığını idrak edememiştim. Belli bir yaşa geldikten sonra yaktığı ağıtın İmam Hüseyin ve yoldaşlarına olduğunu öğrendim” dedi.

“PİRLERDEN, ‘ANALAR POSTA OTURAMAZ’ TEPKİSİ ALDIM”

İncesu, bir ana olarak cem yürütmesine karşı olanlar olduğu için zor dönemler geçirdiğini ve sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Analık makamını yürütmek adına sarf ettikleri çabanın önünde ilk engel olarak pirlerin durduğu eleştirisini yönelten İncesu,  yönelttiği eleştiriler karşısında ciddi tepkiler aldığını sözlerine ekleyerek şöyle konuştu:

“Son 13-14 yıldır özellikle uğraşıyorum. Yol yürütmek için çaba sarf ediyorum. Cemlerde bulundum, fakat anaları göremedim. Bunu birçok pire, ‘Neden anaları ceme getirmiyorsunuz, neden sizinle beraber posta oturmuyor?’ diye sordum. Çok ciddi derecede, ‘Nasıl öyle konuşursun, analar posta oturamaz’ tepkileri aldım. Benim kafamda kurduğum Kızılbaş Yolu bu olmamalı diye düşündüm. Ciddi sıkıntılar yaşadım. Biz anaların mutlaka Yol’a sahip çıkması, mücadele vermesi gerekiyor. Erkeğin kadın üzerindeki baskısı bizi geri plana itti. Aslında bu biraz da sistemin isteğiydi. Bununla birlikte Yol’a ihanet edenlerden kaynaklı bu sıkıntıları halen yaşıyoruz. Analar yolun anası olsunlar, beraber Yol yürütsünler. Gerekir ise tek başımıza cem yürütürüz, inanıyorum.”

“PİRLER KONUŞTU, BİZE SÖZ VERMEDİLER”

Alevi kadınının inançta ve yaşamda daha da geriye düşürüldüğünün altını çizen İncesu, Alevi örgütlenmeleri içinde kadının belirgin bir noktada olmaması ile birlikte söz ve yetki kademelerinde yer almadığı gerçekliğine vurguda bulundu. İncesu, “Adana’da bir cem yapmıştık orada posta oturmuştum. Kadın posta oturmaz diye çok ciddi tepki de almıştım. Dersim’de yine bir cem yaptık, posta oturduk. Fakat pirlerimiz konuştu ve her zaman ki gibi bize söz vermediler.  Ninelerimiz ve dedelerimizin yaşamış olduğu Aleviliği yaşamıyoruz. Alevilik doğa ile iç içedir. Doğa ile bütünleşiriz. Toprağa niyaz oluruz. Dersim’e veya herhangi bir ziyarete gittiğimde toprağa, ağaca, taşa niyaz olurum. Rızalığını alırım. O toprağa basarken bile tüylerim ürperiyor. Şu an ise ondan çok uzaktayız” şeklinde konuştu.

“BUNU YIKMAK İÇİN BİZ KADINLARA GÖREV DÜŞÜYOR”

“Çok zor değil, içten inanarak biraz çaba yetiyor” diyen İncesu, Yol’un devam etmesi için analara, kadınlara şu çağrıda bulundu:

“Şehirlerde herkes kendi kabuğuna çekilmiş. Aleviliği yaşamak bir yana, toplum olarak birbirimizden habersiziz. Bunu yıkmak için biz kadınlara, analara görev düşüyor. Kadınlara çok ihtiyacımız var. Artık evden çıkalım. Çocuklarımızı, geleceğimizi düşünüyor, yolumuzu devam ettirmek istiyorsanız, bu değerlere sahip çıkmamız gerekiyor. Çok zor değil, içten inanarak biraz çaba yetiyor. Başka da şansımız yok.”

Ersin ÖZGÜL/İZMİR

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak