Alevi Haber Ajansi

’10 yaşındaki çocuğu bile kullanıyorsa ülke bitmiştir; bu kadar zavallılık olur mu?’

PİRHA-Trabzon’daki toplu açılış töreninde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mikrofon verdiği 10 yaşındaki çocuğun CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na hakaret etmesine tepkiler sürüyor. AABK Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, “10 yaşında bir çocuğun bu kadar kin ve nefretle dolu olması geleceğin Türkiye’si için çok tehlikeli” derken, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise “Bir ülkenin cumhurbaşkanı 10 yaşındaki bir çocuğu bağırtıp, ondan çıkan sesten, sözcükten medet umar hale geldiyse, o ülke tükenmiş demektir” dedi. 

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün (30 Ocak) Trabzon’da bir toplu açılış törenine katıldı. 10 yaşındaki bir çocuk ise cezaevinde olduğunu söylediği babasının tahliye edilmesini isterken; Erdoğan’ın uzattığı mikrofon ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘na ‘hain’ ifadesini kullandı. Erdoğan ile açılış törenine katılanların o sıradaki gülüşmeleri ise dikkat çekti.

Trabzon’da yaşananlara tepki gösteren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Erdoğan’ın hemen her açılışta referans gösterdiği İslamcı şair Necip Fazıl Kısakürek’in sözlerini hatırlattı. Kamilağaoğlu, “Siyasal İslam’ın teorisyenlerinden bir şair var. Necip Fazıl Kısakürek. Gençliğe hitabında şöyle diyordu: “Kinlerinizin davacısı olacaksınız.” Açılış konuşmalarının çoğunda Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek’ten örnek verir. Kindar bir nesil yaratma doğrultusunda ajite çektiğini hepimiz biliyoruz. Bunu da başardı aslında. 20-21 yıllık iktidarlarının süresinde öyle bir nesil yetiştirdi ki, o yetiştirdiği çocuklardan bir tanesiydi Trabzon’da eline mikrofonu verdiği.

“BU KADAR VİCDANSIZLIK OLUR MU?”

Nefret ve kin kusturduğu çocuklardan sadece bir tanesi. 10 yaşında bir çocuğun bu kadar kin ve nefretle dolu olması geleceğin Türkiye’si için çok tehlikeli. Yüzbinlerce çocuk vakıflarda, tarikat yurtlarında o kin ile eğitiliyor. Gelecekte kinin yerine tekrar sevgiyi nasıl kazıyacaklar? Bu yalnız Aleviler, Kürtler, sol ve sosyalistler için değil insanlık için çok tehlikeli. İnsanın tüylerinin ürpermesine neden oluyor. İşin acı yanı da arkasında saf tutan insanlar gülüşüyor. Bu kadar zavallılık, vicdansızlık olur mu?” ifadelerini kullandı.

“10 YAŞINDAKİ ÇOCUK TÜRKİYE’NİN TAHLİLİNİ YAPMIŞ”

Kılıçdaroğlu’na ‘hain’ ifadesinde bulunan çocuk için “10 yaşında Türkiye’nin tahlilini yapmış” değerlendirmesinde bulunan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise şunları söyledi:

“Çocuk şunu öğrenmiş. Babası cezaevindeymiş. Cumhurbaşkanından babasının hapisten çıkarmasını isteyecek. 10 yaşındaki çocuk şunu çözüyor. Onu hapisten çıkarmanın yolu cumhurbaşkanının rakiplerine hakaret etmek, onu memnun etmek ve ondan bir talepte bulunmak. Bu durum şunu gösteriyor. 10 yaşındaki çocuk Türkiye’nin tahlilini yapmış. Adalet ve hukuk, mahkemelerde verilen kararlar ile çıkmıyor. Her şey cumhurbaşkanının iki dudağının arasında. “Ben onu memnun edersem, isteğim yerine gelir” diye düşünüyor.

10 yaşındaki çocuğa hakaret ettirip, yüzlerindeki o yılışık gülüşleri… 83 milyon olarak biz bunu hak ediyor muyuz? Çocuklara yıllardır öğretilen, kindar nesil yetiştirme hevesinin sonuçları olduğunu görmek mümkün. Çocuk aklını severim. Çocuklar akıllıdır. O, Türkiye’nin tahlilini çok güzel yapmış. İçinden de çıkmış. Nerede, ne söyleyeceğini, nasıl isteyeceğini gayet iyi bilmiş. “Senin karşındakiler ‘hain’. Oyunuzu da bu insana verin” deyince de, talebinin yerine geleceğini çözecek kadar zeki.”

“‘BU TOPLUM ŞÜKRETMEYİ UNUTTU, ŞÜKREDEN BİR TOPLUM YARATACAĞIZ’, DEDİLER”

Kendisi de bir öğretmen olan Doğan, 12 Eylül askeri faşist darbesinin ardından okullara gönderilen genelgeyi de hatırlattı. Doğan, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin tahlilini yapan o çocuklar bir an önce büyüsün. Eminim, yarın daha güzel bir yaşamın olacağını da bilirler. Bu sistemi çözdükleri gibi hallaç pamuğu gibi atar; özgür, adil, demokratik bir düzeni de kuracaklardır. O beceriyi de göstereceklerinden eminim. O çocuğa, “utan” asla demiyorum. O hale gelmesinin tek sorumlusu 83 milyondur.

12 Eylül döneminde şuna tanık oldum. 12 Eylül ilan edildikten çok kısa bir süre sonra okullara şöyle bir genelge geldi. “Bu toplum şükretmeyi unuttu. Şükreden bir toplum yaratacağız” dediler. Şükreden toplum bu şekilde yaratıldı. Toplum tümden ahlakını yitirdi. Bir ülkenin cumhurbaşkanı 10 yaşındaki bir çocuğu bağırtıp, ondan çıkan sesten, sözcükten medet umar hale geldiyse, o ülke tükenmiş demektir. Çocuğu bile bu alanda kullanabiliyorsa, mağduriyetinden kendileri için bir şeyler devşirmeye çalışıyorlarsa bu ülke bitmiştir.

“EĞİTİMLE, KENDİ AHLAKSIZLIKLARINA GÖZ YUMAR HALE GETİRMENİN YOLUNU BİLİYORLAR”

Ülkeyi o çocuklara bıraksalar, çocuk aklıyla idare etseler; bundan çok daha iyi sonuçlar elde ederiz. Yazık ülkemize. Bir öğretmen olarak çocuklara bunu yapılmasını asla kabul edemiyorum. Çocukları, “Onları kendi çıkarlarımız için nasıl ikna ederiz” mantığıyla yetiştiriyorlar. Ortaya da bu manzara çıkıyor. Eğitimin amacı çocuğu hayata hazırlamak, dünyayı tanımasını sağlamaktır. Çaresizlikten ülkede kalanlar dışında insanlar kaçıyor. Beyin göçü yaşıyoruz. Her tarafın telafisi mümkün ama eğitilmiş insanların yeniden hayata kazandırılması oldukça zordur. Onu da çok iyi bildikleri için eğitimle insanları kendi ahlaksızlıklarına göz yumar hale getirmenin yolunu biliyorlar.”

“MİLLİ EĞİTİM’İN TEZGAHI İNSAN EĞİTMİYOR, ÖĞÜTÜYOR”

Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer gelecekle ilgili planınız ne ise, o ülkeyi nereye taşımak istiyorsanız; eğitim amacınız da aynısı oluyor. İçinde bulunduğumuz şu günlerde saray rejimi var. Sarayın ise bir şahı, sultanı vardır. Bunun da ayakta kalabilmesi için kula ihtiyacı vardır. Şimdiki sistem bize dünyayı tanıyan, hayatı algılayan insanlar değil, itaat eden kullar yetiştirmenin peşindeler. Kul yetiştirmenin sonuçlarını yaşıyoruz. Milli Eğitim’in tezgahı insan eğitmiyor, öğütüyor. Geleceğimize yazık oluyor.”

Barış KOP / İSTANBUL

 

İLGİLİ HABERLER:

-Veli-Der: Çocuklar üzerinden siyaset yapılmasın, çocuklarımız suistimal edilmesin

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.

Web sitemiz, deneyiminizi daha iyi hale getirmek amacıyla çerezler kullanmaktadır. Bu durumda herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı düşünüyoruz, ancak isterseniz çerezleri devre dışı bırakma seçeneğiniz her zaman mevcuttur. Kabul ediyorum devre dışı bırak